Başarısız mı dedin, arttıralım o zaman

GÜLSEREN ŞENYÜZLÜ gsenyuzlu@kesanpostasi.com         Bir çocuğun duası: ‘’Sevgili Tanrı, babama kalsa hayatta en güzel günler çocuklukmuş. Sürekli okula gidip ders yapmanın, televizyonda hiçbir şey seyredememenin neresi güzel? Ne olur, bunu babama anlatır mısın?   Sanıyorum bu dua yabancı gelmedi. Bir zamanlar hepimiz böyle düşündük. Ders çalışmak omuzlarımızda bir yüktü. Şimdi meslek sahibiyiz....

Yazar: Gülseren ŞENYÜZLÜ - Yazının Tarihi: 20 Ekim 2013 - Okunma Sayısı:2501 defa okundu.

Gs111

GÜLSEREN ŞENYÜZLÜ

gsenyuzlu@kesanpostasi.com

 

 

 

 

Bir çocuğun duası:

‘’Sevgili Tanrı, babama kalsa hayatta en güzel günler çocuklukmuş. Sürekli okula gidip ders yapmanın, televizyonda hiçbir şey seyredememenin neresi güzel? Ne olur, bunu babama anlatır mısın?

 

Sanıyorum bu dua yabancı gelmedi. Bir zamanlar hepimiz böyle düşündük. Ders çalışmak omuzlarımızda bir yüktü. Şimdi meslek sahibiyiz. Anne baba olduk. Bir zamanlar bizim şikâyet ettiğimiz derslerden şimdi çocuklarımız yakınıyor.

 

Başıboş yaşamak ne güzel, diyor bir şairimiz. Diyor da başıboş yaşamak ne mümkün. Yemek yemek için bile çaba göstermemiz gerekiyor. Çiğnemeden yutulmuyor lokmalar.

 

Bir amacı olmalı insanın yaşamak için; amacımız olmasa  ne kadar tatsız olurdu yaşam. Umutlarımız, hayallerimizdir bizi mutlu yapan. Ve mutlu olmak içindir harcanan onca çaba.

 

Yaşam yolculuğunda çocuklarımıza güçlü olmayı öğretmek zorundayız, çalışmanın verdiği zevki… Elbette zaman zaman isteksizlikler olacak bunun da çözümü yine bizde.

 

Bir gün iki çocuklu bir aile gezintiye çıkarlar. Çocuklardan biri yorulur ve babasının kendisini kucağına almasını ister. Baba da yorgun olduğunu söyleyince çocuk ağlamaya başlar. Baba bir tek kelime söylemeden ağaçtan bir dal keser, dalı bıçakla düzeltir ve oğluna verir.’’Al oğlum, sana güzel bir at .’’der. Çocuk sevinçle ata biner ve sıçrayarak, ata vurarak evin yolunu tutar.

Baba dönerek kızına der ki:’’İşte hayat budur kızım. Bazen zihnen ve bedenen kendini çok yorgun hissedeceksin. İşte o zaman kendine değnekten bir at bul ve neşe ile yoluna devam et.

Bu at bazen aileniz, bazen bir arkadaş, bazen bir şarkı, bir şiir, bir çiçek, bir çocuğun tebessümü olabilir. Etrafına iyi bak, böyle bir atı, arayan herkes bulabilir.

Üniversite sınav sonuçları belli oldu, yerleştirmeler açıklandı. Sınav sonucuyla ilgili yorumlar yapıldı. Dendi ki Fen, Anadolu Liseleri en başarılı okullar oldu. Lise ve meslek lisesi öğrencileri başarısız… Bu sonucu çıkarmak için müneccim olmaya gerek yok. Olacağı bu, farklı olsaydı, şaşırırdık.

Biz değil miydik 8.sınıfta bu öğrencileri sınava sokan, biz değil miydik başarılarına göre gruplandıran. En başarılıları Fen Lisesine yerleştirdik, sonra başarı sırasına dizdiğimiz Anadolu Liselerine yerleştirdik yavrularımızı. Hiçbirine girmeyi başaramayan öğrencilerimizi düz liselere ya da Meslek Liselerine yönlendirdik.

 

Kapasitelerine göre gruplamaktı amaç ve  bu uygulandı. Sonra da aynı sınava tabi tutup hepsinden aynı başarıyı yakalamalarını istiyoruz. Olacak şey değil…

 

Hangi düşünceye sığınarak düz lisedeki öğrencilerin Fen Lisesi öğrencisi kadar başarılı olmasını istiyoruz. Aynı kulvarda aynı kapasitede öğrenciler yarıştığında ancak aralarında değerlendirme yapabiliriz.

 

Düz lise öğrencilerinin de içinde başarılı olanlar yok değil. Onlar daha önceki elemelerde kapasitesini gösteremeyen bir iki kişi. Sayıları çok değil.

Asıl sözüm çocuğunun kapasitesini kabul etmek istemeyen ailelere. Aynı kulvarda olmayanlarla karşılaştırmayalım yavrucuklarımızı. Onlardan yapabileceklerinin üzerinde başarı beklemeyelim. Bu haksızlık olur. Herkesin başarısı kendine ve toplumda herkese yer var.

Hala başarılı okullar sıralanırken daha önce kendi sınavımızla böldüklerimizi tekrar sıraya koymak marifet değil. Marifet kendi içinde gruplandırabilmek…

Bir Yorum Yazın

Arşiv

Reklam Alanı