Hava durumu güncelleniyor...Hava durumu güncelleniyor...Hava durumu güncelleniyor...
HESABIM
Üye Ol

BEŞİKTAŞ FENER !

       Binali KARTAL bkartal@kesanpostasi.com Sahalarda kendini beğenmiş, züppe para çuvallarının değil de formasına aşık efsane adamların top oynadığı yıllarda… Maç kaybettiği zaman kendi cukkasının düşeceğini değil, taraftarının yüzüne nasıl bakacağını düşünen futbolcular yaşarmış… Futbolun masada değil sahada oynandığı o dönemlerde… Hem sahada, hem de saha dışında hak yemek ayıp sayılırmış… Hakemi kandırıp faul...

Yazar: Binali KARTAL - Yazının Tarihi: 8 Şubat 2017 - Okunma Sayısı:2015 defa okundu.
binali_kartal_mhk_hakem20130416204305_b

       Binali KARTAL

bkartal@kesanpostasi.com

Sahalarda kendini beğenmiş, züppe para çuvallarının değil de formasına aşık efsane adamların top oynadığı yıllarda… Maç kaybettiği zaman kendi cukkasının düşeceğini değil, taraftarının yüzüne nasıl bakacağını düşünen futbolcular yaşarmış…
Futbolun masada değil sahada oynandığı o dönemlerde… Hem sahada, hem de saha dışında hak yemek ayıp sayılırmış…
Hakemi kandırıp faul penaltı falan kazanmaya, çaktırmadan topu avuçlamaya, hileyle rakibin kart görmesine sebep olmaya profesyonellik değil şerefsizlik denirmiş…
Futbolun, en sert faule rağmen dimdik ayakta kalmaya çalışılarak delikanlıca oynandığı o yıllarda… Rakibin küçücük bir dokunuşunda kendini yerlerde yuvarlayıp hakemin gözünün içine bakarak zırlamak çok ayıplanırmış…
Rakip tribünleri galeyana getirip, daha maç başlamadan ortalığı savaş alanına çevirmeye en ucuz tabirle “adilik” dendiği o geçmiş zamanlarda… Futbol üzerinden oynanan bahis oyunları henüz yayılmadığı için…
Yeter ki oynadığı kupon tutsun diye kendi takımının mağlubiyetine dua edecek haysiyetsizlere rastlanmazmış… Hakemler yine hata yaparmış, yine saç baş yoldururmuş ama bunun cezası en fazla “gözüne gözlük, saçına tarak”mış…
Rakip tribünler birbirlerini düşmanca kıyımdan geçirmez, en fazla… Fincanı taştan oyarlarmış… Bu masalı daha da uzatmak ve futbol üzerinden yitirdiğimiz değerlerle yüzleşmek gerek ! Normal olarak…
Hilekarlık, yalancılık, ağır tahrik, kışkırtma, dolanlı yolla menfaat sağlama, hak yeme gibi kavramlar kamu vicdanında en sert şekilde tepki bulması gerekirken…
Tüm bunlar futbol sahasında “profesyonellik” diye nitelendirilip alkışlanıyor ! Normal olarak… Bu tür davranışları sergileyenler şerefsiz, üçkağıtçı, haysiyetsiz diye nitelenmesi gerekirken…
Aynı davranışları yeşil sahada sergileyen futbolcuya “çok profesyonel” deniliyor ! Futbol bir oyun… Her oyun gibi bunun da kuralları ve bir ahlakı (!) olması gerekiyor… Ancak artık… O kurallar ve ahlaka en uygun davranana değil de… Kuralları inceden ihlal edip oyun ahlakının dışına çaktırmadan çıkana ve bunları herkese yedirene “profesyonel” deniliyor…
Her şeye rağmen ve her koşulda illa kazanma hırsının silip süpürdüğü ahlaki değerler… Onarılmaz profesyonel (!) yaralar açarak kişiliklerimizi deforme ediyor ! Futbol bir oyun…
Her oyunun kuralları ve ahlakı (!) olması gerekiyor ! Hayat bir oyun… Ve her geçen gün hayatımız ne kadar da futbolumuza benziyor ! Adına “profesyonellik” diyerek masumlaştırdığımız ahlaksızlık…
Her geçen gün sanki yeşil sahalardan sızarcasına nasıl da hayatımızı kirletiyor ! Her koşulda her şeye rağmen ve her yolla kazanma hırsı nasıl da bizi esir alıyor, birbirimize düşmanlaştırıp, canavarlaştırıp, insanlığımızdan uzaklaştırıyor…
Ve şeref… Günden güne ne kadar da profesyonelleşiyor !

Bir Yorum Yazın

*

Arşiv

Reklam Alanı