Hava durumu güncelleniyor...Hava durumu güncelleniyor...Hava durumu güncelleniyor...
HESABIM
Üye Ol

Bircan: Rejim değişikliği ülkeye ihanettir

Bircan: Rejim değişikliği ülkeye ihanettir

Anayasa değişikliği ile Türkiye Cumhuriyeti yıkılmak istenmektedir. Bu sıradan bir anayasa değişikliği değil, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu cumhuriyeti yıkma girişimidir. Rejim değişikliği ülkeye ihanettir Eğer bu değişiklik geçerse yeni rejimin adı cumhuriyet olarak kalacak ama kendisi cumhuriyet olmayacaktır.   Anayasa değişikliği olursa 1) Yeni Anayasa’yla gerçekten, bir tek kişinin diktatörlük rejimini devreye girer. ...

Haberin Tarihi: 7 Ocak 2017 - Okunma Sayısı:1997 defa okundu.

Anayasa değişikliği ile Türkiye Cumhuriyeti yıkılmak istenmektedir. Bu sıradan bir anayasa değişikliği değil, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu cumhuriyeti yıkma girişimidir. Rejim değişikliği ülkeye ihanettir Eğer bu değişiklik geçerse yeni rejimin adı cumhuriyet olarak kalacak ama kendisi cumhuriyet olmayacaktır.

 

Anayasa değişikliği olursa

123441) Yeni Anayasa’yla gerçekten, bir tek kişinin diktatörlük rejimini devreye girer.  Bu kim olursa olsun. Laik cumhuriyeti bitirmiş, demokrasimizi de askıya almış oluruz.

2) Demokratik rejimden tamamen ayrılıp otoriter bir rejimi kurmanın önünü açmış oluruz.

3) Hiçbir vatandaşın can, mal ve hukuk güvenliği kalmaz. Tüm kişi, kurum ve kuruluşlar tek bir kişinin talimatı ile yönetilir. Hukuk kalmaz.

4) Yönetimi denetleyecek hiçbir güç kalmayacak, devlet yönetiminde ve ülkede zorbalık hâkim olacak, iktidarın hâkim olduğu bir devlet düzeni oluşturulacaktır.

5) Bir kişi hem Hükûmet hem Meclis hem mahkeme olursa yasama, yürütme, yargı tek bir kişide toplanmış olacak ve böylelikle kuvvetler ayrılığı ilkesi ortadan kalkacak ve tam bir faşizm olacaktır.

6) Etkisiz, yetkisiz, âciz ve sembolik bir Meclis ortaya çıkacak. Kendi kendinizi fesheden, gerçekten, pasifize eden bir noktaya Meclisimizi getirmiş olacaksınız.

7)Meclisi mezara, demokrasiyi tarihe gömeceksiniz, kuvvetler ayrılığını tamamen bitirmiş, parlamenter sistemi sonlandırmış ve noktalamış olacaksınız.

8) Bu rejimi uygulayan ülkeler üçüncü dünya ülkeleridir. Türkiye’yi de aynı geri kalmış ülkeler sınıfına getireceksiniz bu rejimi değiştirirseniz.

Tabuta çakılan son çivi: Başkanlık

Türkiye yangın yerine dönmüştür. Türkiye’de bu yangını çıkaran, yangına körükle giden AKP iktidarıdır. Şimdi ülke yanıyor diye bağırıp ellerindeki benzin bidonlarıyla yangına koşmaktadırlar. AKP ile, AKP kafası ile Türkiye’nin gidebileceği bir santim bile yer kalmamıştır.

Vatandaşlarıma, hemşehrilerime soruyorum. Acaba bugün ülkede ne olacak diye endişe duymadığınız gün kaldı mı? Sabah uyandığınızda televizyonu açarken inşallah kötü bir şey olmamıştır demediğiniz sabah var mı? Bu iktidar ülkenin sabahlarını bile çalmıştır. Artık hayırlı sabahlara uyanmıyoruz.

Ülkeyi felakete götürenler Türkiye Cumhuriyetinin tabutuna son çiviyi başkanlık adı altında çakmaya çalışmaktadır.

Ülke AKP yüzünden var olma mücadelesinde

2002’de sıfır terörle aldıkları Türkiye’nin haline bakın. Başkanlık başkanlık dedikleri, başkanlık için bu ülkenin gençlerini yedikleri 7 Haziran 2015’ten bu yana 593 sivil, 538 asker, 304 polis hayatını kaybetti. Bu ne korkunç rakamdır. Bunların hesabını vermeden neyin başkanlığı! Bu şehitler sizin saltanat hevesiniz için mi, bu vatan için mi canını verdi.

Her şeyi bıraktım biraz bu şehitlere saygınız varsa bu teklifi geri çekersiniz.

AKP’liler bir konuda haklı ülkemiz şu an var olma mücadelesi vermektedir. Ama unuttukları ya da söylemedikleri veya söylemeye utandıkları bir konu var ki o da Türkiye’yi, bu hale AKP’nin soktuğudur. Bu durumdan kurtuluş AKP’den kurtuluşla olacaktır. Bunun birinci adımı da getirilmek istenen saltanat sistemine izin vermemekle olacaktır. Başkanlık Türkiye’ye giydirilmek istenen deli gömleğidir. Bu gömlek ülkemizin elini kolunu bağlar.

Daha dün Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş itiraf etti. Suriye politikamızda baştan beri birçok yanlış var diye. Yanı tam ifade etmese de aslında dedi ki; bunca Suriyelinin vatansız kalmasında, açlık, yoksulluk, sefalet çekmesinde, sokaklarda dilenmesinde, on binlerce insanın ölmesinde, IŞİD teröründe, aklımıza gelmeyen ama başımıza gelen birçok felakette sorumluyuz. Biz diyoruz ki sadece sorumlu değil suçlusunuz da. Bunların hesabını vereceksiniz. Şimdi her şeyi Davutoğlu’na atıp aklanmak yok. Kırk yıl hamamdan çıkmasanız da aklanıp paklanamazsınız.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak Suriye politikanız yanlış dediğimizde hep birlikte, medyadaki borazanlarınızı da alıp bağırıyordunuz. Şimdi itiraf ediyorsunuz. Ama eksik itiraf ediyorsunuz. Ekonomi politikanız da yanlış, dış politikanız da, eğitim politikanız da her şeyiniz baştan sona yanlış. Ama Anayasa değişiklik teklifiniz yanlışın ötesinde ihanettir. Cumhuriyete, demokrasiye ve Türk milletine ihanettir.

AKP’nin ortakçısı Bahçeli

         Hiçbir demokraside olmayan yetkileri bir adama vermek, Meclisi işlevsizleştirmek cumhuriyeti kuran, kurtuluş savaşını veren en son 15 Temmuz’da bombalanan gazi Meclisimize karşı ihanet girişimidir. Meclisi işlevsizleştirmek isteyenlerle Meclisi bombalayan eski ortakları arasında ne fark vardır? Bizce yok, ikisi de milli iradeyi ve demokrasimizi hedef almaktadır.

AKP tam başkanlık hayallerini ertelemişken ummadığı desteği Bahçeli’de buldu. Bahçeli’den böyle bir çıkış olması şaşırtıcı değil aslında çünkü o her zaman MHP’ye gönül verenler için hayal kırıklığı olmuştur. Ama Bahçeli Cumhuriyetin temellerine dinamit koyan bu düzenlemelere ortakçı olarak ihanetin zirvesi yapmıştır.

AKP- Bahçeli ittifakı demokrasimizin temellerini yok etmeyi amaçlamaktadır.  Bahçeli kendini sarayın ortağı sanıyor ama sadece ortakçısıdır. Kullanma tarihi geçince bırakılacaktır. Bunun sağlamasını yapmak istiyorsa AKP PKK ortaklığında çözüm süreci sırasında Cumhurbaşkanının kendisi için söylediklerini tekrar dinlesin. AKP için kullanışlı olanlar zamana göre değişir. Dün PKK olur, bugün Bahçeli olur.

Başkanlık Teklifi ile,

1) Yürütme yetkisi doğrudan ve tamamen cumhurbaşkanına veriliyor, Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu kaldırılıyor. Hükûmetin tamamen cumhurbaşkanına bağlı olarak çalışması getiriliyor.

2) Bakanlar ve Hükûmet için artık Türkiye Büyük Millet Meclisinin güvenoyu vermesi gerekmiyor çünkü cumhurbaşkanı tek başına güveni Meclise yetiyor.

3) Hükûmeti denetleyecek gensoru süreci ortadan kaldırılıyor. Bakanlar sadece ve sadece cumhurbaşkanına hesap verecek bir noktaya getiriliyor.

4) Devlet yönetiminde ne kadar devlet yetkisi varsa sınırsız bir şekilde cumhurbaşkanının yetkisine veriyorsunuz. Parti başkanı olarak hem bürokratları atayacak hem de Millî Güvenlik Kuruluna Başkanlık yapacak hem Hâkim ve Savcılar Kurulu üyelerini hem Anayasa Mahkemesi, Danıştay üyelerini, Yargıtay başsavcısı, başsavcı yardımcısını atayacak, milletvekillerini belirleyecek hem de devleti ve milleti temsil edebilecek bir cumhurbaşkanı ortada kalmayacaktır.

5) Ortada fiilen yargılanamayan, hesap verme gereği duymayan cumhurbaşkanı ve bakanlar iş başında olacak. Cumhurbaşkanı, başbakanın yetkilerinden daha fazlasını kullanabilecek bir duruma getirilmektedir.

6) Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar için aynı kural geçerli olacak. Anayasa Mahkemesinin 15 üyesinden 12’sini seçen ve atayan, Danıştayın 1/4 üyesini atayan, Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulunun 12 üyesinin 6’sını atayan, cumhuriyet başsavcısını ve yardımcısını atayan bir tablo karşısında cumhurbaşkanı ve bakanları Yüce Divanda bir hesap verebilir mi?

7) Şu anda Başbakan ve bakanların soruşturulması 55 imzayla istenebilmekte, 276’yla Divana sevk edilmektedir. Bu düzenlemeyle hem cumhurbaşkanı hem de yardımcıları hem de bakanlar kesinlikle yargılanamaz hâle getirilmektedir.

8) Meclis seçimiyle Cumhurbaşkanı seçimleri aynı gün olacak; böylece, parti başkanı olan cumhurbaşkanı aynı zamanda da milletvekili adaylarını da belirleyip kendisine göre bir Meclis oluşturacak. Yasama ile yürütme gücü bir kişide ve cumhurbaşkanlığında toplanmış olacak.

9) Cumhurbaşkanı istediği zaman hiçbir gerekçe göstermeden Meclisi feshetme yetkisinde bulunacak.  Cumhurbaşkanının ikinci dönemi bitmeden verilecek bir erken seçim kararıyla cumhurbaşkanının üçüncü kez ve hatta dördüncü kez aday olabilme ve seçilebilme imkânını da ortaya çıkarıyorsunuz.

10) Cumhurbaşkanı yardımcılarının seçimi için bir düzenleme öngörülmediği için Kandil’den bile bir Cumhurbaşkanı yardımcısını atama yetkisine sahip bir Cumhurbaşkanı oluyor.

Başkanlık ihanettir

Şimdi terör örgütlerinin saldırılarını başkanlık ihaneti için gerekçe olarak göstermeye çalışıyorlar. Peki bu terör örgütlerini ülkenin başına kim bela etti. Atilla İlhan’ın dizeleri ile “ihanete gece müthiş bir gerekçedir”.

Biz diyoruz ki bu ihanettir ve ihanet için hiçbir gerekçenin geçerliği yoktur.

Ben Atatürk milliyetçisine bağlı, ülkesini seven herkesin bu ihanet değişikliğine karşı duracağına eminim.

Biz bu oyunu bozacağız. Mecliste, sokakta, köyde, her yerde durmadan mücadele ederek bozacağız. Ve inşallah başkanlık hevesi Türkiye’nin AKP’den, Erdoğan’dan ve Bahçeliden kurtuluşunun miladi olacaktır.

Bir Yorum Yazın

*

Arşiv

Reklam Alanı