Bize Atatürk Cumhuriyeti lazım

    Fethi AKAR fakar@kesanpostasi.com Atatürk’ü yalnızca gönlümüzde gözyaşlarımızda hüznümüzde kederimizde değil ama aynı zamanda aklımızda gözlerimizin ışığının  arttığı karanlıkların da böylelikle bir bir aşılacağı  bir biçimde yeniden selamladık. “Nemiz varsa, bağımsız bir devlet kurmuşsak,  hür vatandaş olmuşsak, şerefli insanlar gibi  dolaşıyorsak, yurdumuzu Batı’nın, vicdanımızı ve  kafamızı Doğu’nun pençesinden kurtarmışsak,  şu denizlere bizim diye bakıyor, bu topraklarda  ana bağrının sıcaklığını duyuyorsak, ...

Yazar: Fethi AKAR - Yazının Tarihi: 21 Kasım 2017 - Okunma Sayısı:212 defa okundu.

    Fethi AKAR

fakar@kesanpostasi.com

Atatürk’ü yalnızca gönlümüzde gözyaşlarımızda hüznümüzde kederimizde değil ama aynı zamanda aklımızda gözlerimizin ışığının  arttığı karanlıkların da böylelikle bir bir aşılacağı  bir biçimde yeniden selamladık.

Nemiz varsa, bağımsız bir devlet kurmuşsak, 
hür vatandaş olmuşsak, şerefli insanlar gibi 
dolaşıyorsak, yurdumuzu Batı’nın, vicdanımızı ve 
kafamızı Doğu’nun pençesinden kurtarmışsak, 
şu denizlere bizim diye bakıyor, bu topraklarda 
ana bağrının sıcaklığını duyuyorsak, 
belki nefes alıyorsak, hepsini, her şeyi 
30 Ağustos Zaferi’ne borçluyuz.

Böyle diyordu Falih Rıfkı Atay 
bir kitabında 
….
Ve biz o zaferler sayesinde var olduk.

Saygı gördük, dostluğumuza güvenildi,
düşmanlığımızdan çekinildi.

Bütün bunları hepsi,
Mustafa Kemal Atatürk’ün 
liderliğinde oldu

Cahillerin ve yobazların bir türlü 
içine sindiremediği Atatürk vefat ettiğinde
bir İtalyan gazetesinin attığı şu başlık bile
o sindiremeyenlere koca bir tokattı.
 

Sezar, İskender, Napolyon ayağa kalkın 
büyüğünüz geliyor. 

İnanın duygulanmamak elde değil.
            ***
Bir 10 Kasım’ı daha geride bıraktık.

Cumhuriyetimizin Kurucusu
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü
Ölümünün 79. Yılında saygı, özlem ve 
minnetle andık… 

Yine hüzünlendik ancak bu defa hüzün 
gördüklerimiz karşısında sevince ve 
umuda dönüştü. 

Genci, yaşlısı, 7’den 70’e herkes
sabahın erken saatlerinden itibaren
Atasına koştu.

Her Milli günlerimizde hastalananlar, 
yurt dışına geziye gidenler ve 
hatta Atatürk düşmanları dahi oradaydı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 
Ebedi Lideri Mustafa Kemal’i bağrına 
basan Anıtkabir bile şaşırmıştı..
 

Yurdun dört bir yanından 1 Milyon kişi
Hakiki Dünya Lideri’ne koşmuştu…
            ***
Uzun yıllar sonra ilk kez böylesine
bir manzaraya şahitlik ettik.

İşin siyasi kısmına girmeyeceğim.

 

O gün televizyon kanallarını elimizdeki

 

kumandanın tuşlarına basarak geziyordum.
Bakalım kim nasıl haber yapmış,
nasıl bir program hazırlamış bir görelim dedim.
Birkaç tuşa bastıktan sonra ekranda 
tanıdık bir yüz gördüm. 

Ve o kanalda kaldım.

Atatürk’ümüzü konuşuyorlardı.
Tam izlemeye başlamıştım ki,
bir telefon geldi acil çıkmak zorunda
kaldım.

Merak etmeyin şükür kötü bir durum yok.
Ekrandaki kişi tanıdık ya rahattım.

Kendisini ilk fırsatta arar,
o günkü programı ve o günün önemini
sorarım dedim.

Öyle de yaptım…
            ***
Cumhuriyet ve Atatürk sevdalısı
bitmez tükenmez enerjisiyle o televizyon
kanalında konuşan kişi, altını çizerek
söylüyorum, uçsuz bucaksız bir tarlanın 
bilim ve ilim yuvasına dönüşmesine öncülük eden, 
Adıyaman Üniversitesi Kurucu Rektörü
Başkent Üniversitesi  Sosyoloji Bölümü 
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Gündüz’dü. 

 

O gün televizyon kanallarını elimizdeki

 

kumandanın tuşlarına basarak geziyordum.
Bakalım kim nasıl haber yapmış,
nasıl bir program hazırlamış bir görelim dedim.
Birkaç tuşa bastıktan sonra ekranda 
tanıdık bir yüz gördüm. 

Ve o kanalda kaldım.

Atatürk’ümüzü konuşuyorlardı.
Tam izlemeye başlamıştım ki,
bir telefon geldi acil çıkmak zorunda
kaldım.

Merak etmeyin şükür kötü bir durum yok.
Ekrandaki kişi tanıdık ya rahattım.

Kendisini ilk fırsatta arar,
o günkü programı ve o günün önemini
sorarım dedim.

Öyle de yaptım…
            ***
Cumhuriyet ve Atatürk sevdalısı
bitmez tükenmez enerjisiyle o televizyon
kanalında konuşan kişi, altını çizerek
söylüyorum, uçsuz bucaksız bir tarlanın 
bilim ve ilim yuvasına dönüşmesine öncülük eden, 
Adıyaman Üniversitesi Kurucu Rektörü
Başkent Üniversitesi  Sosyoloji Bölümü 
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Gündüz’dü. 

Bu vesile O’nun güzel sesini duyma ve
sohbet etme şansı bulduk.
 

Kendisine 10 Kasım günü milyonlarca yüreğin 
Anıtkabir’e akmasından duyduğum 
memnuniyeti ifade ettim.  

Ve kendisinin de bu konudaki görüşlerini 
açıklamasını rica ettim. 

Sağ olsun Hocam bizi kırmadı
başladı anlatmaya…
 

“Atatürkçü düşünce sisteminin ülkemiz ve
dünya açısından bir aydınlanma vesilesi olarak
dimdik ayakta her yeri selamlıyor olduğunu
görmek beni çok mutlu etti. Gafletin, dalaletin,
cehaletin ihanetin izlerini gördüğümüz
gelişmeler karşısında yine Atatürk’ün aklının ve
bilimin ışığının yeniden ışıl ışıl olduğunu
görmek de öyle… Türk Milleti her başı 
sıkıştığında sigorta olarak sarıldığıAtatürk’e,
bu defa yalnızca gönlünü değil, gözyaşlarını değil,
aklını da bağladığını gördük.

Türkiye’nin dört bir yanından her
sosyo-ekonomik tabakadan insanlar
akın akın Atasının manevi huzurunda
onun kurmak istediği aydınlık Türkiye’nin
bekçileri olduklarını gösterdiler.

Gerçekten bugünleri hep 
kırgınlıkla anardık. Ama gördük ki,
Atatürk’ün şu sözü bugün bir kez daha
O’nun ne kadar ileri görüşlü olduğunu ortaya
koydu. Diyor ki Mustafa Kemal;
“Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya 
unutturmak isteyen gayretler belirebilir. 
Fikirlerimi inkar edenler ve beni yerenler 
çıkabilir. Hatta bunlar benim yakın bildiğim ve 
inandıklarım arasından bile olabilir. 
Fakat ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve 
kuvvetlidir ki, bu fikirler, Hintten, Mısır’dan döner, 
dolaşır gene gelir, verimli sonuçlarıyla kalpleri 
doldurur.”
            ***
Araya girdim. 
Hocam gerçekten müthiş bir şey.
Böyle bir Lidere sahip olmak hiçbir topluma 
nasip olmaz. Düşmanlarımız bile 
saygı gösterdi hep değil mi? 
 

Evet çok doğru söylüyorsunuz
Bugün Mustafa Kemal’in bize manevi miras 
olarak bırakmış olduğu ilim ve aklın 
egemenliğinde Türkiye Cumhuriyeti’nin 
dimdik ayakta çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine 
çıkma yolunda bir sigorta olarak yeniden 
akıllara gelmiş olması sevindirici bir şey olduğunu 
tekrar belirtmek istiyorum.   

Atatürk’ü  yalnızca   gönlümüzde 
gözyaşlarımızda hüznümüzde kederimizde değil 
ama aynı zamanda aklımızda gözlerimizin ışığının 
arttığı karanlıkların da böylelikle bir bir aşılacağı 
bir biçimde yeniden selamladık. 

Aslında uzun söze gerek yok. 
Atatürk’ün izinde onun yaşadığı dönemde 
yapıp ettiklerinden kaynaklı olarak yalnız Türkiye için değil, 
uygarlaşma yolunda aklın ve bilimin ışığında 
insanın değerine değer katılacak gelişmelerin 
sağlanabileceği devlet ve toplum düzeninin 
kuruluş yolunda yeniden selamladık.
 

ABD ve aydınlanmanın merkezi olan Avrupa’da 
bugünkü gelişmelere bakılırsa bugün bizden daha fazla 
Atatürk’e ihtiyaçları olduğunu görüyoruz. 

O’nun ne kadar büyük bir insan olduğunu
bir Alman gazetesinin Atamızın vefatından 
10 gün sonra 21 Kasım 1938’de yaptığı 
haberinde de görebiliyoruz. 
O gazete, Atatürk yaşasaydı dünya 
2. Savaşı görmezdi. Diye yazmıştı..  

Atatürk’ün savaş meydanlarında hiç 
yenilgi yüzü görmemiş muhteşem bir komutan olması 
ölümüyle düşmanlarıyla sevindirebilirdi. 
Ancak bizlerle beraber yas tuttular. 
Günlerce dünya basınında haber oldu. 

Yani Atatürk sadece cephede savaş kazanmış değil, 
aynı zamanda bir milleti Avrupa’nın 300 yılda 
kat edemediği yolu çok kısa bir süre içinde kat ederek 
her medeniyete örnek oldu. 

Sadece Avrupa mı? Orta Asyadan Kuzey Afrikaya, 
Güney Amerika’ya kısaca dünyanın her yerinde 
uzanan etkisi var. 

Gerçekleştirmiş olduğu devrimler,
devlet ve toplum hayatındaki önemli düzenlemeler 
Avrupa’da bile yoktu. Türkiye Cumhuriyetinin 
yurttaşına verilen hakların önemli bir bölümünden  
kendilerine çağdaş diyen nice toplumlar 
habersizdi.  
            ***
Tekrar araya girdim. 
Hocam Atatürk diktatör müydü? 
Önce derin bir of çekti devam etti…

Dönemi itibarıyla uygar olarak bildiğimiz 
Avrupa diktatörler yaratırken Atatürk kendisine 
teklif edilen tek adam rejimini elinin tersiyle itmiştir. 
Milletine güvenmiştir. Yola da milletiyle birlikte 
çıkmıştır. Milletiyle birlikte savaş kazanan 
tarihteki tek liderdir.
            ***
Adıyaman Üniversitesi Kurucu Rektörü
Başkent Üniversitesi Sosyoloji Bölümü
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sayın Mustafa Gündüz’e, 
başka da bir şey sormadım.  

Yaptığı açıklamalardan ve bizi aydınlatmasından
dolayı teşekkür ettikten sonra şunu düşündüm;

Atatürk bugün olsaydı 
dünyadaki kargaşa olur muydu?

Emin olun olmazdı. 

“Yurtta barış dünyada barış” diyen 
Atatürk Düşüncesi buna mani olurdu. 

Müsaadenizle son sözümüzü
söyleyip bitirelim;

Bize boş laf değil,
Atatürk Cumhuriyeti lazım… 

 

Bir Yorum Yazın

Arşiv

Reklam Alanı