Hava durumu güncelleniyor...Hava durumu güncelleniyor...Hava durumu güncelleniyor...
HESABIM
Üye Ol

CİSED GENEL BAŞKANI PSİKOTERAPİST CEM KEÇE: “TÜRKİYE KADIN-ERKEK İLİŞKİLERİNDE FABRİKA AYARLARINA GERİ DÖNMELİ!”

CİSED GENEL BAŞKANI PSİKOTERAPİST CEM KEÇE: “TÜRKİYE KADIN-ERKEK İLİŞKİLERİNDE FABRİKA AYARLARINA GERİ DÖNMELİ!”

  Türkiye’de son yıllarda evlilik kurumuna eskiye oranla daha bir güvensizlik ve çiftlerin evlilik bağını başarılı bir şekilde sürdürmemelerinden kaynaklı boşanma oranlarında da artış gözlenmekte. Evlilik terapistlerine göre bu durumun nedeni Türk insanının bazı değerlerinden ödün vermesi ve ‘Bir yastıkta kocamak’ ilkesinden uzaklaşmaları… BİR YASTIKTAN VAZGEÇMEK Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Genel Başkanı Psikoterapist Cem...

Haberin Tarihi: 21 Aralık 2016 - Okunma Sayısı:158 defa okundu.

 

Türkiye’de son yıllarda evlilik kurumuna eskiye oranla daha bir güvensizlik ve çiftlerin evlilik bağını başarılı bir şekilde sürdürmemelerinden kaynaklı boşanma oranlarında da artış gözlenmekte. Evlilik terapistlerine göre bu durumun nedeni Türk insanının bazı değerlerinden ödün vermesi ve ‘Bir yastıkta kocamak’ ilkesinden uzaklaşmaları…

BİR YASTIKTAN VAZGEÇMEK

unnamedCinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Genel Başkanı Psikoterapist Cem Keçe, son dönemlerde kendilerine başvuran çiftlerin yaşadıkları ilişki çatışmalarında ve evlilik bağını sürdürmekle ilgili yaşadıkları zorlukların altında, tecrübeler ve yaşanmışlıklarla birlikte geçmişten gelen kuralların çeşitli nedenlerle artık göz ardı edilmesinin yattığına dikkat çekti. “Etnografik geçmişine gidilse belki de binlerce yıllık bir düstur olan ‘Bir yastıkta kocamak’ diye bir anlayış vardır. Bugün yaşanan çatışmaların temelinde işte bir yastıkta kocamaktan vazgeçmenin, kadının ve erkeğin rollerinin değişmesinin izlerini görüyoruz” diyen Keçeçiftlerin önce yastıklarını, sonra yataklarını, hatta odalarını bile ayırdıkları bir sürecin yaşandığını, bunun da evlilik kurumuna ağır darbe vurduğu söyledi.

ÇİFTLER İŞİN CİDDİYETİNDE DEĞİL

“Evlilik, ‘BEN, SEN ile, BEN’i koruyarak ve SEN’i yok etmeden BİZ olmak istiyorum’ demektir, birlikte mutlu olacağınızı düşündüğünüz biriyle yeni bir hayata adım atmaktır” diyen Keçe, romantik ve heyecan verici flört ya da nişanlılık döneminde evliliğe hazırlanan çiftin, iki gönül bir olunca samanlığın seyran olacağını düşündüğünü ve evliliklerinde aşamayacakları hiçbir sorun olmayacağına inanarak yola çıktıklarını belirtti. Ancak son yıllara ait istatistiklerin ortaya koyduğu boşanma oranlarındaki çarpıcı artışın, gerçekte samanlığın seyran olmadığını gösterdiğine dikkat çeken Keçe, “Evliliğin uzaktan bakıldığı kadar kolay olmadığını gören çiftlerden bazıları işin kolayına kaçtığından, bazıları da evliliği ciddiye almadığından devam ettirmek yerine boşanmayı seçiyorlar. Çoğunlukla şiddetli geçimsizlik nedeniyle sonlanan evlilikler, aslında eşlerin birbirlerini anlamaya ve aralarındaki uyumu korumaya çalışmamaları ve birbirlerini kafalarındaki rollere sokma gayretleri nedeniyle bitiyor” dedi.

MUTLU EVLİLİĞİN TEMELİ ‘BİR YASTIK’TA SAKLI

Psikoterapist Cem Keçe, değişmeyen tek şeyin değişim olduğunu belirterek, evliliklerde de değişimin kaçınılmaz olduğunu söyledi. Zaman içinde kadının ya da erkeğin bir dizi değişimden geçtiğini belirten Keçe, “Her ikisin de ihtiyaçları, istekleri, beklentileri değişir, farklılaşır. Bu değişim, eşler tarafından anlayışla karşılanıp kabullenilmez ve uyum sağlanmazsa aralarındaki iletişim bozulur. Çatışmalar, tartışmalar, kavgalar ve hatta aldatmalar yaşanır. Mutlu bir evliliğin temeli iyi bir iletişimle atılır” dedi. Geçmişte çiftlerin evlendikleri zaman yataklarında tek uzun bir yastık bulundurma geleneği olduğunu hatırlatan Keçe, ‘Bir yastık’ deyiminin de işte bundan geldiğini anlattı. Ne olursa olsun, aralarında nasıl bir sorun ya da çatışma yaşanırsa yaşansın çiftin gece tek bir yastığa baş koyduğunu ve yatağını ayırmadığını hatırlatan Keçe, bunun asla elden bırakılmayan bir ve tek olma, iletişimi asla koparmamayı temsil ettiğini kaydetti. Keçe, “Eşlerin birbirini dinlediği ve anladığı bir iletişimleri varsa, birlikte duş alıyorlarsa, birlikte aynı saatte yatağa girebiliyorlarsa, göz teması, gönül teması ve ten teması kurarak birbirlerini dinleyebiliyorlarsa, ahde vefalılarsa ve düzenli sevişiyorlarsa evlilikleri de sağlam temeller üzerine kurulmuştur. Bu sayede, yaşadıkları çatışmaları ve diğer sorunları etkili bir biçimde çözebilirler. Aksi takdirde, en ufak bir geçimsizlikte, yastığını, yatağını hatta odasını ayıran çiftler için boşanma olasılığı artmaya devam eder” dedi.

DEĞERLERDEN ÖDÜN VERMEYİN

CİSED Genel Başkanı Psikoterapist Cem Keçe, son dönemlerde Türk insanının bir bir değerlerinden ödün verdiğine dikkat çekti. Bireysel olarak da bir çift olarak da geçmişte doğruluğu defalarca kanıtlanmış olan bazı değerlerin kaybolması ile birlikte gerek aile içinde gerekse toplumsal olarak çatışmaların yaşandığını belirten Keçe, bu durumun ‘Sarı Öküz’ hikayesine benzediğini aktardı. Aslanların gözüne kestirdiği sürüdeki öküzleri önce nezaketle sonra zorla yavaş yavaş bir bir avlamasını anlatan bu fabl hikayedeki gibi ağır ağır verilen ödünlerin ve tavizlerin değerleri bir bir kemirdiğine dikkat çeken Keçe, “Ne olursa olsun, bir yastıkta kocamaktan vazgeçmeyin, değerlerinizden ödün vermeyin. Türkiye’nin kadın-erkek ilişkilerinde fabrika ayarlarına geri dönmesi gerekiyor” dedi.

EVLİLİKTE MUTLULUK VE UYUM İÇİN…

Psikoterapist Cem Keçe, evliliğin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ve çiftin hem mutlu bir iletişim hem de uyumlu bir cinsellik yaşamaları için de bazı tavsiyelerde bulundu.Keçe şunları söyledi:

“1- Sevginizi açıkça gösterin. Eşinize onu sevdiğinizi sözlerle ve davranışlarınızla ifade etmekten asla vazgeçmeyin. Sevmek ve sevildiğini bilmek herkes için öncelikli bir ihtiyaçtır. Evliliklerde yapılan en büyük hata bir süre sonra eşlerin birbirlerine sevgilerini ifade etmemeye başlamalarıdır. Eşinize onun sevgi dilini kullanarak onu sevdiğinizi anlatmayı hiç bırakmayın.

2- Değer verdiğinizi hissettirin. Eşinizi beğendiğinizi, ona değer verdiğinizi, saygı duyduğunuzu gösterin. Düşüncelerine değer verin ve onu yargılamadan dinleyin, onaylayın, takdir edin, asla başkalarıyla kıyaslamayın ve kesinlikle aşağılamayın. Eşinizin duygu ve düşüncelerini anlamak için empati yapın. Üzgün, tedirgin, gergin olduğunda onunla konuşarak neler hissettiğini anlamaya çalışın.

3- Değiştirmeye çalışmayın. Hiç kimse mükemmel değildir. Her insanın iyi ve kötü yanları, olumlu ve olumsuz özellikleri olabilir. Eşinizin olumsuz özelliklerine değil, olumlu özelliklerine ve iyi yanlarına odaklanın. Olumsuz özelliklerine tolerans göstererek, oluşabilecek anlaşmazlıkları ve çıkabilecek tartışmaları önlemiş olursunuz.

4- Sır saklamayın. Eşinize asla yalan söylemeyin ve ondan hiçbir şey gizlemeyin. Evliliğin temel direklerinden biri güvendir. Eşinizin güvenini sarsacak her türlü söz ve davranıştan kaçının. Güven bir kez sarsıldığında, yeniden eskisi gibi sapasağlam olması çok zordur.

5-Öfkenizi kontrol edin. Sinirlendiğinizde eşinizi kıracak herhangi bir söz sarf etmemek ya da ona zarar verecek bir davranışta bulunmamak için öfkenizi kontrol altında tutun. Eğer öfkenizi kontrol edemiyorsanız sakinleşene kadar eşinizin yanından uzaklaşın.

6-Özür dileyin. Yaptığınız hataları olgunlukla kabul edin ve özür dileyin. Ama dileğiniz özrü o hatayı bir daha yapmamak için verdiğiniz bir söz olarak kabul edin ve hatalarınızı tekrarlamamak için çaba gösterin.

7- Sorumlulukları paylaşın. Ortak yaşamın tüm sorumluluklarını ve yapılması gereken işleri adil bir biçimde paylaşın. Evliliğin ve günlük yaşamın tüm yükünü eşinizin omuzlarına yüklemeyin.

8- Birbirinize özel zaman ayırın. Eşinizle baş başa zaman geçirmek için fırsatlar yaratın. Birlikte daha fazla şey paylaşmaya, ortak zevkler yaratmaya çalışın. Gelecekte hatırlamaktan mutluluk duyacağınız güzel anılar inşa edin. Birlikte yapmaktan hoşlanacağınız spor ya da hobi faaliyetleri bulun.

9- Kendinize de özel yaşam alanı yaratın. Eşinizin ve sizin sadece evliliğinize adanmış tek bir hayatınız olmadığını kendinize ait de bir yaşamınız olduğunu unutmayın. Her ikiniz de bireysel ilgi alanlarınız ve hobilerinize zaman ayırın. Kişinin kendine özel zaman ayırmasına ‘bireyselleşme’, çift olarak başka çiftlerle bir arada olmalarına ise ‘sosyalleşme’ adını veriyoruz. Sosyalleşen ve bireyselleşen bir çift hem kendini özgür hisseder hem de ‘biz kimliği’ geliştirebilir ve bu kimliğini koruyabilir.

10- Cinsellikte uyumu yaşayın. Mutlu bir evlilik için gerekli olan duygusal birlikteliğin yanı sıra, düzenli ve sağlıklı bir cinsel birlikteliğin de olması gerekir. Eşinizle romantizm ve erotizmin uyumunu yaşadığınız bir cinsel yaşamınızın olasına özen gösterin.

11- Evlilik terapistine başvurun. Evlilik terapisi sadece çatışmalı çiftler için var olan bir yöntem değil aynı zamanda hem ilişkisel hem de cinsel uyumsuzlukların çözümünde ya da zenginleşmesinde önemli bir katkı yapabilir. Bu nedenle alanında uzman bir evlilik terapistinden destek almaktan da asla çekinmeyin.”

Bir Yorum Yazın

*

Arşiv

Reklam Alanı