Hollanda-Türkiye Gerginliği…

        Bülent TÜRKER   bturker@kesanpostasi.com   Sevgili okurlarım sizlere Hollanda’nı Roterdam Şehri’nde Türk ve Hollandalı siyasetçiler arasında yaşanan gerginli ve iki ülke arasının açılmasına sebep olan olayla ilgili olarak Amsterdam’da yaşayan Faruk Akınbingöl’ün yazısını sizler için paylaşıyorum. İşte bu yazı… Hollanda’da yaşayan Hollandalı bir Türk olarak Hollanda ve Türk basınını takip ederek son...

Yazar: Bülent TÜRKER - Yazının Tarihi: 13 Mart 2017 - Okunma Sayısı:1983 defa okundu.
16735135_10208418222755287_149984057_o
        Bülent TÜRKER
  bturker@kesanpostasi.com

 

Sevgili okurlarım sizlere Hollanda’nı Roterdam Şehri’nde Türk ve Hollandalı siyasetçiler arasında yaşanan gerginli ve iki ülke arasının açılmasına sebep olan olayla ilgili olarak Amsterdam’da yaşayan Faruk Akınbingöl’ün yazısını sizler için paylaşıyorum.

İşte bu yazı…

Hollanda’da yaşayan Hollandalı bir Türk olarak Hollanda ve Türk basınını takip ederek son gelişmeleri değerlendirmeye çalışacağım. Öyle uzun teorik tartışma yapmadan madde madde konuya bakışımı açıklayacağım. Bugün parkta konuştuğum Hollandalı ve Türklerin duygularını da yansıttığımı düşünüyorum.
1. Annem (moederland, Hollanda) ve babam (vaderland Turkije)kavga ediyor. Ayrılmanın eşiğine gelmişler. Her iki tarafta bana kendisinin haklı olduğunu dikte ettirmeye çalışıyor. Ama benim düşüncelerimi hesaba katmıyorlar. Ben kavga etmelerini de ayrılmalarını da istemiyorum. Annemi ve babamı aklı selim olmaya davet ediyorum. 50 yıldır barış içerisinde yaşayan Hollanda’daki Türk vatandaşları yani her iki ülkenin evlatları bu çatışmanın kurbanı olacaktır.
2. Gerek Hollanda gerekse de Türkiye seçim atmosferinde bulunuyor. Hollanda’da 15 Mart ta genel seçim var. Türkiye ise 16 Nisan’da önemli bir referandum ortamında. Peki seçim ortamında olmak bu soruna nasıl yansıdı. Hollanda ile başlayalım. Hollanda da Wilders’ın ırkçı partisi PVV’nin seçimlerde az farkla da olsa birinci parti çıkması sözkonusu. Hollanda bütün çabasıyla bunu önlemeye çalışıyor. Tabiri caizsse bir korku sözkonusu. Hollandaca bir deyim ‘aangs is slechte raadgever’. Korku kötü bir danışmandır. Korku Hollanda Dışişleri bakanına bir hata yaptırıyor. Çavuşoğlu’nun (Üstelik de 298 sayılı yasanın 94/A maddesine göre yurt dışında ve yurt dışı temsilciliklerinde seçim propogandası yasak olmasına rağmen) Hollanda’da konuşturulmaması Wilders korkusuna bağlanıyor. Bu ülkede yaşayan Türkler tarafından gurur kırıcı kabul edilemez olarak niteleniyor.
3. Peki Türkiye ne yapıyor. Hollanda basını Çavuşoğlu ve Başbakanla bakanlar ve başbakanlar düzeyinde 8 kez telefon görüşmesi yapıldığını yazıyor. Bu görüşmelerde Hollanda’nın iddiası ‘Hollanda seçimleri nedeniyle bakanın siyasi seçim konuşması yapması güvenlik açısından uygun olmadığı sayın Çavuşoğlu’na iletiliyor. Hatta seçimden sonra gelmesi öneriliyor. Türkiye basını ve yetkililer ise geleceklerini söylüyorlar. Hollanda’da yaşayan ve hem Hollanda hem de Türkiye medyasını takip eden bir kişi olarak olayları izah etmeye çalışayım.
Türkiye DB Çavuşoğlu: Hollanda’ya geliyorum. İzin vermeyin göreyim.
– Hollanda DB Koenders: Seçim propagandalarına izin vermiyoruz
– Çavuşoğlu: Parti çalışması için geleceğim.
– Koenders: Gelmeyin.
– Çavuşoğlu: Geleceğim ve konuşacağım, engel olamazsınız.
-Hollanda: gelin ama seçim çalışması yapamassınız
Çavuşoğlu buna rağmen havaalanına gitti. Uçağı Hollanda’dan izin istedi. Hollanda izin vermedi. Bu arada yine Hollanda basınının bakanın ağzından yazdığına göre; Çavuşoğlu’nun Hollandayı tehdit etmesi üzerine uçağın iniş izni verilmeyeceği kararı alınıyor. . Ve ekliyor ‘biz çözüm için uğraşırken Türkiye kabul edemeyeceğimiz suçlamalar yapınca, bizi tehdit edince biz de bu kararı aldık diyor. Başbakan Rutte ‘Türkiye ne kadar gururluysa biz de o kadar gururluyuz’ diyor
5. Bu aşamadan sonra olay raydan çıkılıyor. Cumhurbaşkanı ve Başbakan Hollanda’yı nazi uzantısı ve faşizan olarak nitelemesi üzerine. Rotterdam Belediye Başkanı ‘birisi bunlara başkanı olduğum Rotterdam kentinin naziler tarafından yerle bir edildiğini anlatması gerekir ‘ diyor.
CB Erdoğan: Hollanda faşist, Hollanda Nazi
Hollanda başbakanı Rutte: Türkiye çizgiyi aşıyor, söyleneneler aptalca.
Aileden sorunlu bakan Fatma Betül Sayan: Uçağa izin vermezlerse karayolu ile Almanya’dan geliyorum.
Bu şekilde aslında Hollanda hükümeti Türk hükümetinin tehditlerini gördüğünü ve korkup geri adım atmayacağını bildirmiş oluyor.
Türkiye; Hollanda’yı yaptırımlarla tehdit ediyor.
Hollanda hükümeti, blöfünü görüyoruz deyip bakanın uçağına iniş izni vermiyor. “Burada seçim konuşması yapmanıza izin verilmeyecek” diyor. Başbakan Rutte buna ilişkin resmi bir açıklama yayınladı.. “Türk asıllı pek çok Hollanda vatandaşı Türkiye’deki referandumda oy kullanma hakkına sahiptir. Hollanda hükümeti, referandum konusunda bunlar için bilgilendirilme toplantıları yapılmasına bir itirazı yok. Ama bu toplantıların toplumumuzda gerilimlere yol açacak siyasi gerilim yaratacak, Hollanda’daki birlikte yaşam uyumumuza zarar vermeyecek bilgilendirme toplantısı olmalıdır. kamu düzeni ve güveliği için herkesin yetkili kurumun (ki burada Rotterdam belediye başkanlığı kastediliyor) talimatlarına uyması gerekiyor. Türk hükümetinin bu meselede bu kurallara uymayacağı tespit edilmiştir”.
6. Filmin koptuğu an ise Aile Bakanı Fatma Hanımın bana göre ucuz kahramanlığa soyunması ve Hollanda’nın aklıyla dalga geçmesiyle başlıyor. Rotterdam Belediye Başkanı’nın açıklmasını aynen aktarıyorum. ‘Rotterdam başkonsolosluğu ile gün içinde defalarca konuştuk, Türkiye’den herhangi birisinin gelmesini ve burda konuşma yapmasını istemiyoruz dediğimizi belirttik.
Bize yalan söylendi kimse gelmeyecek dediler.
Sonra şaşırtma taktikleri ile ülkeye 2 adet araç konvoyu girdi. Konsolosluktan iki grup güvenlik polisi başka yönlere doğru gittiler. Bizleri oyuna getirip Türk bakanın konsolosluk kapısına kadar geldiğini son anda fark ettik. Bu tip oyun ve yalanlar kabul edilemez.
Ayrıca konsolosluk, farklı yollardan vatandaşların konsolosluk önünde toplanması için çağrı yapmış ve bu sebeple insanlar toplanmışlar.
Sonunda ilgili bakan ve konvoyu en son geldiği ülkeye Almanya’ya gönderdik. Bu konuda böyle kapanmıştır. ‘
Burada Hollandayı atlatarak Konsolosluk balkonundan, halka hitap ederek kahraman olacağını düşünen sayın bakanla Polis arasında şu konuşma geçiyor.
Bakan-Konsolosluk Türkiye toprağıdır ve ben bir bakan olarak oraya gitmek hakkına sahibim. Engel olmanız uluslararası teammüllere aykırıdır
Polis- Ne yapmak istediğinizi biliyoruz size bir eskort vererek en kısa yoldan geldiğiniz ülkeye göndermek zorundayız.
Bakan_ gitmeyeceğim. Gerekirse burada beklerim
Hollanda uluslararası hukuk’a göre ,’ izin verilmeden gelen herhangi bir diplomatik görevlinin yabancı topraklarda herhangi bir dokunulmazlık hakkı bulunmaz, yani yasal olarak bekletilmesi doğru ve sonrasında da gönderilmesi doğru’ diye savunuyor. Türkiye ise tam tersini iddia ederek bunun bir skandal olduğunu söylüyor.
Uzun bekleyişten sonra bakanın içerisinde olan otoyu kaldırmak üzere bir çekme kamyonu yaklaşıyor. Bu arada ayrılmak istemeyen bakan polis eskortuyla sınır dışı ediliyor.
Rotterdam belediyesinin Fas asıllı belediye başkanı ise (ki kendisi geçtiğimiz aylarda ülkesindeki cihatçı Müslümanlara “Hollanda’ya saygınız yoksa, defolun gidin” demişti), Türk konsolosluğuna başka kimse bekliyor musunuz diye soruyor, Türk konsolosluğu “hayır beklemiyoruz program yok” diyor. Sayın bakan Truva atıyla bir yere sızmak istiyorsa Olimpiyakos stadına sızan 100 Beşiktaşlıya sorsa belki başarırdı.
Bu gerilimden iki taraf karlı çıkıyor. Gerilimden beslenen politikacılar Hollanda’da bizlerin 40 yıllık kazanımımızı ve geleceğimizi de risk ederek gerilimi oya çevirmeyi yeğliyor. Sokaklarda toplam 3 büyük ilde 1500-2000 civarında Türk (çoğunluğu genç olan) ‘Allahu Ekber, Faşist Hollanda’ nidalarıyla sorumsuz bir gösteriye dönüştürüyor. Bunlar olurken Hollanda halkı takdir edilecek bir soğukkanlı ve sağduyuyla davranıyor. Milliyetçi duyguları besleyip çatışma hatasına düşmüyor. Türkjiye partileri halkı sokağa dökülmeye çağırırken (bahçeli Avrupadaki teşkilatlarını harekete geçmesi için uyarıyor) Hollandalı itidalle olayları takip ediyor. Bir tek çatışma bile olmuyor. Bunun tersi durumunu düşünebiliyor musunuz?

Yorum Kapalıdır.

Arşiv

Reklam Alanı