Patara ( Gelemiş Köyü )…

Uzun Yol Tur Bisikletçisi        Ergun OSKAY eoskay@kesanpostasi.com Fethiye ve Saklı Kent ‘de iki gün çok güzel geçti. Burada ki köyleri ve yakın yerleri gezme fırsatını buldum. Yöre halkı ile sohbetlerde bulundum, bilgi alış verişlerinde bulundum. Tarihi ve antik yerleri gördüm. Fethiye’ den ayrılma zamanım gelmişti. Sabah erkenden kalkıp kahvaltımı ettikten sonra saat...

Yazar: Ergun OSKAY - Yazının Tarihi: 28 Temmuz 2014 - Okunma Sayısı:5498 defa okundu.

Uzun Yol Tur Bisikletçisi

10414468_10202833985345593_1065987481394610982_n

       Ergun OSKAY
eoskay@kesanpostasi.com

Fethiye ve Saklı Kent ‘de iki gün çok güzel geçti. Burada ki köyleri ve yakın yerleri gezme fırsatını buldum. Yöre halkı ile sohbetlerde bulundum, bilgi alış verişlerinde bulundum. Tarihi ve antik yerleri gördüm. Fethiye’ den ayrılma zamanım gelmişti. Sabah erkenden kalkıp kahvaltımı ettikten sonra saat 09.00 gibi yola çıkmaya hazırdım.
Navigasyon cihazımı açtım…Fethiye’den, Patara’ya gitmek için en elverişli yolu belirledim…Toplam 82 Km süreceğim… Yolum çoğunlukla eğimli, inişli ve çıkışlı…Bu da zamanımı biraz alacak gibi… Verilerime göre vereceğim molalar dahil sanırım saat 14.00 ile 15.00 arası patara da olmayı düşünüyorum. Yani toplam beş saat kadar sonra… Uzun yolculuğumda zamanla hiç işim olmaz ama uygun yer bakmak, kamp kurmak , denize girmek, etrafı gezmek için biraz erken davranmayı prensip edinmişim…İlk molam Uğurlu…Yol kavşağı oldu…

     Gölge bir ağaç altında dinlendim… Buraya gelene kadar biraz yoruldum… İniş ve çıkışlar vardı…Suyumu içeyim dedim…Sımsıcak olmuş… Bir yudum alarak dudaklarımı ıslattım , çok az içtim…Geri kalanıyla  da kepimi ıslattım. Yedek suyumu kontrol ettim…henüz buz erimemiş ve soğuktu… Not: Her konakladığım yerde yola çıkmadan bir gün önce mutlaka suyumu donduracak, buz yapacak bir yer bulurum … Ya bir lokantaya rica ederim, ya da bulunduğum yerde varsa en yakın bir yerlerden bu işi çözmeye çalışırım.. Yoksa sıcak, ılk suyla yola devam…Tekrar bilgilerime baktım… Önümde yine üç zor gidiş var… Buna göre ikinci mola mı Eşen de vermeye karar kıldım… Hava zaten çok sıcak… Asfalt resmen yapışıyor… Rüzgar arkamdan esiyor ama pek faydası da yok gibi….Kendimi yormanın anlamı yok dedim…
     Eşen’ e vardığımda soluklanmak için hemen bir gölge yeri buldum… Mataramdaki su da yavaş yavaş erimeye başlamıştı… Her eriyişin de ara molalarda içtiğimden ufak bir buz kütlesi kalmıştı ve suyumu doldurmam gerekiyordu. Etrafa bakındım… Bir çeşme göremedim… Az ileriden bir küçük çocuğun bisikleti ile bana doğru geldiğini gördüm. Yanımda durdu… Tanıştık… Biraz sohbet ettik. Nereden su bulabilirim dediğimde, beni hemen yolum üzerinde oturduğu eve götürdü… İçeriden annesi çıktı, derdimi anlattım.. Buz gibi suyumu tazeledikten sonra teşekkür edip , tekrar yola koyuldum…

Bundan sonra yolum düz… Hızımı biraz artırabilirim diye düşündüm… Zaten fazla yüküm de yok… Öyle yaptım… Hızımı biraz artırdım ve Patara’ ya 16.00 ‘ da vardım… Belirttiğim süreden bir saat gecikmiştim… Bu bu da yolun bazı kısımlarının zorlu oluşundan kaynaklanıyordu… Neyse varmıştım ya… Önemli olan gece olmadan ulaşmaktı benim için…http://tr.wikipedia.org/wiki/Patara


     Beldeye girdiğimde yer aramaya baktım… Meydana indim… Parkın yanındaki kamp yerine ulaştım.. İşletme sahibi burada kamp yapabileceğimi ve ücret ödemeyeceğimi söyledi… Her şey var… Sıcak su, banyo, duş, tuvalet, İnternet ve Wi-Fi …Ağaçlık içerisinde, yol üzerinde güzel, hoş bir yer. Teşekkür edip denize yakın daha uygun bir yer aramaya başladım ama bulamadım. Geri dönerken yol üzerinde Letoon pansiyonu gördüm… Hem biraz yorgundum hem de gerçekten iyi bir uykuya ihtiyacım vardı. İçeri girip, Ali bey adında Pansiyon sahibi ile görüştüm. Oda ve Kahvaltı kırk liraya kalabileceğimi söyledi… Tamam dedim ve kabul ettim. Odama yerleştim. Plaja gitmek için hazırlandım ve çıktım dışarı….Saat 17.00 olmuştu bile..
     Acele etmeliydim… Patara plajı saat 19.00 Ye kadar açık.. Bu saatten sonrası girmek, gezinmek yasak… Çünkü, Deniz kaplumbağaların ( Caretta caretta ) yumurtalarını bıraktığı saatler ve  korunma içerisindeler. Biz de hoş görü ve saygı göstermeliyiz diye düşünüyorum…http://tr.wikipedia.org/wiki/Caretta_caretta
     Vakit kaybetmeden yola koyuldum, yaklaşık iki kilometre yürüyüş yolunda yürüdükten sonra giriş kapısına vardım. Görevli kartım olup olmadığını sordu… Yoksa giriş ücreti beş lira…Kartım yok dedim… Bana on kontürlük yani on kez girişlik toplam yedi buçuk liraya kartımı verdi… Bu benim için daha uygundu… Belki üç gün kalabilirdim burada…
     İçeri girdikten sonra yürümeye başladım… Sol tarafımda Likyalılardan kalma şehrin ana giriş kapısını gördüm… Üç sütundan oluşan muhteşem bir yapıt…” Tak “… Pataranın simgesi…Kente girişi sergilemekte…On dokuz metre uzunluk ve on metre yükseklikte…M.S 100 yıla dayanıyor…Bu güne kadar ayakta kalmış…
     Yürümeye devam ettim… Yürüyüş yolunun sağında ve solunda bir çok eser var… Bir kısmı sonraları ortaya çıkarılmış… Tam bir Likyalılardan kalma tarihi  bir cennet burası.. Mutlaka gelip görülmeli..Likyalıların ilk Başkenti Patara… Eksedralı mezarlar,
     Biraz daha yürüdüm, yolun sağında Sekizgen havuz… Şehrin su ihtiyacını karşılamak amacı ile yapılmış…
     Yürümeye devam…Bu arada saatime bakıyorum..vakit ilerliyor… Hem hızlı bir şekilde yürüyor, hemde çevrenin fotoğraflarını çekiyorum…Doğal olarak oluşmuş bir göl ve çevresi tarihi hazinelerle çevrili…

       Yer altı oda mezarları….

     Seramik Fırınları…
     ” Kaynak ” Kilisesi ve Mezarlık alanı….
     ” Tepecik mezarlığı ” …
    Doğal gölün karşı tarafında Antik tiyatroları ve alış veriş merkezleri var.. Fakat giriş saati orası için uygun değildi… Zaten sadece bir gün için bu eserler, yapıtlar gezilmeli görülmeli…
     Sahile vardığımda saat 18.00 olmuştu.. Güneş hala yakıyordu… Hava da çok sıcak… Hemen kendimi pataranın kendine has dalgalı, köpüklü serin sularına attım… Bir müddet kumsalda güneşlendim….
     Plaj kapanma vakti yani 19.00 ‘ a doğru kaldığım pansiyona doğru tekrar yola çıktım… Günün yorgunluğunu bir nebze üzerimden atmıştım… Odaya vardı, banyomu yaptım ve akşam yemeği için dışarı çıktım… Etrafı biraz dolaştım.. Sakin bir yer.. Genelde yabancı var… Eğlence mekanı pek yok… Sıra sıra dizilmiş cafeler, gözlemeciler ve lokantalar var…
     Etrafta gezinirken, ne yiyeyim diye düşünürken ,tepede hoş bir pideci gördüm ve girdim içeri… Oranın yerlisi… Esasında gözlemesi ile meşhur bir yermiş ama ben karışık pide yemeği tercih ettim ve yanındada da buz gibi içeceğim… Yemekten sonrada çayımı içtim… Bir müddet oturdum ve sonra yatmaya gittim…
     Ertesi gün sabah erkenden kalktım… Yolcu yolunda gerek diye düşündüm…Kahvaltım banyoı ettikten sonra vedalaşıp yola çıktım.  İstikametim; Kalkan, Kaş…
     Başımdan geçen ilginç bir olay ; Patara plajından dönerken sol tarafımdaki tarihi eser ve yapıların arasından ellerinde üç bayan çıktı yoluma… Ben yolda yürümeye devam ederken , bir görevli geldi… Pardon dedi… Ellerinizdeki taşları bırakırmısınız… Ben de taş yok dedim… O zaman arkanızda yürüyen bayanlar sizinle mi dedi… Hayır dedim…Benimle değiller…Onlara dönerek , Lütfen aldığınız taşları yerlerine bırakın , teslim edin yoksa hakkınızda gerekli yasal işlemleri yapacağım dedi….Birbirlerine bakıştılar… Görevliye dönerek, Alt tarafı taş dediler… Görevli, olmaz dedi… Buradan her götürülen bir parça tarihi eser kaçakçılığına girer deyince bayanlar endişelendiler ve taşları hemen bıraktılar…Meğerse her on metrede bir gizli kameralar varmış ve ziyaretçileri kontrol ediyormuş…. Kesinlikle elinizi hiç bir şeye sürmeyin ve yasak olan bölgelere girmeyin derim…Yoksa hakkınızda yasal işlem yapabilirler…
     Patara Hakkında İzlenimlerim ; Fethiye- Antalya istikametine giderken , (D 400 karayolu) sağda kahverengi tabelayı göreceksiniz. Üç kilometre içeride kalıyor… Çok şirin bir belde… Yolları yapılmış.. Yabancı misafir çoğunlukta… Dinlenmek, yüzmek ve güneşlenmek için harika bir yer…On sekiz kilometrelik dünyanın en uzun kumsalına sahip…. Plaj kısmı saat 08.00 den 19.00 ‘ a kadar açık… Diğer zamanlar Kaplumbağaların yumurta bırakmaları sebebi ile girilmesi, dolaşılması yasak…Korunmaya alınmışlar. İnce kumları nedeni ile çok sıcak ve yakıyor.. Terlikle dolaşılması gerekiyor… Plaj içerisinde şezlong ve şemsiye ücrete tabi…Tam gün on lira… İçeride küçük sayılabilecek bir cafe var.. Ne ararsan mevcut… Öğlen yemeğini on beş ile yirmi lira arası geçiştirebilir ve doyabilirsiniz…. Deniz devamlı dalgalı… Sabah saatleri biraz duruluyor…Rüzgarı da bol… Güneşi yakıyor… Her on beş dakikada bir patara dan geçen dolmuşlar var… Yürümek istemiyorsanız, iki buçuk liraya patara ya bırakıyor sizi… Gençlerin uğrak yeri… Meydanı geçtikten sonra sağda Parkın yanında bir tane Kamping var.. Ücret almıyorlar… Sıcak duş, tuvalet,banyo , internet Wi-Fi var… Sakin bir Kamp yeri..Ağaçlık altında…İsterseniz pansiyon ve otellerde kalınabilir… Pansiyonlar Oda ve kahvaltı Kırk ile elli lira arası değişiyor… Pazarlık yapılmasını tavsiye ederim.. Oteller de yetmiş ile yüz lira arası..

Bir Yorum Yazın

Arşiv

Reklam Alanı