Hava durumu güncelleniyor...Hava durumu güncelleniyor...Hava durumu güncelleniyor...
HESABIM
Üye Ol

Sigara ve Cevat

Osman COŞKUN ocoskun@kesanpostasi.com       “Ne dedi doktor” diye girdi söze hastane bahçesinde beni bekleyen Cevat, ceketin cebinden çıkardığım sigara paketinden bir dal sigara alıp yaktıktan sonra, “sigarayı bırakmazsam ölecekmişim” dememle, cümleyi noktalar gibi öksürük krizine tutulmam bir oldu, “ve sen inatla, hala deli gibi sigara içiyorsun, lan oğlum manyak mısın sen, hiç mi...

Yazar: Osman COŞKUN - Yazının Tarihi: 15 Ağustos 2017 - Okunma Sayısı:159 defa okundu.

13521043_1029624223758017_1134453944_n-300x300

Osman COŞKUN

ocoskun@kesanpostasi.com

 

 

 

“Ne dedi doktor” diye girdi söze hastane bahçesinde beni bekleyen Cevat, ceketin cebinden çıkardığım sigara paketinden bir dal sigara alıp yaktıktan sonra, “sigarayı bırakmazsam ölecekmişim” dememle, cümleyi noktalar gibi öksürük krizine tutulmam bir oldu, “ve sen inatla, hala deli gibi sigara içiyorsun, lan oğlum manyak mısın sen, hiç mi kendini düşünmüyorsun, hiç mi seni seven insanları düşünmüyorsun?” dedi, tam karşımda oturuyordu Cevat, gözlerimi gözlerinin içine diktim, “kimmiş lan o beni seven insanlar, desene bana onları sen hele”, “ne bileyim oğlum işte, etrafında seni seven bir sürü insan var, yok mu? Deli gibi çevren var, yazdıklarını okuyanlar, okuyanların seni seviyor ki okuyorlar yazdıklarını, öyle değil mi?” “Değil Cevat, beni sevdikleri için okumuyorlar, yazdıklarımda kendilerini buldukları için okuyorlar, seviyorlar kısmına bir şey diyemem, sevmeden de okuyor olabilirler, kaldı ki sevseler de beni sevmiyorlar, beni sevdiklerini zannediyorlar, o yazıları yazan adamı hayal dünyalarında bir köşeye oturtup bir karakter çiziyorlar kafalarında, işte onu seviyorlar, kaldı ki Cevat, kimse kimseyi layıkıyla sevemez, mesela ben kimi sevdiysem gitti, gitmesini istemediğim kim varsa, şu anda hayatımda yok, anlıyor musun Cevat?”

Anlıyorum der gibi başını salladı Cevat, ama anladığını sanmıyordum. Oturduğum yerden doğruldum, hastane bahçesindeki kafeteryadan iki çay alıp ince belli bardakta, geri döndüm, oturdum Cevat’ın karşısına, “bak oğlum” dedim, “sen, seni sevdiklerini sandığın insanların işine yaradığın için sana öyle görünüyorlar, bir iki defa işlerine yarama, ya da hoşlarına gitmeyen bir şeyler söyle de, bak bakalım seviyorlar mı seni? Onlar seni değil, senin onlara hissettirdiklerini seviyorlar Cevat” “Lan, oğlum bana edebiyat yapma, doktor sana sigarayı bırakmazsan öleceksin dedi mi, dedi! Bırak şu zıkkımı, bok mu var da içiyorsun bunu, öleceksin demiş lan adam daha ne desin?” diye geveledi Cevat kendince, “sigarayı bırakırsam” diye kestim sözünü, “ölümsüz mü olacağım Cevat?”

“Yani, hayır tabi de, ne bileyim sağlıklı yaşam gibisi var mı?” “Cevat, bak güzel kardeşim, senin o sağlıklı yaşam dediğin şeyler bu sistemin sana bana iteledikleri, sistem bizim sağlığımızı elimizden alıyor, bir kere hayatta kalmak için çalışmak zorunda olma fikrini daha doğar doğmaz kazımaya başlıyorlar kafamızın içine, mesela yeni doğmuş bir çocuk, kendini düşün, yeni yeni kendini bilmeye başladığın zamanlarda, <baba> diye ağlarsın, annen seni baba ekmek parası kazanmak için çalışmaya gitti diye avutur, işlenir ufacık beyinlerimize çalışmak fikri. Doktor bana niye demiyor bu sistemin içerisinde yaşamaya devam edersen, günün dörtte birlik kısmını çalışarak geçirerek, laftan anlamaz insanlara laf anlatmaya çalışarak yaşamaya devam edersen ölürsün niye demiyor? Yüzüne gülüp arkandan kuyunu kazan insanlar sağlığına tehlikelidir niye demiyor Cevat?

Üç kuruşa aldığı malı üstelik hiçbir emek harcamadan vitrinine koyduğu üç kuruşluk malı, on beş kuruşa satan adama tahammül etmen sinirlerini yıpratır niye demiyor? Sermayeyi elinde bulunduran, sırf parası olduğu için sana bana iş vererek şu kadar insana ekmek verdilerle gözümüze şirin göstermeye çalıştıkları patron bozuntularına tahammül etmeye devam edersen sağlığın iyiye gitmeyecek niye demiyor Cevat? Asıl üretici olan akşam evine giderken bir kuru ekmeği zor alıyorken, sana bana alın teriyle para kazanmanın erdemini anlatan insanlara söyleyecek iki kelamımız elbet var da, biz o ortamı bir türlü yakalayamadık Cevat! Çünkü biz metro kuyruklarında, otobüs tepelerinde, balık istifi gidip gelirken işimize, onlar özel arabalarında klima karşısında götlerini yelliyordu Cevat, bunun adına da toplumsal düzen diyorlardı. Çalışarak çabalayarak bugünlere geldiğini anlatıyorlardı o adamların, senin benim sırtımda asalak gibi yaşayan adamlara tahammül etmek de sevdaya dahil mi Cevat? Bunların yanında sigaranın lafı bile olmaz, sigara benim tek sırdaşım” derken bir nefes daha çektim sigaradan ve söndürdüm akabinde. Devam ettim Cevat’a anlatmaya, halbuki hiçbir kabahati yoktu Cevat’ın, sadece hayatı boyunca ağzına sigara koymamıştı Cevat ve beni gerçekten sevdiğini biliyordum, sabahın köründe işini gücünü bırakarak peşimden hastane köşelerine gelmesi beni sevdiğinin göstergesiydi elbette, ama ona bu şekilde yüklenmek de hoşuma gidiyordu.

Paketten bir sigara daha çıkardım, yaktım. İyice sinir oluyordu Cevat bana, ama sesini çıkaramıyordu, sigaradan bir nefes çekmemle ciğerlerimi kusarcasına öksürmeye başladım yine. “Öleceksin Allah’ın manyağı” dedi. Güldüm, “hayatıma dair bildiğim tek gerçek bu Cevat biliyor musun? Hatta sana bir sürprizim var, sen de öleceksin” dedim, irkildi birden, “ne oldu lan” dedim, hayatı boyunca ağzına sigara koymamıştı Cevat, kimseye zararı dokunmayan kendi halinde bir tipti Cevat, sigara içmez, içki içmez, hayatı boyunca bir kız sevmiş hala onu unutamamış, zamanın adamı değildi yani. Doğru düzgün arkadaşı da yoktu, bir benimle görüşürdü düzenli olarak, bir kedisi vardı tekir, kedinin adını Bekir koymuştu, sabahtan akşama kadar yiyip içip yan gelip yatan bir kaplan yavrusuydu tekir Bekir bey.

“Bak Cevat” dedim, “hayatıma şimdiye kadar girmiş kadınların hemen hepsi, istisnasız öncelikli olarak benim sigarama karşı ayaklandılar, bırakmamı istediler her fırsatta, kokuyorsun dediler, evet kokuyordu, üstüme siniyordu, ama şöyle bir gerçeklik var Cevat, ben hayatım boyunca yanıma kalmasını istediğim kokusunun üstüme sinmesini istediğim bütün kadınlar tarafından yüzüstü bırakıldım, her defasında, beni düşündüklerini zannettiğim, sağlığım için sigarama düşman kesildiklerini sandım her defasında, bu isteğin en samimi olanı annemin isteğiydi, sigara bağımlısı olmama karşı çıkan kadınların hemen hepsi beni sigaraya daha da bağımlı hale getirdiler, inanılır gibi değil! Yüzüstü bıraktılar gittiler, bak Cevat, bunun ne demek olduğunu sen benden daha iyi bilirsin, sigaranın bana ömrüm boyunca veremediği zararı tek hareketleriyle verdiler.

Annem de dahildir bunlara, annem de yüzüstü bıraktı gitti beni, şimdi benim bu sigaradan başka hiç kimsem yok, anlıyor musun Cevat! Annem mesela, sabah kahvaltıdan önce içtiğim sigaraya iki kere daha fazla sinir olurdu, ne oldu peki? Belki kendisi de istemedi gitmeyi, zaruri bir gidişti anneminki, kabul ediyorum, ama şimdi sigara paketi yatağımın başucunda Cevat, sabah gözümü ilk açtığımda sigara paketi karşılıyor beni, tek gözüm açıkken henüz yakıyorum ilk sigaramı. Cevat, bana sorarsan bu sigara var ya, götü intihar etmeye yetmeyen adamların icadı, hem ölmek isteyip, hem de ölmeyi sıktıramayan adamlar bulmuş olmalılar sigarayı, böyle her nefeste azar azar ölüme gitmenin başka bir izahı olabilir mi sence Cevat? Yani güzel kardeşim, benim hem bu hayattan bir beklentim yok, hem de yaşamak istiyorum delicesine, aslında insanlara, sisteme ve bu hayata karşı olan bütün öfkemi çıkarıyorum ben bu meretten, inan ben bu sigarayı içmeseydim daha erken ölürdüm ve inan bana Cevat, benim ölümüm samimiyetsiz insanlar yüzünden olacak, göreceksin!”

Sustum, sustu Cevat, derin bir of çekti, “usta be” dedi, “versene bi sigara bana” dedi. Tebessümle paketi uzattım, hayatının ilk sigarasını yaktı Cevat! Bu sisteme, iki yüzlü insanlara ve hayata inat yaktı Cevat sigarayı, doğru düzgün dumanı içine çekemedi bile, öksürmeye başladı, yarım yamalak bir cümle döküldü ağzından, “öldürmeyen Allah öldürmez be usta, yaşa bildiğin gibi” dedi.”Cevat” dedim, “keşke insanların üstüne sağlığa zararlıdır yazsalar da, bilsek yaklaşmasak” dedim. Güldü Cevat, sigarasından ikinci nefesi çekti, gözünden yaş gelmişti, mutluluktan olmasını isterdim o gözyaşının, ama duman kaçmıştı gözüne, “olsun Cevat” dedim, “en kötü günümüz böyle olsun kardeşim.”

Bir Yorum Yazın

*

Arşiv

Reklam Alanı