TÜRKİYE ET İTHAL EDİYOR

            Talat ŞALK   Emekli Cumhuriyet Savcısı   tsalk@kesanpostasi.com     Türkiye Sırbistan’dan 100 bin ton et, bir başka ülkeden de 230 bin ton buğday ithal ediyor. Süleyman DEMİREL’in “tarım ve hayvan ürünleri için dünyada kendi kendimize yeten nadir ülkelerden biriyiz.” Dediğini hatırlarım. Bu gün o günlerden uzağız. Çiftçilerimiz de...

Yazar: Talat ŞALK - Yazının Tarihi: 17 Kasım 2017 - Okunma Sayısı:286 defa okundu.

            Talat ŞALK

  Emekli Cumhuriyet Savcısı

  tsalk@kesanpostasi.com

 

 

Türkiye Sırbistan’dan 100 bin ton et, bir başka ülkeden de 230 bin ton buğday ithal ediyor.

Süleyman DEMİREL’in “tarım ve hayvan ürünleri için dünyada kendi kendimize yeten nadir ülkelerden biriyiz.” Dediğini hatırlarım. Bu gün o günlerden uzağız. Çiftçilerimiz de o günleri belki özlemle hatırlıyor. Türkiye bugün dışardan sadece buğday ve et değil mercimek, fasulye, pamuk ve başka tarım ürünlerini de ithal ediyor. Oysa eskiden ürettiğimiz mercimek, buğday fasulye, pamuk Türkiye’mize yetiyordu. Mardin’de çalışırken bölgede yetişen kırmızı mercimeğin ithal edildiğini biliyorum.

Hayvancılığımızda iyi idi. Et ithaline ihtiyacımız yoktu. Yukarıda söyledim, bugün Sırbistan’dan 100 bin ton et alıyoruz daha da alacağız. 1970 li yılları hatırlıyorum. Keşan’da çiftçinin durumu iyiydi. Köylerde hemen her çiftçinin evinin önünde otomobili vardı. Çiftçimizin eline para geçince harcamasını da bilir, bu sebeple esnafımızın da yüzü gülüyordu.

Bugün çiftçimiz kazanamıyor. Yaz mevsiminde Keşan’a gittiğimde tanıdığım çiftçilerle konuşurum. İyi çiftçilik yapan bir tanıdığım var, her gittiğimde ona sorarım “bu yıl mahsul nasıl?” “verim iyide olsa kazanamıyoruz, mazot pahalı, gübre pahalı, çiftçinin eline fazla bir şey geçmiyor.” Diyor. Bu konuştuğum arkadaş büyük toprak sahibiydi. Birde toprağı az olan çiftçiler var. Bunlar daha çok sıkıntıdalar.

Beş altı tane ineği veya keçisi olanların durumu daha iyi, bu çiftçilerimiz sütlerini mandıralara veriyorlar. Mandıraların arabaları her sabah köylere geliyor ve sütleri topluyor. Litresini kaça verdiklerini iyi bilmiyorum 1.50 TL ye veriyor olabilirler. Mandıra sahipleri her hafta aldıkları sütün bedelini muntazaman ödüyorlarmış. Köylümüzün eline her hafta para geçmesi sebebiyle süt satışından memnunlar. Yazlıkta olduğumuzda bizde sütümüzü üreticisinden alıyoruz.

Beş veya altı yıl önce Antalya Türk Ocağına konuşma yapmak için davet edilmiştim. Alanya Türk Ocağı görevlileri de Alanya’da da konuşma yapmamı istediler. Alanya’ya giderken yanımda oturan ve Alanya Türk Ocağında çalışan emekli subay arkadaş solumuzda uzanan bomboş geniş arazileri gösterdi. “bak bu topraklarda eskiden pamuk ekilirdi, şimdi ekilmiyor, boş tutuluyor.” Dedi.

“Neden ekilmiyor” diye sordum. “Çünkü hükümet iyi fiyat vermiyor, ekerlerse zarar ediyorlar, bu sebeple ekmiyorlar” dedi.

2002 Kasım seçimlerinde Doğru Yol Partisinin 2. Bölge Milletvekili Adayı idim. Seçim çalışmalarımızda çiftçilerle de konuşuyorduk. Bir pamuk ekicisiyle tarlasının başında konuştum. Pamuk ekicisi dertliydi. Verilen fiyat nedeniyle zarar ettiğini bir daha ekmeyeceğini, tarlasını boş bırakacağını söylüyordu.

Doğru Yol Partisi iktidar olursa çiftçiyi, verilen fiyat kadar sübvanse edeceğini vaat ediyordu.

Aslında ABD de Avrupa Birliği Devletleri de çiftçilerini sübvanse ederler. Ama bize tam tersini tavsiye ederler, sakın çiftçinizi sübvanse etmeyin derler. Neden acaba? Cevabı çok açık ABD kendi çiftçisinin ürettiği mahsulün fazlasını Türkiye’ye ihraç edecek. Kim bilir belki de çiftçimizin zarar etmesi sebebiyle ekemediği boş bıraktığı toprakları satın almayı da düşünüyor olabilirler.

2002 seçimlerinden önce Kemal DERVİŞ, ismi efsaneleştirilerek Türkiye’ye getirildi. Bu Kemal DERVİŞ seçimler sırasında binlerce dönüm ekili pancarı söktürdü. Neymiş, mısır şurubundan şeker yapılacakmış.

Mısır şurubundan yapılan şekerin sağlığa zararlı olduğu tıbben kanıtlanmıştır. Avrupa Birliği ülkeleri mısır şurubundan yapılan şekerin ithaline kota koymuşlar. Senelerden beri ülkelerine % 1,5 dan fazla mısır şurubundan yapılan şekerin ithaline müsaade etmiyorlar. Bu şekerin ithaline bizde kota koymuşuz. Ancak bizim koyduğumuz kota yüksek % 15 kota koymuşuz fakat daha fazlada mısır şurubu şekerinin ülkemize girdiği söyleniyor.

Sağlığa zararlı olduğu biline biline neden mısır şurubundan yapılan şekerin ithaline Avrupa Birliği devletlerinin koyduğu kotanın çok üzerinde kota koyuyoruz. Belki de kotanın çok üzerinde mısır şurubu şekeri ithaline de müsaade ediyoruz.

Özal döneminde Virginia tütününün ekilmesine müsaade edilmesi sadece tütün ekicilerinin değil İzmir’de tütün ticareti ile uğraşanlarında işlerini bozmuştur.

ABD nin her isteğini kabul etmek zorunda değiliz. ABD kendi ülkesinin insanları için taleplerde bulunuyor. Türkiye’mizin de menfaatlerinin milletimizin sağlığının korunması gerekiyor.

Hükümetin çiftçiye bir şekilde yardım ettiğini duydum. Bu yardımın nasıl yapıldığını bilmiyorum. Benim düşünceme göre yardım ürettiği malın değerince üreticiye yapılmalıdır. Üreticinin ürettiği mal görülmeli ona göre yardım verilmelidir. Yok, arazinin tapusu görülerek yardım yapılıyorsa bu yanlıştır. Çünkü çok sayıda toprak sahibi toprağını işlemiyor, icarına veriyor. O zaten icar bedeli alıyor. Malını icara veren toprak sahibi hiç üretmediği halde üretici olarak yardım alırsa, yardım yanlış yere gitti demektir.

Çiftçimizin ve tarımımızın durumundan anlaşılan çiftçiye yeterli yardım yapılmıyor. Türkiye’mizde tarımın gelişmesi için yeni projeler geliştirilmesi gerekmektedir.

Bir Yorum Yazın

Arşiv

Reklam Alanı