Varoş Kaldırımlarında A Politik Adımlar

Sedat AYDEMİR saydemir@kesanpostasi.com   Altı kocaman  kalın  bir  taş olan kentimizin jeolojik yapısı  bir  yana ağır sanayisiz, küçük esnafa dayalı memur  ve  ücretli çalışan  kenti  olma  kimliği  ile  yer  aldığı  bu  coğrafyada yaşayan  bir kentli  olarak, aklımda borçlarım,hedeflerim,radevular  ve işler çerçevesinde yaşadığım  yerin caddelerini adımlıyorum.Saat öğleye  yaklaşıyor. Kentimizin çok  işlek caddelerinden birindeyim.Parlak vitrinlerin  olduğu, piyasanın  nabzının  attığı...

Yazar: Sedat AYDEMİR - Yazının Tarihi: 20 Kasım 2013 - Okunma Sayısı:2524 defa okundu.

sedat aydemir

Sedat AYDEMİR

saydemir@kesanpostasi.com

 

Altı kocaman  kalın  bir  taş olan kentimizin jeolojik yapısı  bir  yana ağır sanayisiz, küçük esnafa dayalı memur  ve  ücretli çalışan  kenti  olma  kimliği  ile  yer  aldığı  bu  coğrafyada yaşayan  bir kentli  olarak, aklımda borçlarım,hedeflerim,radevular  ve işler çerçevesinde yaşadığım  yerin caddelerini adımlıyorum.Saat öğleye  yaklaşıyor.
Kentimizin çok  işlek caddelerinden birindeyim.Parlak vitrinlerin  olduğu, piyasanın  nabzının  attığı bir  güzergahta.
Kaldırımlar dükkanların satış  eşyalarıyla  dolu.’ yayalara  geçit yok” pankartlarıyla yerlerini almış.İnsanlardan  çok lüks otomobiller ise nazire  yaparcasına  gezi parkı çevik kuvvet tomaları  gibi caddenin  en  hassas noktalarından başlayıp sonuna  kadar belediye  bandosu  gibi halkı  selamlıyorlar..Yurdum  insanları türlü  hallerde figüranlar  gibi dolanıyor  ortalıkta….
Kimi çocuğunu çekiştiriyor parası  olmadığı  için yol  kenarında vitrinde  görünen yiyeceklerden  özenmesin
diye.Kimi geçecek  yol  bulamıyor araba  ve  dükkan  malzemelerinden.Kimisi ise   dünya  ipinde bile  değil,polyanacılık  oynuyor.Tüm  bu  kaosun  içinde elinde bir tekerlekli  araç ,diğer  elinde süpürgesi ve  işçi tulumuyla bir  belediye  işçisine takılıyor gözüm.
Gençten  birisi.İşini sevmediği  her  halinden belli. Alelacele  süpürüp araca  topluyor çöpleri. Onu  izlemeye alıyorum .Kafasını  kaldırıp  şöyle  bir insanlara bakıyor. Bir kolay  gelsin bekliyor diye  düşünüyorum.Ama  yok.Kimsenin  umurunda değil.Çöp  toplayan çok  mutsuz.Aldığı ücret  az işi  zor.Muhtemelen  borcu çok.Bu  profil  yüzüne  yansımış.Uzun bir  süre izliyorum.Çabucak toparlıyor çöpleri.İşten  sonra bir  kahveye  gidip, yorgunluk çayı  içiyor.Birde sigara.Uzaklar  dalıyor  zaman  zaman .
Peşinden gidip evine  kadar izliyorum.Sabah  evinin önündeyim .Çıkış, iş bölgesine geliş, sonrası ve  eve  dönüş.Bir işçi  profili.Eski  bir  sendikacı olarak diğer  bölgeleri  merak  ediyorum.Burası  kentin  güzel  yeri.Ya  varoş  nasıldır diyor aklım.Ona  yaklaşıp soruyorum.Sizin  şu  arka  mahallede görevli  arkadaşınız  varmı diye.
O da  arka  caddelerde  görevli  arkadaşları  olduğunu  beyan  ediyor.Bende   verilen adrese gidip,o  işi  yapanı buluyorum.Onun  işi  daha  çok  ve  daha  zor.Yerler  çöp ve  atık dolu
Hava  sıcak. Çevre  umrunda  değil.Çünkü  oda   o  çevrenin  insanı.Yaptığı işten utanmıyor ve  sıkılmıyor.Su içmek, yemek  yemek gibi  olağan  bir  şey  gibi  orada  çalışma  psikolojisi
Ancak çarşıda  çalışandan daha  çok  ağır ve  zor  işi.Daha  uzun süre  uğraşıyor.Onu da sabah izliyorum.Daha bir  rahat  başlıyor  işine .Hiç acele  etmiyor.Gelen  geçenlede muhabbette.Kolay  gelsin  diyenler  var.
Bir kaç  gün  sonra ,onlardan  iş  bitiminde randevu  istiyorum.Hep  birlikte  bir  kahveye   gidiyoruz.İşlerinin  zorluğu, yaşam  koşulları, sendika, haklar  ve  hukuk  üzerine  sohbet koyulaşıyor.Genelde  her  ikisininde  gelip  düğümlendikleri yer  aynı.Maaşların azlığı ve en  önemlisi  yarın  ne  olacak? kaygısı.
İşlerinin sürekli olmasını  istiyorlar.Kadro  istiyorlar.Garanti istiyorlar. Şu anki  koşullarda  bütün bunlar yok.Endişeliler.Çoluk  çocukları  var.
Geçim  kaygıları  var.Sözü siyasete  getiriyorum.
Çıt  çıkmıyor   ağızlarından.Sermaye  nedir? Ücret  nedir? Emek  nedir? Artı  değer nedir?
Sömürü  nedir ? bunları  özetliyorum.Örgütlülük  ve sendika  üzerine  konuşuyoruz.Çok hoşlanıyorlar   bundan.Sonra   ayrılıyoruz.Onlar  günün  yorgunlugunu atmak  için evlerine , mahallelerine  varoş kaldırımlarına
 a  politik adımlarıyla giderken ,ben  arkalarından  bakıp, keşke  elimden  gelsede  onları  örgütlü  bir   güce  katsam politik bilinçle donatsam  daha  sıkı  adımlasalar  bu  kentin  varoş  kaldırımlarını  diye   efkarlanıp düşünüyorum.
Bu  insanlarında şu  dünyada  İNSAN  GİBİ  YAŞAYACAK durumları  olsun.Hani şair demiş  ya. ”olursa bir  şikayet  ölümde   olsun” BU  EMEKÇİ  İNSANLARI  saygıyla selamlıyor gözlerinden  öpüyorum.
Eşit  özgür  demokratik bir  ülke  şiarıyla  esen  kalın. 

Bir Yorum Yazın

Arşiv

Reklam Alanı