TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 302.735
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 52.676
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 248
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 32.539
Köşe Yazısı Okuma Sayısı: 1.290

8 MART VE İSTANBUL SÖZLEŞMESİ

Can Yücel’in şu sözleri geldi aklıma, yazıya başlarken. “Şu göğüs kafesimi genişleten umudum var oldukça,   Güzel günlere olan inancım hiç bitmeyecek…”     Galiba benim de içimde sonsuz bir..

8 MART VE İSTANBUL SÖZLEŞMESİ

Can Yücel’in şu sözleri geldi aklıma, yazıya başlarken.

Şu göğüs kafesimi genişleten umudum var oldukça,

  Güzel günlere olan inancım hiç bitmeyecek…”  

 

Galiba benim de içimde sonsuz bir umut var bu konuda.

Sonra gerçeklerle yüzleştim, umudum kırılır gibi oldu. Sonra sordum:

“İstanbul sözleşmesi yaşatır mı?”

Kim bilir, dedim kendi kendime, kim bilir?

Gerçekten ben de bilmiyorum, tahmin de edemiyorum.

Yaşayıp yaşamaması kadınlarımıza, kızlarımıza, biz annelere, kayınvalidelere, yetiştireceğimiz erkek çocuklarına bağlı.

Siyasi parti liderlerinin eşlerine bağlı…

Belediye başkanlarının ve eşlerinin alacağı tavra bağlı…

Kadınların farkındalığına bağlı.

İstanbul sözleşmesi çok önemli; çünkü kadını “BİREY ”olarak kabul ediyor.

Acaba kadınlarımız birey olduğunun farkında mı?

İşte sorunun yanıtı burada, kadın kendinin farkında mı?

Kendini birey olarak gören her kadın, İstanbul Sözleşmesinin yaşatılması ve uygulanması konusunda üzerine düşeni yerine getirecektir.

İstanbul Sözleşmesi mazeret olarak belirtildiği gibi “aile düşmanı” değildir.

Ailede yer alan bireyleri eşit konumlandırır ve “kadının beyanı esastır” ilkesini benimser.

Sanıyorum erkeği korkutan konulardan biri de bu. Dizginleri kadının eline verirsem korkusu…

Sözleşme kadınla erkeği eşit kabul eder.

Kadınları ailenin bir parçası ve ev işleri ve çocuk bakımı başta olmak üzere bakım hizmetlerinin esas sorumlusu olarak değil, kendi başına bir birey olarak görülmesini önerir.

Kadını aile içine hapsetmez ve kadını sosyal yaşamın merkezine koyar.

Kadının sadece eş, çocuk bakıcısı olarak görülmüyor olması da erkeği korkutan bir başka neden.

” Bu sözleşme Müslüman toplumun âdet, töre, örf ve din gibi temel değerlerini ortadan kaldırmak için düzenlenmiştir ve “Türkiye toplumuna dayatılıyor” düşüncesinin de İstanbul Sözleşmesi incelendiğinde hiçbir karşılığı yoktur.

Kadına yönelik şiddetin bu kadar yoğun yaşandığı ülkemizde, İstanbul Sözleşmesinin yasal güvence sağladığına inanıyorum.

Sözleşmeden imzanın çekilmesi kadına yönelik şiddetin devlet tarafından meşrulaştırılması anlamını taşır.

Türkiye’de kadınların şiddete karşı sıkça başvurduğu 6284 sayılı yasa İstanbul Sözleşmesi’nin güvencesi altındadır.

Sözleşmeden imzanın çekilmesi kimse tarafından dillendirilmemelidir diye düşünüyorum. Çünkü bu açıklamalar şiddet uygulayan erkekleri teşvik eder, şiddete maruz kalan birçok kadının devlete başvurma cesaretini kırar, yargı ve kolluk kuvvetlerinin görevlerini yerine getirmesine engel olur.

Kadınların özgürce yaşaması için, İstanbul Sözleşmesinin devamı ve uygulanırlılığı için kadın örgütlerinin çabası yetmez, erkek de bu konuda kadınının yanında yer almalıdır.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL