HESABIM
Üye Ol

Zordur Bu Devirde Çocuk Olmak

  NURUN DÜNYASI ndunyasi@kesanpostasi.com   Sabahın ilk saatlerinde yatağımızdan kalkıp, çocuklarımızı eğitim, öğretim alması için büyük bir telaş ile okuluna gönderirken, içimizde yaşadığımız endişe, mutluluğumuza mani oluyor ve onlar okuldan çıkıp evlerine gelene kadar, her birimiz o endişe ile gün içinde yaşamaya çalışıyoruz. Kapının önünde defalarca tembihliyoruz, aman kızım oğlum yolda giderken dikkat et, yabancı,...

Yazar: Nur KURT - Yazının Tarihi: 25 Ekim 2015 - Okunma Sayısı:776 defa okundu.

nurun dunyasi

  NURUN DÜNYASI
ndunyasi@kesanpostasi.com

 

Sabahın ilk saatlerinde yatağımızdan kalkıp, çocuklarımızı eğitim, öğretim alması için büyük bir telaş ile okuluna gönderirken, içimizde yaşadığımız endişe, mutluluğumuza mani oluyor ve onlar okuldan çıkıp evlerine gelene kadar, her birimiz o endişe ile gün içinde yaşamaya çalışıyoruz.

Kapının önünde defalarca tembihliyoruz, aman kızım oğlum yolda giderken dikkat et, yabancı, tanımadığın insanlarla konuşma okuluna git ve okuldan dışarı çıkma.

Devir artık tilki devri,15 yıl oldu küçük bir ilçeye geleli büyük şehirlerde yaşayanlara göre şanslıydık. Yıllar geçtikçe küçük sandığım ilçe çığ gibi hem güzellikler hem kötülüklerle büyüyor.15 yılda değişmeyen tek şey şehir içindeki yanmayan trafik lambaları oldu.

Geçtiğimiz günlerde Kurtuluş Caddesinde karşıdan karşıya geçerken trafik nedeniyle zor anlar yaşayan Kurtuluş İlkokulu öğrencileri, caddeden güvenli geçebilmeleri için, iki memur görevlendirilmiş.
Haberi okuyunca bir yandan sevindim diğer yandan ise öfkelendim. Nedeni ise her okulun giriş çıkış saatleri yoğun, trafiğe denk geliyor hem öğrencileri hem de anne babayı huzursuz ediyor. Oysaki kurallara uygun yollarımız olsa sadece bir okulumuzun değil de bütün çocuklarımız güvende olurdu. Veliler de bir nebze de olsa gününü huzur içinde geçirebilirlerdi. Trafik ışıklarının olmaması demek; kuralların olmaması demektir. Kuralsız hayat sorumsuz bir hayattır. Bu kuralları biz büyükler es geçersek çocuklarımıza da kurallardan bahsetmek ne derece doğru?
İmkân ve olanakları olan sırf çocuklarının başına bir hal gelmesin diye servisle okula gidip geliyorlar, ya imkânları olmayan aileler?

Sabahın köründe ekmeğinin peşine düşüp en son kapıyı çocuklarının kapamak zorunda kaldığı ailelerin çocukları ne yapıyor hiç düşündünüz mü?

Tüm gün boyunca evde bıraksan bir dert sokağa salsa bir dert!

Çocuk okul çıkışı evine gitse evde kimse yok. Eğer İnternet var ise çocuk evde durabiliyor. Bir nevi kendini yalnız hissetmiyor. Fakat bu İnternet denen şeyi sunduğumuz zaman, çocuklarımıza nasıl bir kötülük yaptığımızın da farkında olalım. Hadi üç beş arkadaş toplanıp sokağa salsak, neyin iyi neyin kötü olduğunu bilmiyor. Ayırt etmesi için, çok çabalayıp yinede peşini bırakmamak bizim görevimiz. Sevgiyle kucak açıp, Öf, of vah demeden sabır çizgimizi sınırlayıp, benliğimizden, kendimizden geçip, kendimizi onlara adamak en kutsal görevimizdir.
Kendi çocukluğumuzla onları kıyaslayıp kendimizi övme vakti değil!

Zordur bu devirde çocuk olmak.

Bir hayat sunulmuş bizlere yaşatmamız için. o hayatı yaşatıp güzelleştirmek bizim elimizde.
Hiç bir çocuk kötü doğmaz onlara iyiyi de kötüyü de yanlışı da gösterecek olan biz anne ve babalar. Biz ipin ucunu kaçırırsak en büyük kötülüğü kendi canımıza yapmış oluruz. Hangi okulu bitirmiş olmamız mühim değil, yeter ki hayata etrafımıza boş gözlerle bakmayalım. Hayat tecrübesi dedikleri de budur. Hiç bir ayrım yapmadan onun çocuğu bunun çocuğu demeden O minicik bedenler sokaklarda kötülüklerden habersiz bir şekilde yürümelerine izin vermeyelim. Gelecek günleri bekliyorsak geleceği hazırlamak bizim elimizde.

Bu yazıya 1 Yorum Yapıldı.

  • Ahmet
    25 Ekim 2015 21:23 Kullanıcı Profili

    Nur hanım,
    Makalenizi okuyunca bir şeyler yazmak gereğini hissettim.Benim yaşım 63,herhalde sizden bir kuşak öndeyim.çocukluğumu İstanbul’un bir kenar mahallesinde yaşamış biri olarak çok şanslıydım diyorum.Hepimiz birer işçi çocuğu olmamıza rağmen,mutluluk ve huzurun sadece para ile sahip olunan bir şey olmadığını öğrendik,çocukluğumuzu doyasıya yaşadık.37 yıldır keşan’a gidip gelen bir insanım,18 yıldır Yayla Sahili’nde bir yazlığım var,son 3 yıldır da yılın 8 ayı bu güzel sahil beldesinde yaşıyorum.Okullar açıldığı zaman burada yaşayan site bekçilerinin de çocukları köyde okul olmadığı için çevre köylerden birine veya Keşan’a gidiyorlar.Gözlemlerimde şuna şahit oldum,bu aylar da hiçbir trafik sorunu ve olumsuz bir şeyin olmadığı buralarda bile ebeveynler çocuklarını sabah servise kendileri bindiriyor ve de okul çıkışı Yayla caddesinde bekliyorlar.Acaba biz içimizde ki korkuları ve endişeleri yenemediğimiz için mi çocuklarımıza olması gereken bu özgüveni veremiyor ve onları hayatın gerçeklerinden soyutluyoruz…

Bir Yorum Yazın

Arşiv

Reklam Alanı