HESABIM
Üye Ol

Bayram Şekeri

    Ahmet AK                                                  0 533 3423055 www.facebook.com/ahmet.ak.315080   “Bazı Naneler Hayatta Bir Kez Yenir” desem; karmaşık bir yazıya başlık atmış olurum, kabul ediyorum; anlaşılması zor, yorum gerektiren ve belki de “ne diyor bu aklı evvel!” dedirtir. 100 yıl sonra anlaşılır desem “halt” etmiş olurum, haddimi aşarım, itiraf edeyim biraz da “aşırmış” olurum. O...

Yazar: Ahmet AK - Yazının Tarihi: 3 Haziran 2019 - Okunma Sayısı:302 defa okundu.

    Ahmet AK                                              

   0 533 3423055

www.facebook.com/ahmet.ak.315080

 

“Bazı Naneler Hayatta Bir Kez Yenir” desem; karmaşık bir yazıya başlık atmış olurum, kabul ediyorum; anlaşılması zor, yorum gerektiren ve belki de “ne diyor bu aklı evvel!” dedirtir.

100 yıl sonra anlaşılır desem “halt” etmiş olurum, haddimi aşarım, itiraf edeyim biraz da “aşırmış” olurum.

O nedenle nane şekeri olsun bizimkisi, bayram tadında…

Çünkü yazılarımın önemli bir kısmı derlediğim, alıntı düşüncelerdir.

Bu nedenle sonuç çıkarmalıyım ve ana fikri de vermeliyim, değil mi? !

Hayatta bir kez yenilen nanelerden ilki; sadece donanmayla Çanakkale Boğazı’nı geçebileceğini, ardından da rahatça İstanbul’a ulaşılabileceğini sanan, umduğundan çok daha başarılı bir savunmayla karşılaşan; bu nedenle müttefik ordunun tarihi yenilgisine yol açan başarısızlığın mimarı İngiltere’nin Bahriye Nazırı Churchill’in yediği nane!

Çok zor durumda kaldı ve muhaliflerin de zorlamasıyla görevinden ayrıldı.

Bu, Churchill’in nanesiydi, bir daha yemeye kalkmadı.

İkincisi; sonraları başbakan olmuş Winston Churchill’i yakaladığı her yerde eleştiren, keskin zekâsıyla her sözünden sonra kafalarda kasırgalar estiren, yaşlılığının tadına varmış, yaşam tarzından vazgeçmemiş, giderayak “yaşlanmadan akıllanmayı çok isterdim…” demesine rağmen 94 yaşında ağaçtan düşen Bernard Shaw!

Bu da Shaw’un son yediği nane olmuş elbet ama bir daha da yiyememiş, çünkü hayatını yitirmiş.

Üçüncüsü, haksızlıklara başkaldıramayan sanatçılar:

“Bu anlamda Fazıl’ın duruşunu doğru buluyorum” diyordu babası ve ekliyordu;

“Yanlış yapmıyor ama bazen uçuk tepkileri olabiliyor. Onlar daha durulabilir.”

Bunu en az onun kadar değerli bir düşünür ve yazar olan (baba) Ahmet Say söylüyordu.

Yeteneğini dünyanın kabul ettiği ve musiki dehasına hayran olduğumuz, Fazıl Say’ın nane şekerleri, bayram tadında!

Dördüncüsü, Ahmet Say’ın anlatımıyla, 12 Eylül darbesi;

Edebiyatı zavallı, sözünü söyleyemez bir duruma düşürmüş, ülkemizin şair ve yazarları istedikleri şiir ve yazıları yayımlayamaz hale gelmiş, oto sansüre mahkûm olmuş.

12 Eylül darbesini yapan 5 kişi için 30 yıl sonra sivil toplum kuruluşları, sendikalar, dernekler ve darbe mağdurları peşi sıra davalar açtı, dönemin askeri cunta yönetimi insanlığa karşı suç işledi, buyurun size acı nane şekeri!

Askeri cuntanın dayattığı “oto sansürü” yaşamış toplum, yanlışı düzeltme noktasında sanatçısının yanında bugün hâlâ duramıyorsa, buyurun en acı nanelerden biri daha!

 

Tadı hoş naneler de yok değildir elbet; “Keşan’ın Lezzeti Tescilli Satır Eti…” her et gibi değildir, hayatta bir kez yendi mi hep yenir, Keşan’da pişirilir, Keşan’da bilinir. Üzerine ekersen, hoş bir nane lezzeti de verir, demokrasi gibi, insan hakları gibi, özgürlük gibi…

 

Bütün bu dersler, birikimler, kültür zenginlikleri elimizin altındayken “farkındayız” demek istiyorum aslında…

Tıpkı “Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz?” sorusunda olduğu gibi!

Bilirsiniz, cevaben; “Ona ulaşmak için eğilmek lâzım da ondan…” diyor filozof! …

Bu yazıya 1 Yorum Yapıldı.

  • Ahmet
    3 Haziran 2019 18:21 Kullanıcı Profili

    Paylaşım için teşekkürler Sevgili Erdoğan Demir kardeşim. İyi bayramlar..

Bir Yorum Yazın

Arşiv

Reklam Alanı