HESABIM
Üye Ol

BİR 5 KASIM’I DAHA ARKADA BIRAKIRKEN…

BİR 5 KASIM’I DAHA ARKADA BIRAKIRKEN…

DSP Keşan eski İlçe Başkanı Yusuf Nalbantoğlu, Ecevit’in ölüm yıl dönümü nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı. Nalbantoğlu’nun açıklaması şöyle; Evet Ecevit’ten, Karaoğlan’dan Türkiye’nin en kibar politikacısından ve tabiiki gönüllerimize taht kuran liderimizden bahsetmek istiyorum. Ama onun ne kadar önemli bir devlet adamı olduğundan, öngörülerinin ne kadar isabetli olduğundan ve yakın tarihimizin onunla geçen politik kesitlerinden...

Haberin Tarihi: 4 Kasım 2019 - Okunma Sayısı:453 defa okundu.

DSP Keşan eski İlçe Başkanı Yusuf Nalbantoğlu, Ecevit’in ölüm yıl dönümü nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı.

Nalbantoğlu’nun açıklaması şöyle;

Evet Ecevit’ten, Karaoğlan’dan Türkiye’nin en kibar politikacısından ve tabiiki gönüllerimize taht kuran liderimizden bahsetmek istiyorum. Ama onun ne kadar önemli bir devlet adamı olduğundan, öngörülerinin ne kadar isabetli olduğundan ve yakın tarihimizin onunla geçen politik kesitlerinden bahsetmeyeceğim. O sakin ve kibar adamın ülke çıkarları söz konusu olduğunda, ülkemiz bir beka sorunu ile karşılaştığında ne denli vatansever olduğundan da bahsetmeyeceğim.
Onu bir müzik adamı olarak nasıl gördüğümü dile getirmekistiyorum.O konuştuğunda kendimi bir anda “I found my kove in Portofino” şarkısında olduğu gibi hissederdim. Bu şarkı sözünü literal anlamıyla değil bende çağrıştırdığı duyguyla ele aldım. Aradığınız şey bir yerlerde ve bir şekilde bulunuyordur; siz onu görünce ya da duyunca anlarsınız. Aynı şekilde O konuşunca, kullandığı sözcüklerin dizilişi en ciddi siyasi sorunlara dair olduğumda bile bana bir tür mizikalitesi yüksek bir beste gibi gelirdi. Özenle serpiştirilmiş sözcükler bir piyanonun tuşlarından gelen namelerdi sanki. Aslında sadece ben değil birçoğumuz o seslerin büyüsünde sevmiştik Ecevit’i. Herşeyi belki de anlamazdık.ancak o sözcüklerin melodisi arkasında bilmediğimiz gizemli bir dünyanın saklı bahçeleri muştulanırdı.
Ne ki, realite dünyanın ve ülkenin bütün acımasızlığıyla durumu en kötü olan insanlarının üzerine abandığı bir anda, onun konuşmalarının hepimizde uyandırdığı güven duygusu, zor bir günün akşamında babalarını bekleyen çocuklarınkine benzerdi. Babanın kulaklarımızda çınlayan ilk sözcükleri, artık korkuya mahal yok, güven içindeyim; sakinim ve mutluyum duygusunu uyandırırdı.
Bu duyguyu uzun zamandır unutmuş durumdayız. Hepimiz bir anda hepimizi rahatlatan o sesi duymak istiyoruz. Ne yazık ki, o ses bir daha hiç duymayacağımız birşekilde sönümleniyor.
Bülent Ecevit bir kompozitördü. Yazmış olduğu en önemli eserlerini sunduğu orkestrasını yani DSP’yi oluşturmuştu. Yıl 1985’ti. Yankılanan ses AK GÜNLERE diyordu.Hepimiz orkestranın bileşenleri olarak harmoni içindeki sesler cümbüşünü yarattık yıllar boyunca. Ne yazık ki. Uzun zaman önce öksüz kaldık. 2006’nın 5 kasımında artık, büyük usta şef hayata gözlerini yummuştu.
Ne yazık ki, ünlü besteciler çağı yani Bethoven, Bach, Mozart’ların çağı bittiğinde onların yerinin doldurulamayışı gibi büyük şefin yeri doldurulamadı.Bizler onun kurduğu orkestranın dağılmasına mani olamadık. Şimdi ise büyük bir gayretle son kalan ne varsa onu toplamaya, kırık dökükleri onarmaya çalışıyoruz.
Kim ne derse desin, hem ülkede hemde partisinde ilkeli olmanın dürüstlüğün ve kamu malına ziyan vermeme hassasiyetinin timsali olan Ecevitîn en belirgin özelliği uzak görüşlü ve duru görüşlü olmasıydı. Bugün ortadoğuyu kan gölüne çeviren ve sonuçta 4.5 milyon suriyeliyi ülkemize göç etmeye zorlayan savaş Ecevit’in öngörülerine uygun davranılmış olsaydı olmayacaktı. Sonuçta bugün azgınlaşan hayat pahası da bu ölçüde boynumuza lanet halkası gibi geçmeyecekti.
Gün onu tekrar anlama ve rehber edinme günüdür. Vazifemiz budur.
SEN KALBİMİZDE VE BEYNİMİZDE YAŞIYORSUN BÜYÜK İNSAN.

Bir Yorum Yazın

Arşiv

Reklam Alanı