Köşe Yazısı Okuma Sayısı: 2.400

Çakıcı beni neden tehdit etti?

Çakıcı’nın Kılıçdaroğlu’nu tehdit eden mektubu okurken aklıma Olay TV ve Radyo Gündemi kurarken Alaattin Çakıcı ile yaşadığımız bir tehdit olayı geldi. “Mafya Babası” olmadığını söyleyen ancak organize suç lideri olmaktan..

Çakıcı beni neden tehdit etti?
Çakıcı’nın Kılıçdaroğlu’nu tehdit eden mektubu okurken aklıma Olay TV ve Radyo Gündemi kurarken Alaattin Çakıcı ile yaşadığımız bir tehdit olayı geldi.
“Mafya Babası” olmadığını söyleyen ancak organize suç lideri olmaktan defalarca hüküm giyen Alattin Çakıcı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu dün ağır kelimelerle tehdit eden uzun bir mektup yazdı.

Bu mektubu okurken aklıma Olay TV ve Radyo Gündemi kurarken Alaattin Çakıcı ile yaşadığımız bir tehdit olayı geldi.

RTÜK kurulmadan önce en küçük ilçelerde bile basit cihazlarla merdiven altı bir sürü radyo kuruldu. TV kurmak çok daha maliyetli olduğu için pek kuran olmamıştı.  Devlet basit cihazlarla denetimsiz kurulan bu merdiven altı radyo ile televizyonları kontrol etmek için RTÜK’ü kurdu.

Ben de Çanakkale’de 2 günlük gazetesi ve şu anda Dardanel Ton’a satılan TON TV’nin sahibi ve eski patronum olan Ali Işık Narler ile Çorlu’da Olay TV’yi kurdum. Bir taraftan da sahibi olduğum Trakya Olay gazetesini çıkarmaya devam ediyorum.

Ali Işık Narler bir gün, “İzzet artık ben ortaklıktan çekiliyorum. Çanakkale’deki işlerime ağırlık vereceğim” dedi ve gitti.  Olay TV’yi tek başıma götürmek zorunda kaldım. Kaldım ancak televizyonculuk radyo gibi değil çok masraflı iş. Para yetiştiremiyorum. Bir sinema filmi oynatmak için telif hakkı olarak 200 dolar veriyorum film şirketlerine. 200 dolar en ucuz film ücreti  kaliteli filmler yayına koymak istersek ücretler artıyor. Bir film sürüyor bir buçuk saat bilemediniz iki saat olsun. Yani 200 dolara en fazla iki saatlık yayın yapıyoruz ama iş iki saatle bitmiyor. Önümüzde yayın yapacağımız daha uzun saatler var.

Müzik şirketleri bedava yayınlayalım diye bol bol sanatçılarının kliplerini gönderiyorlar. Ziraat Bankası, Vakıfbank ve bazı kurumların sponsor oldukları belgeseller geliyor. Sık sık bunları yayınlıyoruz saatleri doldurmak için.

O zamanlar internet diye bir şey yok telif hakkı olmayan şeyleri indirelim.

Kira, personel gideri, sürekli teknik ihtiyaçlar, yaptığımız tüm yayınları video kasetlere alıp bir yıl arşivde saklamak zorundayız ve bunun gibi pek çok gider…

Artık televizyona para bulmaktan gazetecilik yapamıyorum. Allah’tan gazete ve ajansın elemanları var oradan televizyona takviye yapıyorum. Bu beni azda olsa rahatlatıyor.

TON TV’den getirdiğim teknik sorumlu Cüneyt Paşalıoğlu çok becerikli diğer işlerde de gece gündüz demeden bana yardım ediyor.

Hürriyet gazetesinin Çanakkale bürosunda çalışan Orhan Mutay’da çıkardığım Trakya Olay gazetesine yazı işleri müdürü olarak  gelmişti. Bir trafik kazasında yitirdiğimiz rahmetli Mutay ağzı güzel laf yapıyor. Ona da her gün televizyonda iki saat kadar canlı yayın yaptırıyorum. Siyasileri, iş adamlarını çağırıyor ve yerel televizyonlar yeni olduğu için çok izleniyor.

Ancak artık para yetiştiremiyorum nerede havlu atacağımı da kestiremiyorum. Gazeteden ve ajanstan gelen parayı sürekli televizyona aktarıyorum. Gece geç saatlere kadar ben, Cüneyt, o zaman kameramanlık yapan Şenol ve ismini hatırlayamadığım bazı arkadaşlar çalışıyoruz.

RTÜK kurulunca çok  sermaye gerekti. Televizyon vericilerinden stüdyo ve ışıklandırmaya kadar onlarca kalemde belli standartlar istediler. O zaman en ucuz bir verici 20 bin dolar civarında. Kısacası çok parası olmayan bırakıp gitsin diyordu RTÜK.

Çorlu’nun tanınmış iş adamlarından Kemal Gürsoy yüzde 20, Rasim Çalışkan ise yüzde 30 ortaklık teklif etti. Ancak ismini veremeyeceğim bu kişilerden biri, “ diğeri olursa ben yokum” dedi. O zaman Rasim Çalışkan, Çalışkan Madencilik ve Trakya Koleji sahibi. Kemal Gürsoy, Gürsoylar FIAT Çorlu bayii ve Gürsoylar Koleji’nin sahibi. Sanırım ikisinin de kolej sahibi olmasından dolayı aynı şirkete ortak olmak istemiyorlardı. Ben de ikisinin ortaklık teklifini kafamda sildim attım.

Marmaraereğlisi Belediye Başkanı ve ANAP Tekirdağ Milletvekili rahmetli Enis Sülün ( milletvekilleri ve belediye başkanları içinde abi dediğim tek kişi)  ile çok iyi ilişkilerimiz var. Hemen hemen her hafta görüşüyoruz.

Enis Abiye, RTÜK’ün şartlarından bahsettim ve RTÜK’ün kısa bir süre verdiğini şirketin anonim şirket statüsünde olma zorunluluğunu getirdiğini  ve istenen cihazların çok maliyetli olduğunu söyledim.

Enis Abi, benim de yakından tanıdığım iş adamı Tayfun Çebi ile birlikte yapmayı önerdi. Beşiktaş  Kulüp Başkanı Ahmet Nur Çebi’nin kardeşi olan Tayfun Çebi, Kaptan Demirçelik Fabrikaları dahil bir çok işletmenin ortağı. Yükü rahatlıkla kaldıracak güce sahip. Hemen Tayfun Çebi’yi aradık. Daha o akşam Enis Abi, Tayfun Çebi ve ben Marmaraereğlisi’nde bir balıkçıda buluştuk.

Tayfun Bey, televizyona çok sıcak baktı. Kısa bir süre sonra Çorlu – İstanbul yolu üzerinde 5 – 6 katlı televizyon binası kurmayı bile önerdi. Kısa sürede o kadar yükün altına giremeyeceğimi söyleyince, “Bina işi kolay iş onu sen bana bırak” dedi.

İki üç gün sonra aynı balıkçıda tekrar akşam yemeğinde buluşma kararı aldık. Üçümüz yine buluştuk. Tayfun Bey, çok hevesliydi ancak ağır hareket ediyordu. RTÜK’ün anonim şirket kurmak için verdiği süreye sadece birkaç gün kalmıştı. Tayfun Beyi, her aradığımda “merak etme yetiştiririz” diyordu. Ben artık umudumu kesmiştim yanılmıyorsam o zaman anonim şirket kurmak 4-5 iş gününü alıyordu.

Aynı gün Tekirdağ Milletvekili ve Peker Holding’in sahibi Hasan Peker ile bir toplantıda karşılaştık. Tansu Çiller başbakan Hasan Peker ise aynı zamanda partinin genel sekreteriydi.  Toplantıda eski Çorlu Belediye Başkanı Seyfettin Meriç’te vardı. Bana toplantıdan sonra beklememi söyledi.

Toplantıdan sonra Hasan Peker, Seyfettin Meriç’in ofisine gidelim dedi. Meriç’in ofisine gittik

Peker,” Televizyon işini birlikte yapalım” dedi. Ben Enis Abi ve Tayfun Çebi ile birlikte yapacağımızı Enis Abi’ye sormam gerektiğini söyledim.

Enis Abi’yi aradım durumu anlattım,” Kardeşim zaten zaman çok daraldı. Ben televizyon işine senin için girecektim. Sen Hasan Beyle devam et, ben Tayfun’a durumu anlatırım. Yolun açık olsun” dedi.

Daha öncede ben, Hasan Peker, Seyfettin Meriç, Velimeşe Belediye Başkanı Mustafa Arslan ve Ulaş Belediye Başkanı Ömer Şakar günlük gazete çıkarmak için bir şirket kurmuştuk. Büyük bir matbaa kuracaktık. Matbaayı kuracak Alman şirketinin sahibi Çorlu’ya geldi alacağımız makinaları söyledik. Hasan Bey, Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi’nde 5 bin metrekare bir fabrika binası buldu.

Her şey hazır. Ancak o günlerde Hasan Peker’le ilgili önemli bir haber vardı. Benim gazetecilik damarım kabardı. Trakya Olay’da o haberi yaptım. Hasan Beyde kızdı matbaayı kurmaktan vazgeçti.

Neyse, televizyon olayına dönelim.

Hasan Peker,  hemen muhasebecisine talimatı verdi apar topar şirketi kurduk. Hata RTÜK’ün verdiği tarihin son gününde evrakları büyük bir çabayla ulaştırdık. Evrakları Ankara’da TRT Genel Müdürlüğü’ne teslim etmemiz gerekiyordu.

Şirket kuruldu, evrakları Peker’in fabrikasında çalışan birine verdik o evrakları Atatürk Havaalanı’na götürdü, Ankara’ya giden uçağa verdi. Ankara’da havaalanında bekleyen biri son günün akşamı evrakları TRT’de bir genel müdür yardımcısına ulaştırdı. Mesai biteli bir saat kadarda geçmişti. Aslında isteseler televizyon yayın hakkını zaman geçtiği için bize vermezlerdi. Ancak Hasan Peker’in siyasi gücünden dolayı bırakın evrakı reddetmeyi TRT genel müdür yardımcılarından biri makamında evrakı bekliyordu.

Hasan Peker, o akşam aradı, ”Hayırlısı olsun izni aldık” dedi.

 

ALATTİN ÇAKICI BİZİ NEDEN TEHDİT ETTİ?

 

Konu nereden nereye geldi. Kısa yazayım dedikçe yazı uzadı.

Neyse, televizyonun yanı sıra Radyo Gündem için de izin aldık. Televizyonun yanında bir de radyo olsun istedik.

Hasan Beyle yola çıkınca tüm maddi sıkıntılar bir anda bitti. Hasan Bey televizyon ve radyo için ne gerekliyse hiç sorun etmeden aldı. Televizyonu da kiralık adresten Peker ailesine ait Heykel’deki binaya taşıdık.

Artık parayı değil nasıl programlar yaparız kimlerle çalışırız gibi şeyler düşünüyordum. ATV gibi ulusal kanallardan uzman kişileri getirip personele eğitim veriyorduk. Çokta faydalı oldu. Para işiyle Peker ailesine ait fabrikaların başında duran Hasan Beyin ablası Ümit Hanım ilgilendi. Ümit Hanım birkaç kere para işine sen bak dese de kabul etmedim. İşimi yapmayı tercih ettim.

Tekirdağ’da sadece iki şirket televizyon izni alabildi. Biri bizdik diğeri eski İstanbul Emniyet Müdürü ve Diyarbakır Valisi Hamdi Ardalı’nın oğlu avukat Atilla Ardalı. Biz Olay TV, Ardalı Kanal 59 olarak izin almıştı.

Meğer Atilla Ardalı’nın Tekirdağ’da tek televizyon sahibi olmak gibi bir hedefi varmış. Tabi bunu biz bilmiyoruz. Ardalı’nın birazda babasının konumundan dolayı bağlantıları iyiydi. Ülkücü camiadan geliyordu.

Ardalı, bizim televizyonculuk yapmamızı istemiyordu. Hasan Peker’i televizyon işinden vazgeçirmek için Alattin Çakıcı’yı devreye sokmuş.

Hasan Peker, Atilla Ardalı ve Alattin Çakıcı Silivri Klassis Otel’de buluşuyor. Hasan Beyden televizyon işinden vazgeçmesini istiyorlar. Hasan Beyde, “İzzet’le yola çıktık. Tüm cihazları aldık bu saatten sonra dönmek olmaz” diyor ve taviz vermiyor. Ardalı, “Biz İzzet’i ikna ederiz. Yeter ki sen vazgeç”diyor.

Daha sonra Alattin Çakıcı’nın kıramayacağı biri devreye sokuldu ve konu kapandı.

Benim hiçbir şeyden haberim yok. Hasan Bey, hem milletvekili hem partinin genel sekreteri olduğu için çok yoğundu. Genelde telefonla görüşüyoruz. Bazen hafta sonları televizyona gelirdi ya da ben Ankara’ya gittiğimde yüz yüze görüşebiliyorduk.  Bu olanları görüşmeden bir hafta kadar sonra Hasan Beyden duydum.

Gel zaman git zaman derken Atilla Ardalı DYP Tekirdağ milletvekili adayı oldu. Benim çıkardığım Trakya Olay gazetesinde köşe yazıları yazan duayen gazeteci rahmetli Şerif Baysalan bir gün aradı, “Yarın Atilla Ardalı ile seni ziyaret etmek istiyoruz” dedi. İkinci gün Baysalan ve Ardalı geldi. Milletvekili adayı olduğu için haber desteği istiyordu.

Ben o konuyu gündeme getirmedim. Atilla Ardalı, “Bir ara bir yanlışımız oldu” dedi. Ben oralı olmayınca konu kapandı gitti.

Unuttuğum bu konuyu organize suç lideri Allattin Çakıcı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu tehdit edince aklıma geldi.

Yazayım dedim.

Yıl mı? 1995.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL