CHP’li Milletvekilleri Keşan’da Gündemi Değerlendirdi.

CHP’li Milletvekilleri Keşan’da Gündemi Değerlendirdi.

CHP (Cumhuriyet Halk Partisi) Edirne Milletvekilleri Doç. Dr. Okan Gaytancıoğlu ve Erdin Bircan dün, Keşan’a gelerek, İlçe Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenledi. Parti lokalinde düzenlenen basın toplantısı, saat 12.00 sıralarında başladı. Toplantıya, Gaytancıoğlu ve Bircan’ın yanı sıra; İlçe Başkanı Erdoğan Gümülcineli, eski İl Başkanı Oktay Bozkurt, bazı belediye meclis üyeleri, İl Genel Meclisi’nin CHP’li üyeleri ve partililer katıldı. Toplantıda, ilk olarak Gümülcineli söz aldı.   Toplantıya katılanlara, “Hoş...

Haberin Tarihi: 27 Şubat 2018 - Okunma Sayısı:481 defa okundu.

CHP (Cumhuriyet Halk Partisi) Edirne Milletvekilleri Doç. Dr. Okan Gaytancıoğlu ve Erdin Bircan dün, Keşan’a gelerek, İlçe Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenledi.

Parti lokalinde düzenlenen basın toplantısı, saat 12.00 sıralarında başladı.

Toplantıya, Gaytancıoğlu ve Bircan’ın yanı sıra; İlçe Başkanı Erdoğan Gümülcineli, eski İl Başkanı Oktay Bozkurt, bazı belediye meclis üyeleri, İl Genel Meclisi’nin CHP’li üyeleri ve partililer katıldı.

Toplantıda, ilk olarak Gümülcineli söz aldı.

 

Toplantıya katılanlara, “Hoş geldiniz.” diyerek, sözlerine başlayan Erdoğan Gümülcineli, şunları söyledi: “Türkiye gündemi ve parti içerisindeki gündem yoğun. Partimizde, kurultay sürecinin tamamlanması ve birimlerin seçilmesinin ardından vekillerimiz bölgeye ziyaretlerde bulunmaya başladı. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi, Türkiye Barolar Birliği’nde ‘Türkiye’ ifadesinin önünden kaldırılması gibi bir çok konu gündemi oluşturuyor.”

Gaytancıoğlu: “Her şey satılmaya çalışılıyor”

Daha sonra söz alan Okan Gaytancıoğlu, 15 Şubat itibariyle, hükümet özelleştirmenin tanımını değiştirdiğini belirterek, şunları söyledi: “Türkiye Cumhuriyeti 1980’li yılların sonunda özelleştirmeyle tanıştı. Fakat, iyi özelleştirmeler yapılmadı. Örnek vermek gerekirse; et ve balık kurumunu özelleştirdiler. Ancak, Türkiye şuanda hayvan ithalatı ve kırmızı et ithalatı yapıyor. Yem sanayini özelleştirdiler ve Türkiye saman ithal etmeye başladı. Tekel’in alkol bölümünü stoklarındaki üzümleriyle birlikte 290 milyon dolara satıldı ancak, satın alanlarda 2,5 milyar dolara başkalarına sattı. Dolayısıyla, devletimiz bu konuda ciddi anlamda zarar etti. Tekel’in sigara bölümü 1,7 milyar dolara satıldı ve satın alanlarda, 9 fabrikadan 8’ini kapattı. Bunların unutulmaması lazım. Artık, Türkiye tütün ithal etme konumuna geldi. Tütün üretmek isteyenlere de belli bir kota konuldu. Kısacası, her şey satılmaya çalışılıyor. Şuanda, şeker fabrikaları satılmak isteniyor.”

“Avrupa Birliği üyesi ülkelerde

kullanılmıyor ama Türkiye’de kullanılıyor”

Gaytancıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Nişasta bazlı şekeri, Türkiye gündemine oturtmak istiyoruz. Bu tamamen bir zehirdir ve elde edilen sentetik şekerdir. GDO’lu mısırın işlenmesiyle elde edilen ve kansere yaptığı bilinen, oboziteye yol açan bir maddedir. AKP iktidarıyla birlikte buna ciddi bir kota sağlandı. Avrupa Birliği üyesi 28 ülke, hiçbir şekilde nişasta bazlı şekeri gıda da, kullanmazken; Türkiye bütün şekerlemelerde nişasta bazlı şeker kullanılıyor. Dolayısıyla, şeker fabrikaları nişasta bazlı şekerin önünde çok büyük engeldir. Ama hükümet, para kazanma ve insanlarını zehirleme mantığıyla her şeyi görmezden geliyor.”

“Fabrikalar kapanırsa, GDO’lu

ürünlerle beslenmiş olacağız”

Şeker fabrikalarının kapanmaması için CHP’nin her türlü mücadeleyi vereceğinin altını çizen Okan Gaytancıoğlu“Fabrikalar kapanırsa, GDO’lu ürünlerle beslenmiş olacağız. Büyük yabancı firmalara para kazandırılmış olacak. Özelleştirme yapıldıktan sonra, fabrikalar kapatılacaktır. Benzer örnekleri daha önce yaşadık. Nişasta bazlı şeker üretimini artıracaklar ve Türk insanında hastalıklar aratacak. Küresel ilaç devleri de, ‘hastalığınızın için ilaçlar bizde var.’ diyecek. Hırsızlar artık, kanser ilaçları çalmaya başladı. Bunları yarı fiyatına satmaya çalışıyorlar. Bundan ötürü de, satışlara karşı çıkılması gerekiyor. Bu şeker fabrikaları, Cumhuriyetin bize emanetidir.” dedi.

“Seçim güvenliği…”

Seçim güvenliği hakkında da, değerlendirmelerde bulunan Gaytancıoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Seçimlerde, mühürsüz oylarından sayılacağı ifade ediliyor. Bununla ilgili ne olup ne bittiği hakkında kamuoyunu bilgilendireceğiz. Biz, güvenliksiz bir seçim istemiyoruz. Partimizin bu konuda ciddi çalışmaları vardır. 500 bin gönüllü sandık görevlisi oluşturuldu. Orada seçimlerin güvenliğini sağlayacaklar. Burada, CHP’nin ittifakı halkladır. Demokrasiye inanmış herkesle bir arada olacaktır.”

“Herhangi bir listeye girip, pazarlık

yapsaydım mutlaka listeyi delerdim”

“Parti meclisinde, yer alamadınız. Ne oldu da, Edirne olarak, parti meclisinde temsil edilemiyoruz?” şeklindeki soruya cevap veren Okan Gaytancıoğlu, şunları söyledi: “Geçen yıl ki, seçimlerde anahtar listede yer almıştım. Bir listede yer alırsanız, seçimleriniz çok kolaylaşır. Özellikle Genel Başkan’ın listesinde yer alırsanız, işiniz kolaylaşır. Ama listelerde bazen girenler olur ya da çıkanlar olur, liste savaşları olur. Ama bizim örgütlerimizin tercihi ben olmadım. Genel Başkanımızla görüştüğümüzde, ‘sen zaten benim danışmanımsın ve görevine devam ediyorsun.’ dedi. Daha fazla görevlendirerek, beni yetkilendirdi. Parti meclisinde olup-olmamak önemli değildir. Bende başka bir anahtar listeye girmeyi düşünmedim. Herhangi bir listeye girip, pazarlık yapsaydım mutlaka listeyi delerdim. Aldığım oy, kişisel oyumdur. Ama bunları konuşmamız yersizdir. Bunlar bizim iç meselemizdir. Kurultayda, Erdin Bircan ağabeyimizde gerekli desteği verdi ve kendisine yeniden teşekkür ederim.”

“Tüzükte, değişiklik yaşanacaktır”

Tüzük kurultayı hakkında da, konuşan Gaytancıoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Edirne’de 6 tane kurultay delegesi var. Ama yüzde 1 oy alan bazı yerlerde kurultay delegesi bizden daha fazladır. 9-10 Mart’ta tüzükte bu durumun değiştirileceğini ifade ediyor. Her ile kurultay delegesi dağıtılacak ve daha sonra aldığımız oya göre, kurultay delegesi sayımız artacaktır.”

Toplantıda, son olarak, Erdin Bircan söz aldı.

Bircan: “Ülke, Ortadoğu bataklığının içerisine girdi”

Türkiye’nin Ortadoğu bataklığı içerisinde olduğuna dikkat çekerek, sözlerine başlayan Bircan, şunları söyledi: “AKP iktidarının 16. yıla giriyoruz, ülke kötü yönetilmekten daha öteye gitti. Ülke şu anda Ortadoğu bataklığının içerisine girdi. Savaş halinde olan bir ülke ve bu ülkede bir tek kişinin iki dudağının arasında kalan kararlar. Yanlış veriyor, doğru veriyor ama bir tek kişi karar veriyor. Şu an başkanlık sisteminin provası yapılıyor. Fiilen başkanlık sistemini yürüten bir Recep Tayyip Erdoğan var. Ekonomi bitmiş, esnaf kan ağlıyor. Emekli zaten geçinemiyor. 16 yılın faturasında yoksulluğu, yasakları bitireceğiz diyen AKP’nin bilançosu: Devletin borcu 2002 yılında; 242.7 milyar, 2017 yılında; 876.5 milyar. 16 yılda 3 kattan daha fazla. Aldıkları günden bu yana 52 yılda verilen cari açık 43.7 milyar, 16 yılda verilen cari açık 561.6 milyar yani 10 katından çok daha fazla, böyle gidiyor. Böyle giderken esnaf batıyor, çiftçi borçlanarak devam ediyor, emekli zaten geçinemiyor ama bu arada çıkıyorlar illeri geziyorlar.”

“Halkımızla alay ediyor, bizim aklımızla alay ediyor”

Afrin Harekatı ile ilgili de, değerlendirmelerde bulunan Erdin Bircan, sözlerine şöyle devam etti: “En acısı benim 11 Mehmetçiğim o gün şehit oluyor ve acıdır ki; gülerek, eğlenerek Başbakan haydi Afrin’e gidelim diyor. Bizim halkımızla alay ediyor, bizim aklımızla alay ediyor. Başbakanın konuşmalarından bir çocuk dahi etkilenmez ama maalesef bizim insanımız etkilenmek durumunda çünkü ekonomi bozuk, ülkede gidişat bozuk. Afrin’e girdik, Mehmetçik ile beraber. Hep bir şey söyledik; ÖSO kim? ÖSO şu anda 20’nin üzerinde örgütün örgüt olduğu bir ÖSO. Benim Mehmetçiğimi onlarla beraber savaşın içine sürükleyen bir Hükümet var.”

“Ülkede maalesef şeker fabrikaları kapatılıyor”

Özelleştirilecek olan şeker fabrikaları hakkında da, konuşan Bircan“Ortadoğu bataklığının içinde bulunduğumuz sürede ülkenin ekonomisi ve bu ülkeye yatırımcının gelmeyeceği açıktır. Ama her yere kafa tutan Amerika’ya ‘heyt!’ diyen, Almanya’ya ‘hey!’ diyen şimdi de Cargill ile anlaşıp, Amerika ile anlaşıp kesin anlaşma ile Amerika’dan gelecek olan nişasta bazlı şeker ve mısır şurubunun gelişi ile birlikte bu ülkenin zehirlenmesidir. Üretirsek 10 TL, ithal edersek 8 TL aradaki 2 TL değil, sen 20 TL sağlığa vereceksin. Herkesi zehirliyorsun, herkes kanser oluyor. Kendi ülkelerinin girişine kota uygularken bize tamamen bunu serbest bırakıyorlar. Mustafa Kemal Atatürk, 1923’te Cumhuriyet kurulduktan sonra beyaz devrim yapıyor. Pamukla Sümerbank gitti, un fabrikalarını dışarıdan gelen ithal buğday ile çalıştıracaklar neredeyse ve şimdi de şeker fabrikalarını satarak burada yaptıkları ihanet sadece ihtiyaçtan dolayı değil, Amerika’ya verilen sözden dolayı. Bu ülkede maalesef şeker fabrikaları kapatılıyor.” dedi.

“İttifakla ilgili eleştiriler…”

AK Parti ve MHP arasındaki ittifakla ilgili eleştirilerde de, bulunan Erdin Bircan, şöyle devam etti: “AKP hükümeti kendi durumunu gördü, MHP’de kendi durumunu gördü. Birisi 3’lerde, birisi 40’ların altına düşünce bir telaştır ittifak içerisine girdiler. Bir ittifak yasası da çıkardılar. Hani koalisyonlar olmayacaktı? Mecbur kaldılar. Ne yaparlarsa yapsınlar yüzde 40’ların üzerine çıkmıyor. Diyorlar ki; CHP sizde yapın, HDP ile yapın. HDP ile kucak kucağa gezen sizdiniz. Her hafta Mudanya’da gazeteci arkadaşlarımız Apo’dan gelecek haberleri bekliyordu. Bu ülkede Dolmabahçe Mutabakatı yaptınız. Cumhuriyet Halk Partisi’ni PKK ve diğer terör örgütleriyle FETÖ ile yan yana getiren şerefsizdir, namussuzdur.” dedi.

“Üst üste 2 genel seçimde birinci olamamış olan Genel

Başkanın partiyi bırakması adına kolaylaştırıcı bir tüzük”

CHP’nin mart ayı içerisinde yapılacak tüzük kurultayı için imza topladığının altını çizerek, sözlerine devam eden Bircan, şöyle konuştu: “Partimiz bir kurultay yaşadı. Genel Başkanımız güvenoyuyla birlikte devam ediyor. Ama bizim partimizin anayasası dediğimiz Tüzük Kurultayımız var. Onunla ilgili çalışmalar var. Ben düşünce anlamında imza topluyorum. Hâkim gözetiminde partimizin Cumhurbaşkanı adayını, milletvekili adaylarını üyelerimiz seçsin. 1 milyon 300 bin üye sandığa gider, Cumhurbaşkanı adayını belirler. Üst üste 2 genel seçimde birinci olamamış olan Genel Başkanın partiyi bırakması adına kolaylaştırıcı bir tüzük. Bunlar bizlerin önerisidir.”

“Enez-Keşan yolundan daha kötü bir yol Türkiye’de görmedim”

Bölge sorunları hakkında da, değerlendirmelerde bulunan Erdin Bircan, sözlerini şöyle tamamladı: “Bölgemizde bekleyen bir Keşan-Enez yolu var. AKP yöneticileri her ay bu yolun yapımını başlatıyorlar ama maalesef Ulaştırma Bakanı’ndan böyle bir şey yok. Ulaştırma Bakanı’na yazılı ve sözlü soru sordum; her ikisinde de aldığımız cevap daha kamulaştırma yapılmadı yönündedir. Ben hep bunu söylüyorum. Ama burada AKP’nin küçücük yöneticileri var, hani beni ahlaksızca gel partiye diyen o küçük kafalı, o küçük beyinliler şimdi çıksınlar bunun izahını yapsınlar. Kimden talimat alıyorlar direk Cumhurbaşkanı mı yapacakmış burasını? Bakanın öyle bir şeyi yok. Ama onun mücadelesini de Keşanlı ve Enezli hemşerilerimizle beraber vereceğiz. Direne direne o yol yapılacak. Ben Hakkari’ye kadar gittim, Enez-Keşan yolundan daha kötü bir yol Türkiye’de görmedim. Yayla Balıkçı Barınağı ile ilgili Ulaştırma Bakanı ile görüştüm, bununla ilgili de maalesef bütçede para yok. 2018 Haziran ayından sonra tekrar görüşelim dendi.”

(Deniz ÇİL)

Haberle ilgili görüntüleri aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz


REKLAMLAR

Bir Yorum Yazın

Arşiv

Reklam Alanı