HESABIM
Üye Ol

Düşünmeli

    Ahmet AK                                               0 533 3423055 www.facebook.com/ahmet.ak.315080   “İnsanın bizzat kendi varlığında da deliller vardır.” diyen büyük müfessirlere göre insanların konuşma ve yazma yeteneği, her şeyin çift yaratılmış olması, düşünüp ders alınacak işaretlerdendir. Şüphesiz insan, mükemmel şekilde yaratılmış, pek çok üstün özellikle donatılmıştır. Kesin inanmak isteyenler için yeryüzünde birçok deliller olduğunu söyleyen büyük müfessirlerle...

Yazar: Ahmet AK - Yazının Tarihi: 11 Nisan 2019 - Okunma Sayısı:276 defa okundu.

    Ahmet AK                                              

0 533 3423055

www.facebook.com/ahmet.ak.315080

 

“İnsanın bizzat kendi varlığında da deliller vardır.” diyen büyük müfessirlere göre insanların konuşma ve yazma yeteneği, her şeyin çift yaratılmış olması, düşünüp ders alınacak işaretlerdendir.

Şüphesiz insan, mükemmel şekilde yaratılmış, pek çok üstün özellikle donatılmıştır.

Kesin inanmak isteyenler için yeryüzünde birçok deliller olduğunu söyleyen büyük müfessirlerle çağımızın önde gelen astronomlarının ulaştığı bilgiler, sürekli birbirini doğruluyor, örneğin evren sürekli genişliyor.

Bütün varlıklar içinde düşünme, akıl edebilme, karar verme, uygulayabilme, plan kurma, sonuç çıkarma gibi zihin işlevleriyle insanın üstünlüğü tartışmasız bir gerçek.

Tüm bu üstünlüklerin aksine insan neden son derece korunmaya muhtaç?

Örneğin neden gözle görülemeyecek kadar küçük bakteriler, virüsler bile bu bedene zarar verebilmekte?

Neden insan yaşamı boyunca sürekli bedenini temizlemek, ona bakım yapmak zorunda?

Ve asıl olan neden, insan bedeni sürekli yıpranmakta, yaşlanmakta?

Günlük hayatın akışında insanlar düzgün, saçları taranmış, tıraş olmuş, ütülü kıyafetlerle giyimli, makyajlı…

Ancak bu görünüşlerin bir de arka planı var.

Her insanın kendi üzerinde görebileceği eksiklikler…

Bunların bir eksiklik olduğu kavranabiliyor mu?

Yoksa her insanda vardır diye bunlar doğal mı karşılanıyor?

Her insan bir karanfil gibi güzel kokulu ve tertemiz olabilirdi ama insan, üstünlüklerinin yanı sıra tüm acizlikleriyle birlikte var, bunun da bir anlamı olmalı elbet!

Acizliğini gören insan, “adaleti, iyiliği, yakınlara ve muhtaçlara yardım etmeyi öğütleyen; çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı yasaklayan” inanç üzerine bir daha düşünmeli değil midir?

“Düşünmek” kelimesi, alıp yok edildiğinde asıl mana da yok oluyor, tabir caiz ise uyuşturuyor.

Avrupa, batıp çıktığı çamurlu ve dikenli yollarda bugüne gelinceye değin insanlık adına çok şeyler öğrendi: İyi eğitilmiş ve yetiştirilmiş mühendislerin İkinci Dünya Savaşı’nda inşa ettiği gaz odaları, iyi yetiştirilmiş doktorların zehirlediği çocuklar, işini çok iyi bilen hemşirelerin vurduğu iğnelerle ölen bebekler, lise ve üniversite mezunlarının vurup yaktığı insanlar…

Demek istediğim düşünmek, akıl etmek yerine; uçuk bilgilerin, içinde merhamet barındırmayan kaçkın aklın, insanlığı kurtuluşa erdirmeyeceğidir.

İnsanlığın çirkin işleri, fenalık ve azgınlıkları; yaşadığımız bugünlerde gözlerimizin, bir insanın görmemesi gereken şeyleri görüyor olmasıyla apaçık ortalığa saçılmaktadır.

Bu nedenle kuşku duyuyor insan.

İnsanlıktan tek istenilen; “insan” olması.

Son söz; okuma, yazma, matematik; çocuklarımızın daha fazla insan olmasına yardımcı olursa ancak o zaman önem taşır.

Bir Yorum Yazın

Arşiv

Reklam Alanı