EMEKLİ BİR ASKER GÖZÜYLE

    Tahsin ATAİZİ tataizi@kesanpostasi.com     (Türkiye Barolar Birliği ve Türk Tabipler Birliği Hakkındaki görüşler)   Selam olsun…   Ne savcıyım, ne avukat. Dolayısı ile; hiç kimsenin ne savcısı, ne de avukatı değilim. Ancak, aklın yolu birdir felsefesiyle hukuktan adaletten yanayım. Öyle bir gün gelecek ki hukukun adaletten yana herkese gerekli olduğunu bugün göremeyenler,...

Yazar: Tahsin ATAİZİ - Yazının Tarihi: 14 Şubat 2018 - Okunma Sayısı:450 defa okundu.

tahsinyazar2 

  Tahsin ATAİZİ

tataizi@kesanpostasi.com

 

 

(Türkiye Barolar Birliği ve Türk Tabipler Birliği Hakkındaki görüşler)

 

Selam olsun…

 

Ne savcıyım, ne avukat.

Dolayısı ile; hiç kimsenin ne savcısı, ne de avukatı değilim. Ancak, aklın yolu birdir felsefesiyle hukuktan adaletten yanayım. Öyle bir gün gelecek ki hukukun adaletten yana herkese gerekli olduğunu bugün göremeyenler, yarınlarda görecektir…

 

Kimsenin “keşke” mazeretine ve özrüne sığınmasını arzu etmem…

 

“Hakim, savcı değilim” dedim ama, “Herkesin gördüğü, bildiği kadar konuların hakimiyim.”

Türk Tabipler Birliği ve Türkiye Barolar Birliği’nin başındaki Türk kelimesinden kim, kimler, neden rahatsızlık duyuyor anlayamadım gitti…

 

Varsa bir rahatsızlık, rahatsızlığı yaratanların hukuki yollardan cezalandırılması hakkında görüş  bildirilebilir…

 

Aksi takdirde 15 Temmuz’da ayaklanmaya kalkışan, kendilerini TSK (Türk Silahlı Kuvvetleri)  mensubu sananlar yüzünden TSK’daki Türk kelimesi kaldırılabilir mi? Suçu kurumlara, kuruluşlara teşmil etmek haksızlık değil mi dir? Ben şahsım olarak TSK’nın emekli ama EMEKLEMEYEN bir mensubu olarak suç işlediysem ki Allah Korusun. TSK kurumu hakkında konuşma, görüşme, medya, televizyon ve radyolarda beyanatlarda incelik gösterilmesi ve de suçluların yüzünden kurumlara suç yüklenmemesi görüşünü savunuyorum…

 

Öyle ki 15 Temmuz gecesinin ve devamı haberlerinde ve televizyonlarda ki görüntülerde hiçbir şeyden haberi olmayan emir kulu erbaş, er ve askeri okul öğrencilerinin kendisini komutan zannedenlerin emirleriyle hareket ederken, dünya televizyonlarında da görüntülenen askerlerin dayak yemeleri ve taciz edilmeleri mütemadiyen gösterilmesi, Kahraman Mehmetçiklerimizin Tv’lerde böyle teşhir edilmeleri Şehit Mehmetçiklerimizin de ruhlarını taciz edildiğini  hiç düşünmüyorlar mı ?  Bi çare durumda ki emir kulu askerlerimizi teşhir edeceklerine suçlu kim ise onu teşhir etmeleri gerekmez mi. Eski makamı rütbesi ne olursa olsun, gerçek Atatürkçü komutanları hapsettirenleri, Zekeriya Öz ve onun gibi kaçak savcıları, Yunanistan’a iltica etmek için Yunan makamları önünde el pençe divan duran kendisini subay asker zannedenleri televizyonlarda gösterseniz ya!

 

Ne istediniz de vermedik diyenlerden de bu yazıyı okumaları…

Zira hatasını kabullenerek, o davranışın bir ERDEM olduğunu bilen makam sahipleri de var.

Sonuçta özetlersek, geçmişte 1960, 1971, 1972 muhtıra. 1980, 2016 15 Temmuz darbe ve teşebbüsleri yapılmış.

Sonuçta bizden (TSK’dan) olmayan o sefil kişileri geçte olsa zaman içinde yargılayan ve bazı kişilerin tahakküm baskısı ve yalancı şahitlerle ATATÜRK’ çü komutan ve arkadaşlarım ve de kumpaslarla Silivri’ye mahkum edilen kişileri hala savunan Türkiye Barolar Birliği’nin çok değerli avukatlarıdır.

Lütfen diyerek anlatamadıklarımı “Please” diyerek, sakin olup dürüstçe düşünelim biraz. Öfkeyle kalkıp zararla oturmayalım. Hukuk herkese lazım, gerçek ADALET için diyerek . Zira; “ADALET mülkün temelidir”…

Türkiye Barolar Birliğine; savunduğu ADALET ilkeleri için Allah kuvvet versin…

Kimseyi de savcıya, doktora muhtaç düşürmesin deseler de; Adaletli savcılarımız ve işini bilen ve en iyisini yapanlarıda eksik etmesin.

Savcıların adaletine, doktorların neşterine hepimizin ihtiyacı vardır.

Hukuka, Selam olsun adalet dağıtan hukukçularımıza…

Selam olsun hasta beyinleri tedavi eden ve edecek olan Türk Tabipler Birliği doktorlarına…

 

Bu yazımın etkisi, senelerin yorgunluğunun narkozunda olanları da adalet anlayışı ile kendine getirir inşallah…

 

SAYGILARIMLA…

REKLAMLAR

Yorum Kapalıdır.

Arşiv

Reklam Alanı