TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 302.735
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 52.676
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 248
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 32.539
Spor Okuma Sayısı: 622

Erdoğan Demir sordu, Mehmet Yurdadön cevapladı…

        Erdoğan DEMİR- Türk Atletizminin önemli isimlerinden olan, çeşitli başarılara imza atan ve Atletizm Federasyonu Başkanlığı görevinde bulunan Mehmet Yurdadön ile hem kendisini, hem bugünkü Türk Atletizmini,..

Erdoğan Demir sordu, Mehmet Yurdadön cevapladı…

 

      Erdoğan DEMİR-

Türk Atletizminin önemli isimlerinden olan, çeşitli başarılara imza atan ve Atletizm Federasyonu Başkanlığı görevinde bulunan Mehmet Yurdadön ile hem kendisini, hem bugünkü Türk Atletizmini, hem başkanlığı döneminde yapmak isteyip de yapamadıklarını ve siyaset konuştuk.

Bu röportajımızından önce gelin bir bakalım Mehmet Yurdadön kimdir onu bir tanıyalım ve sonra röportajımıza geçelim.

Ad Soyad: Mehmet Yurdadön Doğum Tarihi: 02 Haziran 1954 Nereli: Kars Meslekler: Sporcu

 

Mehmet Yurdadön kimdir, Mehmet Yurdadön, 1981 yılında Berlin yarı maratonunda Mehmet Terzi ile birlikte birinci oldu.

Mehmet Yurdadön, 2 Haziran 1954 tarihinde Kars, Sarıkamış’ta doğmuştur. 9 kardeşi vardır. Atletizme beden eğitimi öğretmeninin özendirmesi üzerine ortaokul öğrencisiyken başladı. 1974 yılından sonra yarışmalara girmeye başladı ve ilk başarısını Türkiye gençler şampiyonu olarak elde etti. Pistlerde başarılı olması yanında krosta da ün yaptı. 1976 yılında Bulgaristan‘da Şumnu’da 1978 yılında İstanbul’da, 1982 yılında Atina‘da Balkan şampiyonluklarını kazandı. Pistte ise 10.000 m’de Balkan İkincisi ve Dünya Üniversitelerarası oyunlar İkincisi oldu.

Atatürk Koşusu’nu sekiz kez kazanarak büyük başarı elde etti. Balkan şampiyonalarında elde ettiği derecelerle takım klasmanında Türkiye’nin dereceye girmesini sağlayanlardan biri oldu. Daha sonra Maraton koşmaya başladı, yurt dışındaki ilk uluslararası yarışmada 16.oldu. Bu dalda en iyi derece olarak 2.16.07 yaptı. Asya-Avrupa Maratonu, Dünya Kros Şampiyonası ve Olimpiyat Oyunları gibi yarışlara katıldı.

Mehmet Yurdadön, 1981 yılında Berlin yarı maratonunda Mehmet Terzi ile birlikte birinci oldu. 30 Temmuz 1982 tarihinde Finlandiya‘da yapılan 10 bin metre yarışmasında altın madalya kazandı.

Mehmet Yurdadön, 1983’ten sonra Fenerbahçe, 1985’ten sonra ise Şişecam Paşabahçe adına yarıştı. Mehmet Yurdadön, 1990’da atletizmi bıraktı.

Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Spor Kontrolörlüğü Kurul Başkanlığı görevinde iken 25 Ekim 2000 tarihinde Atletizm federasyonu başkanlığına aday olmak için istifa etti. Seçimlere kadar Gençlik Dairesi Başkanlığı’nda şube müdürü olarak göreve devam etti.

Mehmet Yurdadön, 18 Kasım 2000 tarihinde Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanlığına seçildi. Pek çok başarısı arasında 1984 yılında Frankfurt Maratonu ikinciliği, 1985 Offenbach Yarı-maratonu birinciliği ve Balkan Kros Şampiyonluğu vardır.

Yurdadön evli ve iki kız çocuğu babasıdır.

ATLETİZM FEDERASYONU BAŞKANLIĞI NASIL OLDU?

Atletizm Federasyonu spor kontrolörleri kurulu başkanı idim. Sayın genel müdürümüz ile Kırklareli’nde  yapılan Balkan Kros Şampiyonasına gitmiştik.  Orada büyük bir Atletizm antrenör grubu vardı. Benim federasyon başkanı olmam için genel müdüre beni şikayet ettiler. Atletizmi bıraktıktan sonra  gelip emek vermiyor destek vermiyor falan dediler. Oysa ben kurul başkanı iken gittiğim bütün illerde atletizme gönül vermelerini,  atletizm  için yapacakları her uğraşta onlara destek olacağımı her türlü desteği vereceğimi söylemiştim. Bunun üzerine de sayın genel müdür  o  zaman bana “Mehmet kaçamazsın bu işten.Senin federasyon başkanı olman gerekiyor “dedi. Sen gel o divan kurulu başkanıyım Zaten her yere denetime gidiyorum denetime gittiğimde bütün illerde Gençlik Spor İl müdürlerinin denetimini yaptığımız için oradaki müdür arkadaşlarımla,  antrenör arkadaşlarla daha çok büyük destek verdiğimizi söylemiştim. Fakat atletizm antrenörleri bunu kabul etmediler beni başkan görmek istediklerini söylediler. Ben de bir düşüneyim demiştim bunu kabul etmediler düşünme falan olmaz dediler. O zaman Atletizm Federasyonu Başkanı olmak için kararımı vermek zorunda kaldım Çünkü toplumdan gelen baskıları gözardı edemezdim.Onlar da atletizme emek verdiler.  Ben de bir emekli olarak onlara benden bekledikleri daha çok destek,  daha güzel hizmet anlamında ben de onların bu tekliflerini kabul ettim ve federasyon başkanlığına  adaylığımı koydum. Baktım o zaman üst düzey bizim çok büyük yöneticilerimiz aklından geçen başka federasyon başkanı isimleri vardı. Onlara rağmen ben orada antrenör arkadaşlarıma söz verdiğim için kardeşlerime sözümden geri adım atmadım kazansam da kaybetsem de  tamam dedim,  aday oldum dedim ve seçime böyle girerek seçimi kazandım.

BUGÜNKÜ TÜRK ATLETİZMİNİ NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?

Başkan olarak atletizm Federasyonu’nun bugünkü yapısı ve benden sonraki yapısı ben eski değilim. Ben  Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkelerini benimsemiş içine sindirmiş bir insan olarak, şuna bakarım insanlar Yurtta Sulh Cihanda Sulh birinci temel ilkem bu. İkincisi işleri spor evrensel bir olgudur madalya daha sonra gelir. Önce beden eğitimi arkası ondan sonra zaten gelir.

Eğitim ve beden eğitimi yani öğretim  Beden Eğitimi ve öğretimi bunların şart olması gerekiyor. Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur dediği Atatürk’ün bu şeylerinden yola çıkarak madalya Atatürk’ün hiçbir söyleminde  madalyayı rastlayamazsınız.  benim de federasyon başkanı olarak da düşüncem buydu.  O yüzden sosyal projelerin gelişmesini geliştirilmesini hep destekledim ve bundan sonra ömrümde gittiğim her yerde de bunları anlatıyorum. Her şey madalya değildir. Madalya en son hedeftir. Bu ayrı bir şey ister özellikle ama önce sağlık ve sağlıkla beraber eğitim,  sağlıklı eğitimi olmayan hiç kimse madalyaya doğru dürüst ulaşamaz. Bu istisnalar hariç olsa bile bu mümkün değil. Şimdi Türkiye’de 22 milyonu yakın genç var bu gençler temel alt yapıyor oluşturamamışsanız. Bunun içinde her şeyi spor endeksli yaparsanız bu işte ağırlıklı yürümez. Ben önce sağlık diyorum,  önce sağlık arkasından spor diyorum. Önce sağlıklı nesiller yetiştireceksiniz, sağlıklı insanlar ancak spor yapar. Spor üst kurumdur, yani yarın sistem program organizasyon ve sonunda rekor yani madalya,  madalyaya giden yolun sağlıktan ve temel alt yapılan geçtiği bilinmektedir. Bunun için de dışarıdan getireceğiniz yabancı sporcularla ve hazır sporcularla bu iş değil. Temel alt yapının oluşması lazım. Bunun için de devletin bütün kurum ve kuruluşları ile bu işin içerisine girmesi lazım.  Yani belediyeleri ile Milli Eğitim Bakanlığı ile girmesi lazım, Kültür Bakanlığı ile girmesi lazım. Çünkü aynı zamanda spor bir Propaganda aracıdır. Turizm açısından da öyle girmesi lazımdır.Türk Atletizm federasyonuna önereceğim,  yani en çok değerlendirmesini yaparken  kendi bence önce ağaçları dikeceksiniz,  kökleri geliştirecek, suyunu vereceksiniz.  Ondan sonra ağaçtan meyve alacaksınız. Şu anda Türkiye Atletizm Federasyonu gidişatını kökü olmayan bir ağacın üzerinde ki üç beş tane meyvesiyle yetinmeye çalışmasını doğru bulmuyorum. Bu yüzden de temel alt yapıya yatırım yapmaları gerekiyor.

FEDERASYON BAŞKANLIĞINIZDA TÜRK ATLETİZMİ İÇİN YAPMAYI DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ AMA YAPAMADIĞINIZ NELER VARDIR?

Federasyon başkanlığı sürecinde Türk atletizmi  için yapmayı düşündüğüm fakat yapamadığım tabii ki çok şeyler vardır. Birinci  derecede özerk değildir.  Özerk olmadığı için biz sülaleyi silsile-i teslimi temsil edip gidiyordum. Bu şöyle bir genel müdür yardımcısı, daire başkanları, genel müdür, bakan böyle gidiyordu. Dolayısıyla bu bürokratik engelleri aşma şansım zordu. Ama bıkmadım usanmadım, benim en çok istediğim, dünya şampiyonalarının Atletizm Dünya şampiyonalarını, Avrupa şampiyonaları ve benzeri şampiyonaların salonlarda Türkiye’de olmasını çok istedim.

Ayrıca gerçi başkanlığım döneminde de spor kontrolörleri kurulu başkanlığım döneminde de her ne kadar olsa semt sahalarına yönelik atletizm pistleri yaptırdık. Sentetik pistler  yaptırdım,  güzel şeyler yaptım. Bireysel kampları başlattım ve atletizmi geliştirme projesini başlattım,  halen daha bugün dağ koşularında ve maratonda yürüyüşle ve buna benzer mesafe koşularında ki çocukların bu atletizmi geliştirme projesinden çıktığını herkes biliyor ve görüyor. Gerçi bu şu anda biraz kuşa döndü. İyice tırpanlıya tırpanlıya getirdiler amacından saptı, sapmış gibi gözüküyor. Ama yine projem  vardı.Çocuk Esirgeme Yurtları vardı biliyorsunuz. O da ben eski adıyla söylüyorum,  çocuk site evleri vardı bu burada bir de sokak çocuklarına yönelik projelerin vardı bu Dünya Atletizm  Birliği tarafından da beğeni kazanmış ve destek vereceklerini söylemişlerdi.  Çok doğru ve sağlıklı bulmuşlardı. Aynı zamanda atletizmin  bir sosyal projelerle bütünleştiği bir projeydi bu özellikle Avrupa ve Akdeniz Avrupa ve Dünya Atletizm birlikleri bu konu sponsorluğunu üstlenebileceklerini söylemişlerdi, tabii ki o zaman ömrümüz yetmedi. Atletizme siyaset egemen olunca biz bunları kaybettik. Kaybedince de bu projeler yaşama geçmedi. Örneğin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki ve yine bu taraflarda ki İç Anadolu ve diğer bölgelerdeki uyuşturucunun kıskacında kalan çocukların atletizme, atletizm çünkü kolay yapılabilir koşuları var. Koşular her yerde her zeminde her ortamda yapılabildiğini bildiğim için bu  çocukları buralara kaydırıp,  buradan topluma yararlı bir hale getirmeyi planlıyordum. Hatta vs dağdakilerin ve başka şeyler de ki çocukların da bu sosyal içerikli projelerle atletizme kazandırıp kazandırdıktan sonra da sonra da Türkiye’de iyi bir insan olmak iyi bir Türk vatandaşı olmasını sağlamak amacında idim.Sadece yarışmak efendime söyleyeyim, sadece onlar madalya kazansın yoktu.  Her federasyon başkanı madalya peşinde koşar tabii ki ben de madalyayı çok düşünmüşümdür ama bu bir insanı projeydi bu bir sosyal bir projeydi.  Bu projenin yaygınlaştırılması gerekiyordu ve benim derdim uyuşturucu kullanan çocukların azaltılması,  kötü yola giren çocukların azaltılması, sosyal çevrelerde ki çocukların daha verimli üretken hale getirilmeleri idi. Buna benzer bir sosyal olgu içersinde bu çocuklar yetiştirmek istemiştim. Bunun için de bu projeleri mi yaşama getiremediğim için çok üzülüyorum tabii ki. O bakımdan ben bir daha federasyon başkanı olsaydım bu 3 projeyi hayata geçirecektim.Ayrıca bu mesele de bu çocuk esirgeme yurtları dediğimiz efendi çocuk ıslah evlerinde şimdi bunların, Bu çocukların ruhsal yapısını iyi bildiğim için oralarda biraz incelemeler yaptığımdan dolayı, bu çocukları şöyle yapmam lazımdı.Bunları böyle sert hareketli olan spor dallarından uzak tutmaktı, ruhunu bedenini okuyacak onlara sevgiyi saygıyı öğretebilecek, ortak yaşamı zaten her branşta görüyorlar paylaşımı kamplarda görüyorlar, eriyorlar bunlarla bunu süslemek istemiştim. O yüzden atletizmi çocuk ıslah evlerinde, sokak çocuklarında uyuşturucu kullananlarda, yurtlarda buralardaki çocukların hayata kazandırılması noktasında bu sosyal projeleri hayata getiremediğim için daha doğrusu ömrümün yetmediği için,  ondan sonra iyi bir destek bulamadığım için dünyanın ve Avrupa’nın bunu kabul etmesine,  takdir etmelerine rağmen çok doğru ve olumlu bulduklarını söylemelerine rağmen, bunu yapamadım. Ama yaptıklarım çok şey var da yapamadıklarım bunlardı. En çok içimde ukte kalan şeyler budur yani seçim kaybetmek bana çok ağır gelmedi bunları yaşama geçirmemek çok ağır geldi.

ATLETİZME MERAKLI GENÇLERİMİZE NELER TAVSİYE EDERSİNİZ?

Atletizme  meraklı gençlere gelince şimdi atletizme meraklı gençler önce bence atletizmden  önce eğitime önem vermeleri lazım. Önce öğretime ve eğitime çok önem vermeleri lazım.Çünkü artık spor bir bilim işidir. Bilime dayalı olarak bu işler gidiyor. Yani çok iyi algılama çok iyi yorumlama yapamazsanız bu antrenman sistemlerini ve yani metotlarını, işte kullanacağınızı ayakkabının bağlanmasından tutun, giyeceğini çorabını inceliğine, tişörtunuzun, eşofmanınızın,  kaç gram ayakkabı giyeceğinizin bulunan ağırlığını hesaplayamazsanız,  bunlar nerelerde ne kadar yardımcı olacağını bilemez iseniz bu o zaman bu işi yapamazsınız.

Ya bunun için demek ki bunun için de birinci derede de eğitim.  Yani eğitim’in önünde de sağlık var tabii.  Sağlıklı olursanız eğitimi İyi kavrarsınız iyi anlarsınız,  eğitimi alırsanız atletizmi de çok iyi analiz ederseniz,  çok iyi değerlendirmeler yaparsınız,  artıları eksileri Neyse bunu yaparsanız ve bu yüzden de başarıya giden yolda çok emin adımlarla çok daha güçlü irade ile gitmiş olursunuz. Atletizmin temel yapısında irade verdiniz , sabır olayı vardır ve bu sabır yatırım ister. Ama eğitimi iyi olmayan sağlığı iyi olmayan insanın üst yapıda çok başarılı olacağına inanmıyorum. Bu yüzden de çocuk laraen büyük tavsiyem,  1 sağlıklı olun,  2 eğitiminizi Sağlık ve eğitimin üstüne de sporu koyun yanına atletizmi koyun.  Göreceksin için çok daha büyük başarılar elde etmiş olacaksınız.

MEHMET YURDADÖN VE SİYASET DERSEK NELER SÖYLEMEK İSTERSİNİZ.

Siyaset, sporda siyaset aslında evrensel ölçülerde olmalıdır. Temel öge insan olmalıdır ve bunun yapısında da bebekler ve çocuklar olmalıdır. Yani bu gayri milli  hasıladan tutun en üst seviyeye kadar gelmesi lazımdı. Bunun içinde seçim sistemleri ve siyasetteki olumsuzlukları, insanların temel hak ve özgürlüklerini elinden alan bir yapı oluşmaktadır. Siyasete ben şöyle bakıyorum,  spor açısından değerlendirilecek olur isek bu az önce sıraladım veya işte şimdi sıralalayım. Önce sağlıklı anne ve bebek arkasından sağlıklı çocuk, arkasından sağlıklı gen,  siyasetin işi bunu oluşturmak.

Daha da ondan sonra da spor yaptırıp,  spordan sonra sağlıklı yaşlanmak,  sağlıklı ihtiyarlamak ve İnsan ölünce yine sağlıklı ölmesi gerekiyor. Yani böyle sürünerek falan değil,  bunları tümünü ortadan kaldıramaybilirsiniz ama bu bir şeydir niye dedi işte az hasarla az ızdırapla insanların ölümünü şeye erken yaşta ölümlerini erken engellemek için,  bedensel hareketlerin kas kuvvetini güçlendirerek,  insanın metabolizması ile sağlık sürecini uzatabilirsiniz. Siyasetin bu yüzden bütün bunları yapabilmesi adına,  işte devletin kurumları vardır Siyasette bu devletin kurumlarını yöneten iradedir. Bunun için siyaseti çok sevmiyorum. Yani istediğiniz gibi olmuyor siyasette şu anda Liyakat sistemi ortadan kaldırılmıştır. İşe göre adam değil adama göre iş başlamıştır. Zaten baktığınızda da şimdi hükümetinde hedeflerinde 2023’te 12.000 dolar hedeflenmiş gayri milli hasıla. Oysa  şu anda Hollanda’da 39-40 bin dolar gayri milli hasıla. Bunun için de bunu siyasetçilerin iyi düşünmesi lazım.  Bunun için yatırım yapmaları lazım. İşte bazen de bizi Hollanda ile birlikte kıyaslıyorlar ya Hollanda’da şu kadar sporcu çıktı, bizde ne yok işte orada gayri milli hasıla 40 bin dolarsa  siz de 12 bin dolar ise Hollanda ile kendinizi kıyaslamak kadar kötü iş olamaz. Siyasetin bu da siyasetçilerin ayıbıdır tabii, çünkü Devletin bütün işleyiş biçimini siyaset belirler, bütün kanunları kurumları, kuralları siyaset organize eder,  siyaset yürütür, siyaset eliyle bunlar gelişir.Siyasetin her dönemi olmuştur,  gelişmemiş ülkelerde özellikle eğitim sürecini tamamlamış hiçbir ülkede siyasi başarılardan bahsedilemez. O yüzden de bakın eğitime baktığınız zaman eskiden baktığınızda Halkevleri vardı, işte Köy Enstitüleri vardı orada insanlar Türk Hafif Müziği, Türk Sanat Müziği ne kadar siyaset böyle bir kurum, böyle güzellikleri koymuştu.  Dolayısıyla onların hepsi kaldırıldı Demek ki siyasetin yanlışlığı başlamış. Bu yüzden de eğer halen daha şu anda Türkiye’de gayri milli hasıla 8 bin dolar civarında ise bu siyasetin ayıbıdır.

OKURLARIMIZA SON OLARAK NELER SÖYLEMEK İSTERSİNİZ?

Okurlara söyleyeceğim tek güzel şey var. Yerel yönetimlerin kreşlerinde ve devletin kreşlerinde çocukların,  yani bebeklerin sağlıklı bebek, önce sağlıklı anne ile sağlıklı bebeği beraber mi büyütmemiz  lazım.Onları beraber geliştirmeliyiz. Sağlıklı olduktan sonra bedensel ve ruhsal gelişimlerinin sağlanabilmesi için önce çocuklarınızı önce çocuklarınızı serbest kuralsız kimsenin karışmayacağı karışamayacağı, özgür hareketlerle yaşamlarının hareket alanını genişletmeniz lazım. Bunun için yeşil alanlar park alanları,  oyun alanları adına ne derseniz deyin, yani çocuğa çok karışmayın.

Çocuk kendi zihinsel gelişimini bedensel gelişimini yaratıcı gücünü kendisi bulmalıdır.Çocuk kendilerine bir şey eklemelidir,  hep sizden öğrendiği ile girerseniz o çocuk bir kalıbın içerisinde kalır. Çocuk kalıplarını kırması lazım. Dışarıya çıkması lazım,  iyi düşünmesi lazım,  deney yapması lazım.Kendi kendine her toprakla,  çamurla,  ağaçla,  kimle oynama alışkanlıklarını geliştirmeniz lazım işteyeni teknolojinin gelişmesi ile evlerde yapılan yaz bozlarından tutun,  aklınıza gelecek ona benzer olayların yapıştırmaları,sulu boyalarına kadar her şey bu çocuklarda olmalı. Bunun için de bunun için de söylemek istediğim şey var. Önce sağlık, eğitim, çocuk,  eğitimli çocuk, bu çocukların gelişmesinin üzerine yani gençleri de spor yaptırsın tabi yaşlar ayrı. Örneğin jimnastik yüzme gibi yaşlarını tabii daha küçük değil masa tenisi gibi yaşları bunlar daha küçük olur ama yine de bunların hepsi sağlık ve eğitime dayalıdır. Önce spor her şey demek değildir, önce eğitimi alınız sonra sağlıklı olunuz . Sağlık arkasından da spor çünkü sporda sakatlandığınız zaman hani özellikle ülkemizde  spor yapıp sakatlanıp belli bir maddi geliri olmayan çocukların bu burslarla falan bunlar böyle giderilecek şeyler değildir. Önce sağlığınızı kazanacaksınız  ve okuyacaksınız.  Okulla beraber sporu götürenler yürütenler dünyanın her yerinde de böyledir. Amerika da yapılanlar uzundur anlatmayayım, Amerika da  yapılan testler hep elimde var.  Bunları anlatırsam sağlıklı ve okuyan öğrenciler bedensel ruhsal gelişimleri için serbest hareketlerle süslediklerinde derslerinde çok başarılı oldukları görülmüştür ve bunlar belgeli olarak da yayınlanmıştır.

 

 

 

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL