Köşe Yazısı Okuma Sayısı: 4.365

Geçmiş Olsun İZMİR…

Bu kez 6,6 gücüyle İzmir’deydi Azrail. Deprem İzmir’in yanı sıra Aydın, Muğla, Manisa, Denizli, Eskişehir, Çanakkale, Bursa, İstanbul, Uşak, Kütahya, Bursa, Yalova, Tekirdağ ve Edirne’de de hissedildi. İzmirliler depremle ilgili..

Geçmiş Olsun İZMİR…

Bu kez 6,6 gücüyle İzmir’deydi Azrail.

Deprem İzmir’in yanı sıra Aydın, Muğla, Manisa, Denizli, Eskişehir, Çanakkale, Bursa, İstanbul, Uşak, Kütahya, Bursa, Yalova, Tekirdağ ve Edirne’de de hissedildi.

İzmirliler depremle ilgili yakınlarına bilgi vermek isteyince, operatörlerde yoğunluk oluştu.

AFAD, İzmir depreminde hayatını kaybedenlerin sayısının 12’ye yaralananların sayısının da 607’ye yükseldiğini bildirdi. Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet; yaralılara da acil şifalar diliyorum.

Hızını alamayıp buradan nerelere geçer bilinmez…

Türkiye bir kez daha deprem gerçeğini hatırladı ve  “Türkiye depreme ne kadar hazır” sorusu yeniden gündeme geldi.

Deprem uzmanları ve meslek odaları, tüm uyarılarına rağmen gerekli hazırlıkların yapılmadığını söylüyor.

Uyarıları oldukça net: “Deprem bir doğa olayıdır, deprem sonrası yaşanan afet ise bugüne kadar önlem almayan bilimi dışlayan yöneticilerin pervasızlığıdır.”

 

Demirinden, kumundan, betonundan çalınmış binalar, duramadılar ayakta dün de bugün de…

İçindekilerle mutluydu binalar. İçindekilerle “yuva” olmuşlardı. Hem hüzün hem mutlulukları yaşamışlardı birlikte. Kıyamazdı içindekilere onlar da insanlar gibi.   Deprem gücünü ne kadar göstermeye kararlıysa o kadar daha hızlı sallamaya başlar. Binaların gücü kalmaz sonunda… Veee, dayanacak gücü kalmayan binalar yıkılıverdi, onu yuva yapan sevdiklerinin üstüne.

Diğer binalar ayaktaydı, neden onlar yıkılmamıştı. Kendisinden daha fazla mı seviyordu içindekileri. Bu çelişki içinde soluksuz uzanıverdi yeryüzüne. Bütün sevdiklerini altına alarak…

Daha önceki depremlerde olduğu gibi bugün de sevdiklerimizden bazıları, aramızdan ayrıldılar. Deprem aldı götürdü onları. Anaları, babaları, eşleri, çocukları nasıl dayanacak onların yokluğuna.

Biz daha önce de gördük bu dramatik filmi diye devam edeceğim izninizle. Daha önce de kaç aile yok oldu, kaç aile kaybetti sevdiklerini. Ağıtlar yaktık arkalarından ama nafile… Duyan yok, gelen yok.

Daha önce de yaşadık depremi, depremin getirdiği acıları. Yaralarımızı birlikte saracağız dedik. Kenetlendik birbirimize, bugün olduğu gibi…

Nedenlerini araştırdık bu kadar can ve mal kaybının. Suç bizimdi. Binaları yaparken zemin etüdü yapılmamıştı çoğu zaman. Biraz demirden, biraz çimentodan, biraz da betondan çaldık daha fazla kar edebilmek için.

Günlerce “Deprem Dede”yi izlettik çocuklarımıza. Onun ağzından çıkan her şeyi yapması için uyardık okullarda çocuklarımızı. Aslında uyarılması gereken büyüklerdi.

Birden çok katlı evler değerini yitirdi, ucuza satıldı bir zaman. Yeni binaların çok katlı olmaması için uyarılarda bulunuldu. Hatta kontrolleri de yapıldı bir zaman. Sonra bir de baktık buraya 3 kattan daha fazlasına imar verilmez denilen yerlerde mantar gibi türedi çok katlı binalar. Yaşanan acıları çabucak unuttuk. Ve gene eski biz oluverdik. Hırslarına yenik düşen, daha fazla, daha fazla kazanmalıyım diyen biz…

Büyük eşyalarımızı duvarlara monte ettik bir zaman, deprem çantamızı hazır tuttuk. Sonra gene unuttuk.

Market, galeri yapmak için zemin katın kolonları kesildi de hiçbirimiz oralı olmadık.’’ Bizim başımıza gelmez.’’ dedik, kadere bıraktık olayları; ta ki deprem bir daha sallayıncaya kadar.

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL