GÖRÜLEN LÜZUM ÜZERİNE

    Tahsin ATAİZİ tataizi@kesanpostasi.com   Emekli bir Asker’den Asker-Polis-Gazeteci yazım ve yorumu;   Cumhuriyet Gazetesi 15 çalışanına Tamam 72 Yıl, 82   yaşındaki ATATÜRK’çü gazeteci Orhan ERİNÇ’e  6 yıl, Basın Özgürlüğünde 180 ülkede 157. sıraya  gerilediğimiz göz önüne alınırsa; meslek gruplarında hangisi ASKERLİK- POLİS- GAZETECİLİK mi zor? Lütfen Bence No Comment!   8 Nisan 2018...

Yazar: Tahsin ATAİZİ - Yazının Tarihi: 2 Mayıs 2018 - Okunma Sayısı:793 defa okundu.

tahsinyazar2 

  Tahsin ATAİZİ

tataizi@kesanpostasi.com

 

Emekli bir Asker’den Asker-Polis-Gazeteci yazım ve yorumu;

 

Cumhuriyet Gazetesi 15 çalışanına Tamam 72 Yıl,

82   yaşındaki ATATÜRK’çü gazeteci Orhan ERİNÇ’e  6 yıl,

Basın Özgürlüğünde 180 ülkede 157. sıraya  gerilediğimiz göz önüne alınırsa;

meslek gruplarında hangisi ASKERLİK- POLİS- GAZETECİLİK mi zor?

Lütfen Bence No Comment!

 

8 Nisan 2018 tarihli sözcümüz SÖZCÜ de “ÖLDÜRÜLEN GAZETECİLER” hakkındaki TOKMAK 2 de ki makalenizde, Gençlerin “GAZETECİ olmak için ne dersiniz?” sorusuna karşılık, Askerlik ve polislikten sonra en tehlikeli meslek diyor ve hiç tavsiye etmiyorsunuz görüşlerinize saygı duyarak katılıyorum.

Ancak bizim Askerlik ve geçmişimiz meslek olmadığı, adeta bir yaşam tarzı olduğunu sizler de takdir edersiniz.

Dolayısıyla sizin tehlikeli meslek grupları içindeki sıralama da; bence bu devirde hem O HAL de hem de, Bu Hal de GAZETECİLİK mesleğinin Polis ve Askerlikten önde geldiği görüşündeyim.

Neden mi? Askerliği meslek olarak seçenler; aslında meslek değil adeta yaşam tarzı tercihini yapmışlardır. Polisler için de öyle düşünebiliriz. Zira onlar da ( asker ve polisler) olası gelişen olaylarda emir ve talimatlar doğrultusunda hareket etmek zorundadırlar. Emri alanların, verilen emrin dışında sorgulama hakkı yoktur. Hizmete müteallik emri mutlaka yapmak zorundadır. Sonuç mu? Ölüm de yaralanma olsa da, bu zaten yaşam tarzını seçen için sorun değildir. Kendi seçimidir. Ancak GAZETECİ için olaylar ve gelişen durumlar karşısında Halkı/ Toplumu aydınlatmak olaylara ışık tutmak adına görüşlerini yazmak durumundadır.( Emir ve talimatlar doğrultusunda değil!)

Hür basın olarak; Bu DEMOKRATİK ortamda (!..) Ama! Yazılanlar çizilenler yönetime de iktidara da muhalefete de ters ( hatta) işlerine gelmeyebilir…

Sonuç mu? Zorunlu istirahate Silivri’ye veya yeni yapılacak istirahathanelerde(!)  istirahate çekilebilirsiniz… Veya yüklü tazminatla vatan hainliği cabası olmak üzere töhmet altında bırakabilirsiniz… ( Her iki durumda olmaz ise) zorunlu istirahat  ile tazminatın uygulanmadığında; Ne kadar dürüst, kalemi gibi dik duruşunuzla kırılmaz bükülmez kalem ve kişiliğinize rağmen; Yazdıklarınız ( bazı) medya patronuna ters gelirse maaşınıza ZAM işe nihayet!… Yanlış yazıyor söylüyorsam bu işin duayenlerinden birisi olarak beni tekzip edin lütfen.

Dünya medya-basınında manşet olan TIRlarla gelen nereye gittiği sorgulanması istenen silahlar haberi… TIR ları yazanlar, FIR hattını geçtiler. Geçmek zorunda mı kaldılar? Fetocu savcı ve hâkimlerden Zekeriya ÖZ beyefendi ve ismini yazamadığım kişiler de nerelerden nerelere Fırladırlar? İnşallah onlar da kırmızı bültenle davet edilip Türkiye’ye celpleri gelişleri sağlanır. Ancak bu sefer kendilerine zırhlı makam aracı değil Adalet Bakanlığının Ceza Tevkif araçları uygundur.

Patronlarının dediklerinin dışında Fikri HÜR vicdanı HÜR kalemi gibi kendileri de tabiri caiz ise, DİM-DİK olan basın mensupları yazıyor.  Onları da biz okuyucular olarak zaten biliyoruz. İyi ki bir SÖZCÜmüz var. Ellerine, kalemlerine, akıllarına sağlık Zamanında zamana göre yazanlara, bavulcu ve davulcu gazetecilere bir şey demiyorum.

Davul çalan ve bavul taşıyanlara ayıp olur mu? ( Davulcu meleğini Bavul taşıyanda malum…)

Dolayısıyla biz askerlerin olaylar karşısındaki tutumları ile Gazetecilerin;  herkesin tam olarak bilip bilmediği konuları onlar DOĞRU olarak yazarak ( DOĞRUCU davut olduklarından!) sadece makam ve mekanlarından değil 9 köyden kovduklarını bilen emekli ( ancak emeklemeyen) bir asker olarak, O HAL de de bu HAL DE de, Hür Basın mensuplarımıza takdir teşekkürlerimi saygılarımla sunmayı bir borç biliyorum.

Not: Şehit gazetecilerimizi rahmetle anarken, mesleğinin gereği doğruları sadece doğruları yazan, sonunda zorunlu istirahati göze alan gözaltındaki gazetecilerimizin de beraat ve tahliyelerine duacıyız.

Her meslekte her ne sebeple olursa olsun; ölüm mukadderat, alın yazısı. Herkes için geçerli…

Ancak mesleği vatanı/kalemi ve düşünceleri uğruna ölmek… Her şeye değerdir.

Hiçbir şey yapmadan yazmadan, iz bırakmadan ölmekten göçmekten iyidir. Yaptıkları, yapıtları ve düşünceleri ile gönüllerde yaşamayı kim tercih etmez ki… Abdi İpekçi- Uğur Mumcu- Çetin Emeç- Hasan Fehmi’ler, daha nice isimlerini sayamadığım rahmetli gazetecilerede rahmet diler, ruhları şad olsun.

Not: Yoksa  bavul ticareti yaparcasına adeta çerden çöpten kulaktan dolma ile toplanan yalan asparagas haberlerle, zamanında zamanda nakit  için akit-te şafak  yeni doğarken yeni şafakta tarafsız  gözüküp bi taraf ta olupta tarafta yazanlar için yorum bile yapmıyorum. Onlara da  doğruları  yazmaları için Allah  akıl fikir  kuvvet versin!….

 

Bir Yorum Yazın

Arşiv

Reklam Alanı