Köşe Yazısı

Güvenmek Yâda Güvenmemek

 Tolga TURAN Blog Sayfa  http://tolga-turan.webnode.com.tr/ Facebook   https://www.facebook.com/ tolgatr Twitter       https://twitter.com/ Tolgatran E-mail        tolgatr35@gmail.com     Güvenmek ya da güvenmemek, işte bütün mesele nerede? Güvendiğimiz dağlara kar yağar, oysa kar beyazdır, huzurdur. Güvendiğimiz..

Güvenmek Yâda Güvenmemek

2013-12-12-17.58.22-225x300

 Tolga TURAN
Blog Sayfa  http://tolga-turan.webnode.com.tr/
Facebook   https://www.facebook.com/
tolgatr Twitter       https://twitter.com/
Tolgatran E-mail        tolgatr35@gmail.com

 

 

Güvenmek ya da güvenmemek, işte bütün mesele nerede?

Güvendiğimiz dağlara kar yağar, oysa kar beyazdır, huzurdur. Güvendiğimiz dağlara yalandır yağan ve gri. Bende gri karışıktır. Siyahtan biraz da beyazdan çalar rengini, pusludur, istir, kirdir. Siyah daha koyudur ve en dürüst. Neden?
Gökyüzü ile yarışıyordu düşüncelerim, ruhum. Önce grilik nereye çökecekti. Odama elbet. Bana ve hüzün renkli gözlerime. Yine dalmış gitmiştim. Gittiğim yerler yalnızlık. Neden yalnızlık? Zaman zaman en rahat olduğum yer. Kimse kalmak istemese de, en kalabalıkta bile kaçamak yapar. Bir acı saplanır aniden. Gülerken aklına düşüverir; bir aldatılmışlık, o an gözler eğilir, bir şerit hâkim olur, geçiverir anılar kısacık. İçinde ne büyük kayıplar vardır. Herkesin vardır. Kimileri için itiraf etmek küçüklüktür. Değildir oysa. Ne zaman nerelerde yitirdim anımsıyorum; güvenimi.

Büyüdüğümdü.

Anlamaya başladığımda her şeyi. Hissetmeye.

Hiç kimse beceremiyordu aslında yalanları. Kandıramıyordu. İnanmış görünmeyi öğrendik, çünkü böyle gerekti. Yoksa herkesi kaybedecektik. Herkes değildi aslında dürüst olmayan; Bazıları, birkaçı. Onların kalmalarına da biz izin veriyorduk -aldanmış görünerek-. Onlar bunun farkında bile değillerdi. Daha az acıyla tutunmak içindi, gülümseyişler. Nasıl davranırsak -belki- öyle olurlardı. Hoş değişmezdi hiçbir insanoğlu.

Olsundu, bazıları birlerlerde anlardı, yaptıklarını, yaptıklarından vazgeçmeleri gerektiğini. Kimileri de bizlerden gidince anlamışlardır başka birilerinde. Başka birileri şanslıydılar.

Cümlelerim düşüyor, yamuk yumuk sözlerim. Anlaşılmak istemiyorum. Anlatmak hiç. Beni, yaşanmışları, acı verenleri, bazılarınızı, bir şeyleri anlamaya davet etmeyi çok isterdim. Bundan da uzun zaman önce vazgeçtim. Bir insan yapacaklarını yapmışsa, yaptıklarının acıttığını ona anlatmak kocaman bir sıfırdır. Bilincinde olsa zaten yapmayacakları şeylerdir.

Neden söylemekle yorayım ki, onu-beni-bizi.

Güvenmek isteriz çünkü kimyamızda var, herkes birbirine güven duymak ister, bazılarımızın buna daha çok ihtiyacı vardır. Bir insana nasıl güvenilir? Açık sözlü olmasını bekleriz, ihtiyacımız olduğunda yanımızda olmasını isteriz, zaman zaman sorunların üstesinden gelmek için birilerine ihtiyacımız vardır. Çalışırken, severken ve aşkta.

Öyle bir zamandayızdır ki, yaşam sahnedir. Oyuncular mükemmeli oynar, işte dersin harika bir insan. Güvenirsin. Dostluk başlar, aşk başlar. Tam inancının en kutsal yerinde başından aşağı kaynar sular boşalıverir. Güvenemeyeceğini anladığın andır. Birkaç cümle ile kendini ele verir. Kaybolursun. İnce ince kar başlar, gri.

Kendini sorguladığında peki? Aynada kendinle yüzleştiğinde, ben güvenilecek bir insan kıyım’a cevabın “kesinlikle evet” ise, o kadar yıpratıcı olur karşılaştığımız güvensiz insanlar. Güvenemediğimiz insanlar, belki kendilerine bile güvenleri yoktur onların ki bize nasıl güven versinler. Bir o kadar da zordur yeni insanlara kapılarımızı açmak.

Güvenimizi kaybetmek yalanla başlar, samimiyetsiz sözlerde filizlenir. Aşkı ele alalım, kendi yaşadığımız ya da tanığı olduğumuz sarsılmış ilişkilere bakalım. İlk başta aklımızı çelen ona güven duymak değil midir? Bir insan bir insana güvenmek için ondan neler bekler? Söylediği sözlerin arkasında kalıyorsa kayıplar başlar.

Hani tek taraflı aşklar vardır. Bir taraf aşka adanmıştır, diğeri de aşka ait malzemeler için yaşar. Sadece olmuş olması içindir bazı ilişkiler. Onu -alana- elde edene kadardır tüm roller. Ne kadar kolaydır başka hayatlara misafir olmak, sevgiyle açılmış kapılarda izler bırakırlar. Kirli ve soğuk. Ve gerçek aşktan, âşıktan, çok büyük bir şey çalarlar!

 

GÜVEN!

Oyunlar oynamaya alışmış kişiler için güven ne kadar gereksiz ise, diğeri için büyük kayıptır, yitirildiğinde yerine konması imkânsız.

Ağır günler başlar, herkesten uzak kalınmış günler. Kimileri bunu uzman doktorlar yardımı ile çözmeye çabalar. Beş harfli küçük bir kelime, hayatlarımızda ne büyük bir olgudur aslında.

Sözleri söylemeden düşünmek gerek, uzun cümleler hemen kısalacaksa ve yerine gelmeyecekse susmak gerek. Sırf kendi baharımız için başkalarının mevsimlerini tahmin edemeyeceğimiz şekilde kışa dönüştürmemek gerek. Çalmamak gerek güvenleri, en çok da dokunmamak.

Sahneden inmek istiyorum zaman zaman, perde ben yokken kapansın, çünkü alkış olmayacak.

“Bana söyleyemediğin bir şey varsa, tek başına düşündüğün şeyler varsa, o zaman yüreğinde ne arıyorum ben?“

Siyah daha koyudur ve en dürüst. Neden?

Çünkü kendidir, sadece siyah.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL