Köşe Yazısı

Ha Trafik Plakası almışsın ha E-Mail

Ha Trafik Plakası almışsın ha E-Mail

HA TRAFİK PLAKASI ALMIŞSIN HA E-MAİL!

 

Bülent SAYLAM

bsaylam@kesanpostasi.com

 

                        Bende de var o hastalık, sanki arabaya plaka alıyoruz arkadaş. Adınızı yazarsınız veya soyadınızı sonra bağlı bulunduğunuz il trafik kodunuzu sonra da bilmem ne nokta com… Dikkat edin çevrenize, çevrenizi bırakın kendinize bir bakın hep bu mantıkla almışsınızdır e-maillerinizi ya da doğum yılınızın son iki rakamıyla…  En bombası da adınızın ve soyadınızın arasına alt tire konularak alınanıdır. O da fitil bir e-mail alma tarzıdır her e-mail yazışınızda akrobatik hareketler yaparsınız o alt tireyi yazmak için, değil mi?

                        Ben ilk e-mail’imi 1998 yılında Yahoo’dan almıştım. Daha doğrusu alınmıştı. O zamanlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından Amerika Birleşik Devletleri’nde burslu olarak okuyan sevgili Kubilay Ağabey’imin bir Amerika dönüşünde Keşan’daki ilk internet kafe’de “gelin size birer e-mail alayım” demesiyle başlamıştı. Sanki bize “gelin size birer bira alayım” der gibi çok sıcak gelmişti bu teklif ve hemen değerlendirmiştik arkadaş grubumuzdaki tüm e-mail sever üyelerle beraber.

                        Yalnız o dönemlerde e-mail almak için gerçekten profesyonel bir yardım gerekiyordu. Neden mi? Yahoo o dönemin en popüler sitesi idi ve adres seçeneğinde Türkiye yoktu, mecburen ABD eyaletlerinden birinde oturuyormuşuz gibi bir adres bir de zip code yazılıyordu. En önemlisi de zip code idi onu bilemezseniz bir e-mail sahibi olamıyordunuz. Ne kadar acı di mi J Sevgili Ağabeyim Kubilay ABD’de okuduğu için zip code olayına hakimdi, bana da New York’tan bir adres ve bir zip code’la e-mail sahibi yaptı kendileri, Allah razı olsun ondan, o gün bugündür kullanırım e-mailimi.

                         Neyse biz bu e-mail sevdasıyla internet kafe’nin müdavimleri oluverdik. Bu yetmezmiş gibi bir (1) bilgisayarın başına 5-6 kişi falan otururduk, bunun sebebi de kafe’de az bilgisayarın ve saatinin <o dönemleri düşünürsek> 5 biraya denk gelen bir fiyatının olmasıydı, bu durum mecburen bizi komünal bir yapıya sevk ediyordu. Saat parası ortak bütçeden ödeniyordu ve bir (1) bilgisayar, klavyesi iyi olan Kubilay Ağabey’e bırakılıyordu. Zaten iki de bir hattın kesilmesi de cabasıydı; gerçi kafe sahipleri bu gibi durumlarda saat kâğıtlarına hemen not düşseler de yani pause yapsalar da insanın internete girme zevki bitiyordu. Keşan’daki internet kafe’yi bilenler bilirler isim de verebiliriz; ama isim vermeye gerek yok, o isimli bir internet kafe de yok Keşan’da, ilk kafe’yi açanlar da zaten şu an internet işinle de uğraşmıyorlar bildiğim kadarıyla; ama biz çok eğleniyorduk.

                        Ha bir de hem halkla ilişkiler sorumlusu hem de müşteri temsilcisi Halil abi vardı, bir de teknik sorumlu ablacağız. Hat kesildiği zaman halkla ilişkiler sorumlusu ve müşteri temsilcisi Halil abiye uyarısını yapardı teknik sorumlu ablacağız, Trakyalı olduğu için şöyle seslenirdi halkla ilişkiler sorumlusu ve müşteri temsilcisi Halil abiye: “Alil abi At kesildi” Halil abi de hemen kalemini alır tüm bilgisayarlardaki saat kâğıtlarına kesilme saatini yazardı. Düşünün, 1 saat içinde en azından 10-15 defa kesilirdi internet ve o kâğıt artık ellibir yapbozuna dönerdi. Çok eğlenirdik yalnız, kırılırdık gülmekten. <Küçük bir açıklama yapıp hemen konumuza dönecem. İlk kez 1995 yılında İzmit’te okurken duymuştum internetin adını. İlk internet kafeyi de İzmit’te hem de pizza satan bir kafe’de görmüştüm. Ve şehir efsanesi gibi bir cümle dolaşırdı öğrenciler arasında: “Oğlum adam sana Amerika’dan pizza ısmarlıyormuş o kafe’de” gayet mantıklı bir teklif; bedavadan pizza ve saat parasına sohbet J kim gitmez ki o kafe’ye şimdi…> Evet, Keşan’dakinde pizza yoktu ama çay, kahve, kola, ayran, tost her şey vardı. En önemlisi ise bolca makara vardı. Bilgisayar masalarında MIRC CHAT kullanma kılavuzu vardı. Komünal hayat vardı. Ortak ödenen hesaplar vardı. İnternetin bir ucundaki ile sohbet sırasında tekil yanıt verilmesi gerekilen soruya çoğul yanıt verme vardı. Halkla ilişkiler sorumlusu ve müşteri temsilcisi Halil abi vardı, teknik sorumlu ablacağız vardı. Hat kesildiğinde hatta yeniden bağlanma sesi vardı. Bağlanma sesi üzerine tahminler vardı. Kısacası bizim acemiliğimiz internet kafe’nin acemiliği ve gülüşmeler vardı.

                        İlk şeylerin acemiliği hiç unutulmaz yıllar geçse de bu anılar hala yâd edilir. Ve her e-mail illa ki illa adınız veya soyadınızdan sonra ya il trafik kodu ile ya doğum yınızın son iki rakamları ile ya da adınızın ve soyadınızın arasına alt tire konularak alınır.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL