Köşe Yazısı Okuma Sayısı: 2.421

HABİL İLE KABİL

İnsanların doğasında ki kıskançlık, çekişme ve hep yarış halinde olma durumları, ilk insanların döneminden beri varlığını sürdürmektedir. Hatta ve hatta bu çekişmeler kutsal kitaplarda bile yerini almıştır. Adem ile Havva’nın..

İnsanların doğasında ki kıskançlık, çekişme ve hep yarış halinde olma durumları, ilk insanların döneminden beri varlığını sürdürmektedir. Hatta ve hatta bu çekişmeler kutsal kitaplarda bile yerini almıştır.
Adem ile Havva’nın ilk çocukları olan Kabil, kardeşi Habil’in doğumuyla,  üzerindeki ilgi yoğunluğunun azalmasından dolayı kardeşini kıskanmaya başlamış. İki kardeş Tanrı’ya ibadet ederek bu hususta çaba sarf etselerde bir süre sonra işler karışmış. Habil’in uysallığı ve iyi huylu oluşu annesinin ona olan ilgisini çoğaltınca Kabil kıskançlıkla birlikte hırsa bürünerek içten içe kardeşine kin beslemiş. Bardağı taşıran son damla ise tanrının, Kabil’in ona sunduğu toprağı değil de Habil’in sunduğu kuzuyu adak olarak kabul etmesi olmuş. İçindeki nefret tabi senin yüreğini karartan iş ve çalışmak için tarlaya götürdüğü kardeşi Habil’i,  eline geçirdiği ilk taşla defalarca başına vurarak oracıkta öldürmüş. Kardeşinin ölümünü izlerken duyduğu öfke suçluluk duygusuna dönüşse de iş işten geçmiş. Kardeşi ölmüş, tanrı Kabil’e yüz çevirmiş, Kabil günahkar olarak yaşamaya başlamış ve bir gün her şeyi arkasında bırakmak umuduyla uzaklara gitmiş. Gittiği yerde kendisine yeni baştan kurduğu hayat umut olurken, tanrının onu bağışlaması için de çok çalışmaya başlamış.
Değil arkadaşlıkların, kardeşler arasında hiç yaşanmaması gerekir böyle düşmanlıkların. Büyük kardeş her zaman için ilk göz ağrısıdır, ortanca kınalı kuzu, en küçükleri de hep tekne kazıntısı… Ama hepsinin sevgisi aynıdır, anne baba yüreğinde. İnsanoğluyuz işte şaşarız da beşeriz de. Her zaman dediğim gibi iyiliktir tüm güzel kapıları açan, sevdiklerimizi koruyan, belaları başımızdan def eden. Kötülük yapanın işi ise rast gitmez, ayağı hep taşa takılır, o taşla birlikte yuvarlanır durur. Bırakalım saçma sapan kıskançlıkları, söküp atalım yüreğimizden katran karasını, hırslarımızı bir kenara bırakalım. Herkesin  kefesi de kesesi de ayrı şu yalan dünyada. Gelin biz zor olanı, iyiliği seçelim ama canı gönülden, severek, isteyerek…
Kabil ile Habil’ de aklımızın bir kenarında dursun, dursun ki unutmayalım iyiliğin varlığını.
ÇATIŞMA
Baş kaldırıyorum gökyüzüne
Çoğu zamanda baş kaldırıyorum
Asi bir ruh sahipleniyor bedenimi
İyilikle kötülüğün çatışmasına tanık oluyorum
Karışmaktan vazgeçip
Kazanan kim olacak? Merakla bekliyorum
Derken…
Gök ürkütücü tavrıyla tepeden gürlüyor yüzüme
“Bırak gitsin iyiliği, sana faydası olmaz”
Aradan sıyrılan güneş, “Dinleme onu,” diyor
“İyiliktir tüm kapıları açan,”
Basın salıncak misali ikisinin arasında sallanırken
Annemin yumuşak eli değiyor alnıma
“Ne oldu kızım sana, ateşin mi var?” Diyen
Nazik ses tonu  kulaklarımda
Ancak ölü bir balığın ki  kadar aralıyorum gözlerimi
Annemin ürkmüş silüeti karşısında
“Beş dakika daha verseydin bana,” diyorum
Küçük bir velet edasıyla
Annem şaşkın, annem lâl
“Aldırma sen bana annem, boş ver,
İYİYİM ben yok bir şeyim.”
(Her Şeye Dair Ne Varsa İçinde)
Alıntı

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL