TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 355.226
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 27.197
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 221
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 20.458
Köşe Yazısı

Hâkimin Takdir Hakkı

Bir Amerikan filmi seyrettim; şehirde bir çete var, büyük soygunlar yapıyor. Çetenin reisi soygunlara karışmıyor, ancak soyulacak yerleri o belirliyor. Tabiî soygun planını da o yapıyor. Soyulacak bir banka ise;..

Hâkimin Takdir Hakkı

Bir Amerikan filmi seyrettim; şehirde bir çete var, büyük soygunlar yapıyor. Çetenin reisi soygunlara karışmıyor, ancak soyulacak yerleri o belirliyor. Tabiî soygun planını da o yapıyor. Soyulacak bir banka ise; bankanın kaç kişiyle korunduğunu, kaç gişesi, kaç kapısı olduğunu, hangi saatlerde tenha olduğunu belirliyor. Gördüklerini soygunu yapacak adamlarına anlatıyor ve soyguna en uygun gördüğü saatlerde onları gönderiyor.

Soygunu yapanlar dört kişi, bunlardan biri bindikleri otomobili kullanıyor. Arkadaşları soygunu gerçekleştirmek için bankaya girerken o, otomobilde kalıyor.

Aslında film otomobilde kalan, çocukluk dönemini yeni bitirmiş bu genç adamı anlatıyor. Soyguncular arasında da ”Baby” olarak tanınıyor.

Baby çok özel bir şahıs; soygunlara istemeden katılıyor. Bir trafik kazasında annesiyle babasını kaybetmiş. Filmde anlaşılmıyor veya ben filmin bir yerini kaçırdım. Çetenin liderinden bir iyilik görmüş, gördüğü bu iyiliğin karşılığı olarak soygunlarda arabayı o kullanıyor. Çok zeki, çok çabuk karar veren, olağanüstü direksiyon hâkimiyeti olan biri. Çete reisi bu sebeple soygunlarda otomobili onun kullanmasını istiyor. Trafik sıkışıklığında olağanüstü direksiyon hâkimiyetiyle polisin takibinden kurtuluyor. Sonunda yakalanıyor, mahkemeye çıkarılıyor. Benim de zaten asıl anlatmak istediğim yargılama safhası.

“Baby”nin annesi ve babası ölmüştür. Anne ve babasının sağlıklarında, evlerinde bir yardımcıları vardır. Bu yardımcıları evden ayrılmamış ve şimdi kendisi bakıma muhtaç, yürüyememektedir. Baby de bakıma muhtaç bu adama bakarak onu hiçbir şeyden mahrum etmez.

Bir soygun sırasında Baby, soygunun yapılacağı binanın çok yakınında otomobilinin içinde beklerken bir kadın, ağır adımlarla yanından geçmektedir. Az sonra patlamaların olacağını ve yakınından geçen kadının da tehlikede olduğunu fark eder. Kadına işaretle; uzaklaşmasını, kötü şeyler olacağının anlatır. Kadın, onun dediklerini anlar ve aceleyle oradan uzaklaşır. Aynı anda silah sesleri duyulur, patlamalar başlar. Eğer kadın orada kalsaydı mutlaka bir tehlike yaşayacaktı ama Baby’nin ikazıyla tehlikeden kurtulur.

Bir başka soygunda da otomobilinden inmek mecburiyetinde kalır. O sırada bir kadının otomobilini hareket ettirmek üzere olduğunu görür. Oysa Baby, oradan kaçmak mecburiyetindedir, kaçmazsa ya vurulacak ya polise yakalanacaktır. Hemen tabancasını çıkarır, otomobilini hareket ettirmek üzere olduğunu gördüğü kadına, hemen inmesi gerektiğini ve onun otomobiline ihtiyacı olduğunu söyler. Baby’nin silahı olduğunu gören kadın da korku ile otomobilden iner.

Baby, kadının otomobiline biner. Fakat kadın, otomobilde çantasını unutmuştur. Geri manevra yaparken kadının çantasını görür. Kadının yanından geçerken çantayı kadına atar ve bir de yaptıklarından dolayı kadından özür diler. Kadın, onun bu hareketi karşısında şaşakalır.

Baby, müziğe sevdalıdır. Yine kendisi gibi müzikle ilgilenen genç bir kızla tanışır. Meksika’ya kaçmayı düşünür. Polis de boş değildir; çetenin reisi, soygunu gerçekleştiren diğer üç soyguncu ölmüştür. Baby’yi aramaktadır. Onun Meksika’ya kaçabileceğini düşünür. Meksika’ya geçiş kapısında tertibatını alır. Baby de kurtuluşunun ancak Meksika’ya geçmekle mümkün olacağını düşünmüştür.

Kararını verir, soygunlarda kazandığı paranın çoğunu; ailesinden kalan, şimdi kendisine bakmaktan aciz eski yardımcısına bırakır. “Bu parayla hayatının sonuna kadar kendine baktırırsın” der.

Yanına sevdiği kızı alarak Meksika’ya geçmek üzere otomobilini sürer. Meksika sınırında tertibat alan polis Baby’i durdurur ve tutuklar.

Baby yargılanır. Yargılanması safhasında; soygun sırasında otomobilinin yanından geçerken Baby’nin işaretiyle olay yerinden uzaklaşan ve muhtemel bir tehlikeden kurtulan kadın ve otomobilinden silah zoruyla indirdiği kadın mahkemededir. Baby’nin, ailesi trafik kazasında öldükten sonra onu sokağa bırakmadığı için minnet duyduğu, fakat artık kuvvetten düştüğü için kendisine bakmaktan aciz olan, bu sebeple Baby’nin kendisine baktığı eski yardımcısı, ve Baby’nin sevdiği genç kız, yargıç tarafından dikkatlice dinlenir.

Baby’nin şahsiyeti hâkim tarafından da anlaşılmıştır. Onda klasik soyguncu karakteri yoktur. Suça belki istemeden bulaşmış, istemeden de olsa devam ettirmiştir.

Baby’nin işlediği, silahlı soygun gibi ağır suçlar vardır. Üstelik soygunculardan birini de Baby öldürmüştür.

Hâkim, devletin yasalarına göre karar vermekle vazifelidir. Baby’e 25 yıl hapis cezası verir. Baby, cezasının 5 yılını cezaevinde iyi hâlli geçirir ve iyi hâlliliği kabul edilirse şartla tahliye edilecektir.

Burada hâkim, takdir hakkını kullanmıştır. Bizde şartla tahliye yasayla düzenlenmiştir. Cezasının üçte ikisini iyi hâlle geçiren hükümlü, şartla tahliye edilebilmektedir.

Burada benim dikkatimi çeken hâkimin, sanığa ceza verirken sanığın şartla tahliyesinden, cezasının ne kadarını çektikten sonra yararlanacağını açıklamasıdır.

Bazı Amerikan filmlerinde de hâkim, ağır bir cezaya hükmederken sanığın şartla tahliyeden yaralanamayacağına karar vermektedir.

Bu, hâkime tanınan çok geniş kapsamlı bir takdir hakkıdır. Bu doğru mudur? Bence doğrudur. Çünkü hâkim, yargılama sonunda toplanan delillerden, suçun işleniş şeklinden sanığı en iyi tanıyan kişi olmuştur.

Bizde zaman zaman hâkimin, takdir hakkına müdahaleler olmuştur. Bir ara bazı suçların tecil edilemeyeceğine dâhil hüküm getirilmişti, sonra da bu hüküm kaldırıldı.

İki yıla kadar hapis cezasını gerektiren suçlarda tutuklama yapılmayacağı gibi, hükümler de hâkimin, takdir hakkına müdahaledir.

Mesleğe yeni başladığım yıllarda İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’nın bir makalesini okumuştum. Eskiden şikâyete bağlı suçlar vardı, şimdi de var mı? Bilmiyorum. Başsavcı, şikâyete bağlı suçların cezası, az da olsa bu suçlarda şikâyet olması hâlinde tutuklama yapılabileceğini, çünkü mağdurun suçu işleyen sanık karşısında zayıf kaldığını, devletin korumasına muhtaç olduğunu, bu sebeple cezanın azlığına bakılmadan tutuklama yapılabileceğini söylüyordu. Ben o zaman İstanbul Başsavcısı’nın bu düşüncelerini tamamen doğru buldum, bugün de doğru buluyorum.

Bizim hâkimlerimize yukarıda anlattığım olaydaki gibi geniş takdir hakkı verilir mi? Verilir. Önemli olan; hâkimlik mesleğini yapabilecek kişilerin hâkimliğe kabul edilmesidir. Bir de yargının işleyişinde anayasanın koyduğu hükümlere titizlikle uyulması gerekir.

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL