HESABIM
Üye Ol

Hayata Dair Herşey

Yeşim DEĞER yesimdeger@kesanpostasi.com   MEVSİM KIŞ Kış ayı, üzerimize çektiğimiz kar beyaz yorganın altında geçireceğimiz uzun bir uykunun mevsimidir. Doğa bu uzun soluklu  uykuya bedenini hazırlarken yaz mevsiminin sıcak, dopdolu enerjisi ve sonbaharın karmaşık hüznünün ardından insanoğlu da ruhunu uykuya yatırır ki, dünyanın yalnızlığını unutabilsin. Ama unutmak için önce hatırlamak gerekir. Öyle değil mi? Hatırlıyorumda...

Yazar: kesanpostasi - Yazının Tarihi: 2 Aralık 2019 - Okunma Sayısı:285 defa okundu.

Yeşim DEĞER

yesimdeger@kesanpostasi.com

 

MEVSİM KIŞ

Kış ayı, üzerimize çektiğimiz kar beyaz yorganın altında geçireceğimiz uzun bir uykunun mevsimidir. Doğa bu uzun soluklu  uykuya bedenini hazırlarken yaz mevsiminin sıcak, dopdolu enerjisi ve sonbaharın karmaşık hüznünün ardından insanoğlu da ruhunu uykuya yatırır ki, dünyanın yalnızlığını unutabilsin. Ama unutmak için önce hatırlamak gerekir. Öyle değil mi?

Hatırlıyorumda kış kapıdan kendisini göstermeye başladığında babam sobamızı kurarken karşısına geçer ve bacalardan dökülen kurumların eline yüzüne bulaşmasını kahkahalarla izlerdim. Ben babama gülerken o da usulca kuruma bulaştırdığı parmağını muzip gülümsemesiyle birlikte burnumun ucuna değdirirdi. İşte o zaman doğa tüm çıplaklığıyla kışa teslim olmuşken, bizim evimizi kahkahalarımızdan doğan güneşin sıcaklığı ısıtırdı. Hele, annemin çatırdayarak yanan sobamızın üzerine koyduğu mandalina kabuklarının kokusu yok mu?  Tatlı ve fresh bir  esintiyle burnumuzun ucundan geçip giderken içimize çektiğimiz nefesimizle etrafımızı mandalina ağaçlarının sardığını hayal ederken dudaklarımızın kenarına yerleşen tebessüm hepimizi mutlu kılardı. Pencereler sobamın üzerine astığımız çamaşırların buharıyla yıkanırken, tatlı sohbet eşliğinde annemin içimizi ısıtsın diye hazırladığı salepleri keyifle yudumlardık. Sanki muhabbetimizi kıskanmış gibi aramıza girip fokurdayan güğümün sesi sürekli demlenen çayın sesine karışırdı… Kestaneler de bize eşlik ederlerdi ve kış aylarında evimize dolan huzuru hiç bir yerde aramazdık. Karın yağmasıyla kendimizi dışarı atardık. Kat kat giydiğimiz birbirinden kalın koyu renkli kazak, pantolon, başımızı kulaklarımıza kadar örten berelerimiz, ellerimize taktığımız eldivenlerimiz ve yün çoraplarımız sucuk gibi olana kadar karlarda yuvarlanırdık. Hele ki, poşetleri altımıza buz tutmuş yokuşlardan döne döne kaydığımız anlar, belki de çocuk olarak yaşadığımız en heyecanlı ve geriye dönüp dönüp yaşamak isteyeceğimiz en unutulmaz anlardı.

Her mevsimin ayrı özelliği ve güzelliği olduğu gibi kış ayınında kendisine has bir güzelliği vardır. Önemli olan ruhumuzu karanlık uykusundan uyandırabilmek ve yaşadığımız her andan keyif almayı başarabilmektir. İşte o zaman tüm kışlar bahara, baharlarsa yaza döner.

Yazarın “Mevsim Kış” adlı yazısını buradan da izleyebilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Arşiv

Reklam Alanı