Köşe Yazısı Okuma Sayısı: 13

İki Sarı Siyah Kulüp…

Ahmet GÜRAKAR   Konu sarı – siyahsa benim de söyleyeceklerim var Tekirdağ! Öncelikle uzun bir yazı olacağının altını çizerek başlamak istiyorum sözlerime. Eskiden de dediğim gibi yazacaklarım kimseye değil herkese…..

İki Sarı Siyah Kulüp…

21032870_1471879012878925_7797823519725590352_n

Ahmet GÜRAKAR

 

Konu sarı – siyahsa benim de söyleyeceklerim var Tekirdağ!

Öncelikle uzun bir yazı olacağının altını çizerek başlamak istiyorum sözlerime. Eskiden de dediğim gibi yazacaklarım kimseye değil herkese…
****
Bir başka sarı siyah hikayesi ile başlamak istiyorum Tekirdağspor öncesi. Bilen bilir, ben Keşanlıyım. Ortaokul, lise hatta üniversite yıllarımda Keşanspor’un peşinden koştum durdum yüzlerce Keşanlı gibi. 3. Lig’den düştükten sonra defalarca play off oynasak da öyle ya da böyle kaybettik. 3.Lig’e tekrar çıkamadı Keşanspor.
Ve malum son… Para kaynağının olmayışı kötü yönetimle birleşince bölgesel amatör, ardından süper amatör, amatör de amatör ve kulüp kapısına kilit vuruldu. Bir sarı siyah efsanesi böyle sona erdi. Son yılların modası aynı isme bir ek getirip başka bir takımın adı Keşanspor yapılsa da ne o ruh ne de taraftar canlanmadı bir daha…
****
Gelelim asıl hikayemize. Anason kokulu şehrin sarı siyahlı takımına…
Çok değil daha birkaç yıl önce her maçını 5-6 bin kişiye oynuyordu bu takım. Kar kış demeden hem de Bölgesel Amatör Lig’de.
Hanginiz hatırlamıyor Mehmet Demirkol’un Tekirdağspor maçını izleyip ulusal gazetelerde yazdıklarını…
Evet süreç belki daha da eskiden başlıyor. Süper Amatör Lig’den yükseliş, ve ardı ardına başarı.
Geldiğimiz son nokta ise kulübün 50. yılında topçuların lisansını çıkaracak parayı bulamaması ve lige katılamama tehlikesi. Şehri havaya sokmak için vaatlerde bulunan yeni başkanın 2 ayda istifa edip takımı sahipsiz bırakması. Yanlış anlaşılmasın kimseyi suçlamıyorum. Onun da vardır kendine göre gerekçeleri. Ancak olan tam da bu.
En başta dediğim gibi sözüm kimseye değil herkese.
****
Maalesef bu şehirde kötü bir kimlik var. Gazetecisinden siyasetçisine yöneticisinden idarecisine herkes bir şeyler bildiğini söylüyor ve bunu açıklamakla birilerini tehdit ediyor. Ancak kimse bir şey açıklayamıyor. Her zaman üstü kapalı bir tehdit ve ima. Bu cümlemi unutmayın bu kötü kimlik 5 yıllık gözlemimde en çok karşıma çıkan şey. Kimse mangalda kül bırakmıyor. Dört bir yan suçlama. Ama isim yok. Suç duyurusu yok. Kimin ne bildiği varsa döksün mertçe ortaya…
Tamam diğerlerini geçtim. Bir kez olsun Tekirdağspor için bütün taşları döksek evet bir kez kimse bu takımın ilerlemesine taş koyan, kimse ben Tekirdağsporluyum deyip Tekirdağsporun menfaatleri yerine kendi cebini düşünen çıkıp söylesek ve onları sarı siyahlı kalplerde barındırmasak?
Çözüm aslında içimizdeki ihaneti ortaya dökmek. Şantaj ile değil açık açık kanıtlarıyla…
****
Şu anda birçok kişi Tekirdağspor’un kurtuluş reçetesini düşünmek, çözüm sunmak yerine suçlu arayışında. Elektrik ve doğalgaz hizmetinin halen belediyeler tarafından getirildiğini sanan kişiler belediyeyi suçluyor. Bunlar içinde bir kez bile tribüne çıkmamış tamamen siyaset olsun diye laf edenler de çok.
Bir diğer kesim ise hem sponsor olup hem de elektriği kesen TREDAŞ’tan vurmaya çalışıyor karşı siyasi görüşündeki tarafa. Ya da şov zamanı ortaya çıkmakla.
Siyasi partilerin il başkanlarına, milletvekillerine de saydıran var, onlarca şehre yeni statlar yapıp Tekirdağ’a futbol açısından hiçbir yatırım yapmayan hükümetlere de.
Aslında edilecek tek bir söz, yapılacak çok şey var. Nereye kadar taşıma su ile değirmen döndüreceğiz?
****
Yanlış hatırlamıyorsam 4 sene önce Armutluspor – Tekirdağspor maçı için Armutlu deplasmanına gitmiştik Hakan Karaca ile. Daha önce adını bile hiç duymadığım bir kasaba. Ancak öyle bir birlik vardı ki orada birkaç yıl görev yapıp gidecek olan komutanından, öğretmenine, siyasi parti temsilcilerinden imamına, bakkalına, manavına kadar herkes takımına sahip çıkıyordu.
O gün oranın belediye başkanı bir söz etmişti takımla ilgili. “Biz de takıma destek olmayana selam bile verilmez.” İhtiyaç olduğunda herkes elini cebine atmasını bilirmiş orada. Kulübe bağış yapılmadan kimseye bir iş yaptırılmazmış.
Olayın yasal boyutu nedir nasıldır bilmiyorum. Ancak ehliyet alırken bile polis vakfına belli bir miktar bağış yaptığına dair makbuz getirmeden işlem yapılmayan bir ülkede bunun da bir çözüm olabileceğini düşünmüyor değilim Tekirdağspor açısından.
****
Çok uzak değil kendimden vereceğim bir diğer çözüm örneğini. Kendimi bildim bileli Beşiktaş taraftarıyım. Her yıl işten fırsat bulabildikçe Beşiktaş’ın 8-10 maçına gidiyorum İstanbul’a. Şimdi diyeceksiniz ki o Türkiye’nin en büyüklerinden.
Hayır kardeşim hayır mesele o değil. Mesele benim Beşiktaş için harcadığım para. Yol yemek ıvır zıvır saymadan sadece maça girmek için en az 100 lira ödüyorum. Her yıl yeni çıkan formasından tişörtüne birçok ürün alıyorum. Yıllık katkım ortalama 2 bin TL.
Tekirdağspor için de taraftar forması çıksa hangimiz almayız? Sözüm alamayacaklara değil, almayacaklara. Onlar kaybolsun gitsin zaten bu birlikten…
100 lira değerinde bir taraftar forması yapılsa 50. Yıla özel ürünler vb.. şeyler. Belki 2 bin TL çıkmaz cebimizden ama 1 milyon nüfuslu şehirden sadece bin kişi alsa formayı 100 bin lira eder, az para mı?
Peki biz bunu yıllardır neden Tekirdağspor’da başaramıyoruz?
Sen onu bunu suçlayan kardeşim! Maça 5 lira vermeden girmek için türlü türlü taklalar atarken gidiyor bu kulüp elden. Taraftar demek maçın bir kısmında destek olup golü yiyince oturup susmakla olmaz. Eğer ki o kulübü seviyorsan, kendini ona ait hissediyorsan sen de onun yaşaması için bir şeyler vereceksin.
Değerli yönetimler sizler de taraftara yönelik ürün çıkaracak yine bir satış mağazası açmalısınız. Gerekirse kapı kapı dolaşıp o ürünleri satacağız. Daha önce defalarca yaptı abilerim bunu kombinede. Yine yapamaz mıyız?
Hatta ana avrat tribünde sövüp kulübe destek yerine ceza getiren abilerim, kardeşlerim. Anasını avradını çoluğunu çocuğunu getirecek o tribüne.
5 liradan kaçmayacağız. Gerekirse 5 değil 15 vereceksin ki takımın kötü oyununu konuşmaya hakkımız olacak bu batışı değil…
****
Tekirdağ’ın büyükşehir yapılması ile birlikte karmakarışık olan birçok şeyin yanına Tekirdağspor’u da eklemeyi başarmıştık. Tekirdağspor’un ilçeler üstü bir takım olması için gayret gösterilse de pek de başarılı olamadı.
Bu konuda ihtiyaç olan aslında sadece birkaç şey var. 1- başarı 2- zaman 3- tüm ilçeleri kapsayan üst yönetim ve takım.
Üst liglerde mücadele eden, çocukların Tekirdağspor’da oynama hayali kurduğu ve diğer takımların Tekirdağspor’a oyuncu verebilmek adına oyuncu yetiştirdiği bir takım. Bu da etkili yönetim ve zamanla olacak bir durum.
Bir diğer seçenek ise Tekirdağspor için ilçe takımlarından bazılarının birleşmesi. Hani o ilk kurulduğunda merkezde olduğu gibi. Tüm ilçeleri kapsayan güçlü bir Tekirdağspor için taraftar potansiyeli olan takımları Tekirdağspor çatısı altında bir araya getirmek. Evet biliyorum çok zor. Ancak 1967 de yapılan 2017 de niye yapılamasın?
Başarı ya da birleşme olmadan bu takımın tüm ili kapsaması zor. Acı ama gerçek bu.
****
Birkaç ay önce Beşiktaş alt yapı oyuncularını oynatmak için bir kulüp arayışına girmişti ve 2. Ligde mücadele eden Kocaeli Birlikspor ile 10 milyon TL’ye anlaşma girişiminde bulunmuştu. Yanlış hatırlamıyorsam bu anlaşma olumlu sonuçlanmadı.
Tekirdağspor Beşiktaş ya da başka bir büyük takım ile neden böyle bir anlaşma yapmasın?
Yıl 2013. Tekirdağspor’a yıllarca babalık yapan Yaşar Kaptan Çebi’nin halen Beşiktaş’ın ikinci başkanlığı görevini yürüten oğlu Ahmet Nur Çebi’nin açıklaması: “Biz Tekirdağspor’u Beşiktaş’ın kardeş kulübü ilan ediyoruz ve her türlü desteği de vermeyi taahhüt ediyoruz.” (https://www.youtube.com/watch?v=0dKjp-DQZCw)
Bu konu da girişimler yapılıp verilmiş sözler hatırlatılırsa bir çözüme ulaşılamaz mı?
****
Son olarak biz üzülerek söylüyorum ki pazarlamayı beceremiyoruz arkadaş!
Bir insanı yıllardır görmediği üniversiteden sınıf arkadaşı arayıp “Tekirdağsporun poğaça alacak parası yokmuş. Hiç mi maça gitmiyorsunuz?” der mi? Evet dedi. Haberi gördüğümde üzülmüştüm ancak o arkadaşım öyle dediğinde üzüntü utanca döndü. Yerin dibine geçmiştim.
Durum ne kadar acı olursa olsun ulusal basına kendimizi böyle lanse etmek bize yardım getirmez. Aksine gelecek yardımı da kaçırır. Poğaça alacak parası olmayan kulübe yatırım ölü yatırımdır.
Şimdi güzel bir senaryo çizelim. Şu lisans işini çözebilsek. Önümüzde Türkiye Kupası var. Hangimizin hoşuna gitmez ki orada yükselmek. Televizyonun Tekirdağspor maçını vermesi. Bir üst, bir üst tur daha…
Ya o göğüs reklamı veren firma? Televizyonda gördükçe kendi reklamını kabarmayacak mı göğsü?
Ya Tekirdağspor’a isim sponsoru olan firmaya ne demeli… Saniyesi yüzbinlerce lira olan tv reklamını Tekirdağspor’a isim sponsoru olarak yüzlerce kat ucuzuna getirmek. Hem de en az 90 dakika. Gazetelerde televizyonlarda her yerde Tekirdağspor ile onun firmasının adının yazılması…
Neden olmasın?
****
Her kafadan bir ses çıkan çoğu suçlama ve ya boş serzenişten öte gitmeyen sosyal medya açıklamalarına ben de kendimce “Konu sarı ile siyahsa benim de söyleyeceklerim var Tekirdağ!” diyerek bir şeyler katmak istedim. Okumayı sevmeyen bir toplum olmamız rağmen yazımı bu noktaya kadar okuyan olduysa teşekkür ederim.
Biliyorum çok uzun oldu ama Tekirdağspor için daha yazılacak da yapılacak da çok şey var.
Birlik olup “Henüz maç bitmedi” desek ya son bir kere daha…

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL