HESABIM
Üye Ol

İnce’den 3 bakan hakkında suç duyurusu

İnce’den 3 bakan hakkında suç duyurusu

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, 3 Bakan hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulundu. İnce, son günlerde artan terör olaylarında karakolların kötü durumda olmalarının kamuoyunda yer almasının ardından Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ve İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında suç duyurusunda bulundu. İşte İnce’nin suç duyurusu ve nedenleri;   ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA ŞİKAYET...

Haberin Tarihi: 8 Ağustos 2012 - Okunma Sayısı:766 defa okundu.

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, 3 Bakan hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulundu.

İnce, son günlerde artan terör olaylarında karakolların kötü durumda olmalarının kamuoyunda yer almasının ardından Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ve İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında suç duyurusunda bulundu.

İşte İnce’nin suç duyurusu ve nedenleri;

 

ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA ŞİKAYET EDEN : MUHARREM İNCE (YALOVA MİLLETVEKİLİ) T.C. VEKİLİ : ŞÜPHELİLER : 1- İSMET YILMAZ – Milli Savunma Bakanı – Ank. 2- ERDOĞAN BAYRAKTAR – Çevre ve Şehircilik Bakanı 3- İDRİS NAİM ŞAHİN – İçişleri Bakanı – Ankara SUÇ : Görevi İhmal KONU :Görevi İhmal Suçunu işleyen şüpheliler hakkında gerekli soruşturmanın yapılarak haklarında kamu davası açılması talebidir. AÇIKLAMALAR : I. MADDİ OLAYLAR: Sayın savcılık makamının da yazılı ve sözlü basından kolaylıkla takip edebildiği üzere, uzun zamandan beri devam etmekte olan terör olaylarına rağmen özellikle yerleşik karakollara ilişkin gerekli ve yeterli tedbirin alınmamış olduğu ve kahraman Mehmetçiklerimizin şehit edilebilmeleri için her türlü zafiyetin kamu eliyle hazırlandığı görülmektedir. Özellikle yerleşik karakolların adeta derme çatma barakalardan olduğu güvenli koruma bir yana neredeyse açık hedef zafiyeti sağladığı çok ve sürekli yaşanan vahim örneklerle anlaşılmış olmasına rağmen, teknik ve fiziki tedbirlerin alınmadığı açıktır. Geçmişte günün koşullarına göre konuşlandırılmış sabit karakollar değişen koşullar ve gelişen silah teknolojilerine uyarlı olarak yeniden konuşlandırılması gerekirken bu yönde neredeyse hiçbir tedbir alınmayarak Mehmetçiklerimizin şehit olmalarına sebebiyet verilmektedir. Derme çatma birer barakadan ibaret bu karakollarla bırakınız ülke güvenliğini sağlamayı Mehmetçiklerimizin bile güvenliğinin sağlanamadığını Milli Savunma Bakanlığı dışında herkes bilmektedir. Ne var ki, basında da yer aldığı üzere, HAKKÂRİ’de 8 şehit verilen Geçimli Karakolu, teröristlerin geçiş yolları üzerine kurulmuş ve bir harabeden ibarettir. Dere yatağının kenarına kurulan karakolun güvenli olmadığı son baskında da ortaya çıkmış olup, yıkık dökük ve saldırıya açık olan Geçimli karakolunda TAM 8 şehit verilmiş olup, karakolun PERİŞAN HALİ basında da büyük tartışma yaratmıştır. Mehmetçiklerin her an şehit olmalarına sebebiyet verebilecek bir saldırıya uğrayabileceklerinin öngörülemeyeceğini hiç kimse söyleyemez. Bu durumda güvenlik kuvvetlerimizin şehit olmaya sürüklendikleri açıktır. O halde böylesi bir durumun hukuki sonuçlarının olması hukuk devletinin gereğidir. II. HUKUKİ AÇIKLAMALAR: Devletin en asli fonksiyonu yurttaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamaktır. Devlet bu işlevini yerine getirmek için kamu düzeni ve kamu güvenliği gereği her türlü öngörüde bulunarak önceden tüm tedbirleri alır. Yurttaşın can güvenliğini sağlarken kamu düzeni ve güvenliği için süreklilik arz edebilen tehditlere karşı tedbir alınması kamunun asli işlevidir. Siyasal iktidarın nereden olursa olsun rant elde etme mantığı yaşanan acıları daha da büyütmüştür. Yurttaşın en temel hakkı olan güvenlik herhangi bir rant sağlamadığından olacak ki; yeterli düzeyde bina inşasıyla desteklenmemiştir. Ülkenin çeşitli yerlerinde gösteriş olsun diye şatafatlı rant kamu binaları yükselirken en önemli güvenlik ve kamu düzeni sorunu olan terörle mücadelede yıllar geçmesine rağmen en basit bina tedbirinin alınmamış olması asla kamu hizmeti anlayışıyla açıklanamaz. Kamunun en önemli görevlerinden birisi de kamu hizmetidir. Kamu hizmetinin gereği gibi ve derhal işletilmesi kamu görevlilerinin zorunlu görevidir. Ancak görülmektedir ki; kamu hizmeti AĞIR BİR İHMAL YADA SUİİSTİMAL konusu yapılarak hiç işletilmemiştir. Bina güvenliğinin yanında terörle mücadele eden TSK mensupları son yıllarda karşılaşılan çeşitli sanal senaryolarla yargılama görüntüsü altında baskı altına alınmaya çalışılarak mücadele edemez duruma gelmiştir. Terörle mücadelede mücadele eden unsurların yapmış oldukları her eylemden sonra yargılanma kaygısı taşımaları ve özellikle; TSK’nın yapısı gereği, Kuvvet Komutanlıklarının tüzel kişiliğinin bulunmaması nedeniyle büyük bir sorun ortaya çıkmıştır. Terörle mücadele etmekte olan görevliler yaptıkları eylemin yargı sürecine taşınmasında yalnız kalmakta hukuksal hiçbir hak ve destekten yasal olarak yararlanamamaktadırlar. Hal böyle olunca mücadele azim ve kararlılıkları büyük ölçüde kırılmaktadır. Milli Savunma Bakanlığı bu konuda da gerekli tedbirleri almayarak TSK’nın büyük bir çöküntüye sürüklenmesinde etken olmuştur. Bir yanda MMHK, 4483 Sayılı Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun gereği diğer tüm kamu görevlilerinin yargılanabilmesi için uzmanlık gerektiren usuli süreç işletilirken, TSK mensupları adeta sahipsiz ve özellikle mücadele edemez konuma sürüklenmiştir. Halen yürürlükte olan 3046 sayılı yasa ve yine 3056 sayılı yasa gereğince devletin organik yapısı ve bu yapı içerisinde kurum ve kuruluşların görev yetki ve sorumlulukları tanımlanmıştır. Yasalarca tüm yetkilerle donatılmış kamu kurumlarının bu yetkilerini en asli konuda dahi kullanmamış olmaları son derece ağır bir ihmaldir. Görevli ve yetkili olunmasına rağmen terör olayları karşısında bu denli sıradan bir tedbirin alınması tam anlamıyla bağlı bakanlar hakkında görevi ihmal suçunu oluşturmaktadır. Bilindiği üzere, TCK’ muzun 257. maddesinde “Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmüne yer verilmiştir. Ceza Kanunumuzun konu ile ilgili maddesinde ayrıca suçun unsurları olarak kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına sebebiyet vermek ya da kişilere haksız bir kazanç sağlamak unsurları sayılmıştır. Görevleri gereği memur olan Bakanlar görevin; Anayasa, yasa, tüzük ve yönetmelikler ile belirlenen kurallara ve yerleşmiş doğru ilkelere göre, kamu ve birey yararı dengesi adil bir düzeyde sağlanarak, amaçlanan sonucun makul sürede elde edilmesi biçiminde yapılması gerekir. Bilindiği üzere göreve ilişkin bir hizmetin veya işlemin bilerek ve isteyerek yapılmaması veya geç yapılmasıyla suç oluşur. Görevi ihmal; görevin hangi nedenler ile olursa olsun, yasa ve kuralların gösterdiği usul ve esaslara aykırı biçimde yapılması veya yerine getirilmesidir. Yasal yetkinin aşılması, yasal yöntem ve biçime, ön koşullara uyulmaması, takdir yetkisinin hukukun öngördüğü amacın dışında kullanılması suretiyle işlenen fiiller, TCK 257 nci maddesi ile yaptırıma bağlanan görevi ihmal suçunu oluşturur. Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.12.1986 günlü, K.249/564 sayılı kararında, kasıtlı olarak adliyeden istenen kayıtları göndermeyen nufus memuru sanığın eylemi Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 29.02.2002 günlü, 8408/9848 kararında da olduğu gibi, bu tür eylemler görevi ihmal suçunu oluşturur. Bu itibarla, görevi ihmal suçu; kamu görevlisinin kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle kişilerin mağduriyetine veya kamu zararına neden olması ya da kişilere haksız çıkar sağlaması olarak tanımlanmıştır. Maddeye göre, görevi ihmal suçu, icrai veya ihmali bir davranış ile işlenebilir. Maddenin birinci fıkrasında, suçun icrai bir hareket ile işlenmesi, ikinci fıkrasında ise ihmali davranış ile işlenmesi düzenlenmiştir. Suçun faili ise, Yasanın 6. maddesinin (c) bendi uyarınca; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir suretle sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kamu görevlisidir. Buna göre, Bakanlar, Ceza yasası uygulamasında kamu görevlisidir. Bütün bu anlatımlardan anlaşılacağı üzere Devlet tüm asli fonksiyonlarıyla anayasal düzeni korumak ve yurttaşların haklarını eksiksiz ve ödünsüz kullanabilmeleri için gerekli olan her türlü teknik, fenni, inşai ve maddi tedbiri almak zorunluluğundadır. Anayasa gereği Devlet bu sorumluluğundan şu yada bu gerekçeler uydurarak kaçamaz. Yasaların siyasal iktidardan, İlgili ve Bağlı Bakanlardan beklediği hamasi nutuklar atmak değildir. Görev, yetki ve sorumluluklarının işletilmemesi hem hukuksal hem de siyasal sorumluluklarını gerektirir. Tüm bu sebepler ile görevinin gereklerini yerine getirmeyen ve bu suretle de kamunun mağduriyetine sebebiyet veren şüphelilerin atılı fiili işledikleri, bir diğer anlatımla atılı suçun unsurlarının oluştuğu açıktır. Bu nedenle, şüpheliler hakkında kamu davası açılarak eylemlerine uyan ceza hükmü ile cezalandırılması gerekmektedir. YASAL DAYANAK : T.C. Anayasası, TCK, CMK ve sair mevzuat. SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan ve resen gözetilecek nedenlerle; şüpheliler hakkında gerekli soruşturmanın yapılarak haklarında eylemlerine uyan ceza hükmü ile cezalandırılmaları için haklarında kamu davası açılmasına karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederiz.

Şikayet Eden MUHARREM İNCE

Bir Yorum Yazın

Arşiv

Reklam Alanı