Kadın Olmak…

      Gül Demirkan  gdemirkan@kesanpostasi.com     Değerli okurlarım, İnsanlığın geçmişi ne kadar eskiyse, kadınların yaşadığı zorluklar da o kadar eskidir. Kadın olmak her dönemde fedakarlık ve sıkıntıları içinde barındırmıştır. Ne yazıktır ki son dönemlerde özellikle ülkemiz genelinde kadına yönelik taciz, psikolojik ve fiziksel şiddet kabul edilemeyecek boyuta ulaşmıştır.2017 yılında 409 kadın öldürüldü. Kadın...

Yazar: Gül Demirkan - Yazının Tarihi: 27 Şubat 2018 - Okunma Sayısı:1060 defa okundu.

      Gül Demirkan

 gdemirkan@kesanpostasi.com

 

 

Değerli okurlarım,

İnsanlığın geçmişi ne kadar eskiyse, kadınların yaşadığı zorluklar da o kadar eskidir. Kadın olmak her dönemde fedakarlık ve sıkıntıları içinde barındırmıştır. Ne yazıktır ki son dönemlerde özellikle ülkemiz genelinde kadına yönelik taciz, psikolojik ve fiziksel şiddet kabul edilemeyecek boyuta ulaşmıştır.2017 yılında 409 kadın öldürüldü. Kadın cinayetlerinin % 85`ini kocalar, sevgililer, eski kocalar, ayrılmak istenen sevgililer işledi. Öldürülen kadınların % 8´i ise şiddete maruz kalan başka bir kadını korumaya çalışıyordu.

Ülkemizde kadınlar artık rahatça kendini ifade edemiyor, özgürce yaşayamıyor. Kendi babasından, eşinden şiddet gördüğü gibi hiç tanımadığı bir adam tarafından yolda yürürken darp edilebiliyor. Erkekler güç gösterilerini kadınlar üzerinden sergiliyor. Güçsüz, hayatta bir duruşu olmayan, özgüveni eksik olan erkekler, başarısızlıklarının hesabını kadınlara ödetiyor.

Bu erkekleri doğuran,  yetiştiren anne de bir ‘kadın’ .ancak şiddet gören kadınları yetiştiren de bir ‘kadın’ . İşte burada ortaya bir gerçek çıkıyor: Erkek evlatla kız evlat ayrım yapılarak yetiştiriliyor. Erkek egemen bir toplum olduğumuz için erkeğe fazla anlamlar yükleniyor. Kız çocukları ise daha baskıcı bir tutumla ve tabiri yerindeyse ‘güçsüzleştirilerek’  yetişiyor. Bu tutum toplumumuzun en büyük yarası oluyor. Kadın-erkek eşitsizliğinin temeli olan bu yara, evlatlarımıza, ailemize, toplumumuza, insanlığa ciddi zararlar veriyor.

İşte bu noktada kadının maruz bırakıldığı eşitsizliği ve kadına yönelik şiddeti yok etmek için yapacağımız ilk iş zihniyetimizi değiştirip çocuklarımızı eşit ve bilinçli yetiştirmek. Ayrıca kızlarımıza  ‘baba evi’ ve ‘koca evi’  nden başka bir üçüncü dünyanın kapılarını açalım : EĞİTİM.  Ekonomik bağımsızlığını eline almalı kadınlarımız. Kendi ayakları üzerinde durmalılar. Kendi özelliklerinin farkında olmalılar. Biricik ve değerli olduklarını bilmeliler.. Ve bunu sağlayacak tek yol eğitimden geçer.

Kadına yönelik şiddet ve davranışlara karşı bilinçli vatandaşlarımızla birlikte gerekli çalışmaları sürdürüyoruz. Sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Sosyal ekiplerimizle, vakıf çalışmalarımızla hep faaliyet halindeyiz. Ancak maalesef ki bu kötülüğü engelleyemiyoruz.

Bu değişimi ilk olarak biz kadınlar başlatacağız. Her şeyden önce insanca ve uygarca yaşam hakkına sahip olduğumuzu unutmayalım, unutturmayalım. Devlet büyüklerimizden ve kanun yapıcılarımızdan bu konuda gerekli hassasiyeti en kısa sürede göstermelerini talep ediyorum.

Doğamızda eşine şiddet gösteren tek varlık insandır. İnsan tüm yaratılanların en üstünüyken, sizce de bu işte büyük bir yanlışlık yok mu?

 

REKLAMLAR

Bir Yorum Yazın

Arşiv

Reklam Alanı