Köşe Yazısı

KILIÇDAROĞLU’NA VEDA…

KILIÇDAROĞLU’NA VEDA…

Sn. Kılıçdaroğlu’nu uğurladık… “Artık geriye bakmayalım. Önümüze bakalım” deseler de geçmişten ders çıkarmayıp hep önümüze bakarsak aynı yanlışları yapmak ve aynı sonuçlara varmak kaçınılmazdır. Örneğin 13 mayıs akşamına kadar göklere çıkarttığımız Sn. Kılıçdaroğlu’nun 15 mayıs sabahı tüm yanlışları O’na fatura ederek nerdeyse “Vatan Haini” ilan edilmesinin saçmalığını, vicdansızlığını oturup düşünmeliyiz..

***

Bunu yapacaksak önce Muharrem İnce’nin ihanete varan yaklaşımından başlamalıyız. Sonra Meral Akşener’in sanki başka gösterilecek aday yokmuş gibi İstanbul ve Ankara Belediye Başkanları ısrarını hatırlamalıyız. “Seçilecek aday, seçilemeyecek aday” tartışmalarını açmasını ve sürdürmesini unutmamalıyız. 6 lı Masadan en ağır iddialarla kalkıp 3 gün sonra ikna edilerek dönmesinin hem kendisine, hem partisine ve sonuçta da bu ülkeye ne kaybettirdiğini sık sık hatırlamalı ve hatırlatmalıyız.

***

Seçimin kaybedilmesinin ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nu TEK suçlu göstermek için akıl almaz ve utanmaz bir hainler koalisyonunun varlığını hala koruduğunu ve yeni stratejilerle CHP’yi TV sütüdyolarından yönlendirmeyi ve yönetmeyi iş edinmiş unsurların gücünü yok saymamalıyız. Bu çevrelerde üretilen ve abartılan konular ve iftiralar karşısında suskun kalan, KK’nu savunmaktan korkan, populist CHP’lier hala aramızda.. Bunlar bugün KK’nu savunma yürekliliğini gösteremeyip kendi koltuk sevdaları peşinde koşmaya hala devam ediyorlar ve edeceklerdir.

***

Bu ihanet maymunları daha şimdiden partinin asıl patronunun Ekrem İmamoğlu olduğu imajını vererek yine CHP’ye yön vermenin çabası içine girmişlerdir. Ekrem İmamoğlu başarılı bir belediye Başkanı olarak daha populer olabilir ama örgütü, partiyi Özgür Özel kadar bilemez. Kaldı ki CHP hala bir kurtarıcı peşinde koşuyorsa sonunda geleceğimiz yer yine hüsrandır. CHP bir örgüt, bir kadro partisi olmak zorundadır. TV’lerin CHP’ye verebilecek akılları varsa bu yönde olmalıdır.

***

Kemal Kılıçdaroğlu’nun tek başına 39 MV vermesi, ya da Ümit Özdağ ile gizli protokol yapması beni zerre kadar üzmüyor.. Sonuçta KK kazandığı takdirde dün verdiği 3 bakanlığı 1 ay sonra geri alamaz mıydı? . Diğer partilere verilen milletvekili sayısının en az grup kurabilecekleri sayılarda olması 6 lı masa iktidarında zaten daha doğru bir seçenek olmayacak mıydı? Hepimizin beklentisi “Ne olursa olsun KK Başkanlığı kazansın” değil de neydi? O da bunu son bir çare olarak özellikle Ümit Özdağ’a elma şekeri vererek başarabilseydi bu konuyu sorun eder miydik? Denize düştü yılana sarıldı diye O’nu ayıplamamız mı gerekiyor?

***

Kemal Kırıçdaroğlu’nun hiç mi suçu yanlışı yoktu? Ebette vardı. Ama Muharrem Efendi’nin bölücü, hayal kırıcı, saldırgan tavrı ve Meral hanım’ın kaprisli, fevri çıkışları asıl nedenlerdir. MHP’nin de %10 oyunu nasıl koruduğu da ayrı bir tartışma konusudur. Sonuçta Kılıçdaroğlu ve CHP elinden geleninin fazlasını yaptı. Böylece seçimin kaybı konusunda gerçekçi eleştiriyi hak edenler KK ve CHP değildi…

***

Geçen yazımda da söylemiştim; Kılıçdaroğlu’nun tek suçu; kaybettiği seçimin arkasından hala partinin başında kalma kararıydı. 28 Mayıs gecesi hiç tereddüt etmeden ayrılık kararını alabilmeliydi. Yakışık almadı, doğru bir örnek olmadı.

Buna rağmen ben onun Baykal’dan da, Ecevit’den de daha fazla ve bir parti liderinden de ötede çok önemli bir devlet adamı birikimi olduğunu, ülkenin sosyal barışı konusunda çok önemli, çok cesur açılımlar yaptığını, adımlar attığını herkesin görebilmesi gerektiğini savunuyorum.

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL