TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 151.342
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 5.862
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 164
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 7.905
Köşe Yazısı Okuma Sayısı: 1.667

KORONA ÖNCESİ VE SONRASI

Aylar öncesinde hayat her zamanki hengâmesi ile devam ediyor, insanlar evlerinden çıkıp düzenli şekilde işlerine gidiyordu. Alışılagelmiş, sorunsuz… Kimi kendi işini kurmuş besmeleyle dükkanına girerken, kimi fabrikada vardiyalı görevinin başında..


Aylar öncesinde hayat her zamanki hengâmesi ile devam ediyor, insanlar evlerinden çıkıp düzenli şekilde işlerine gidiyordu. Alışılagelmiş, sorunsuz…
Kimi kendi işini kurmuş besmeleyle dükkanına girerken, kimi fabrikada vardiyalı görevinin başında kumaş dokuyor, kimi de ambalajda yer alıyor… Kimi alışveriş merkezinde mağazada satış elemanı olarak çalışırken, kimi de üst kademede görev yapıyor… Kimi ofiste sekreterlik yapıp telefona bakarken, kimi de not tutuyor… Kimi pazar tezgâhının başında sebze-meyve satarken, kimi de el emeği göz nuru çorap patikleri satıyor… Kimi okulda eğitim görevlisi olarak çalışırken, kimi de öğrenci işlerinde görev yapıyor… Kimi sokakta simit satarken, kimi de ayakkabı boyuyor… Kimi restoranda mutfak şefi olurken, kimi servis görevlisi oluyor kimi de bulaşıkçılık yapıyor… Kimi sahnede şarkı söylerken, kimi de piyano dersi veriyor… Kimi hastanede hayat kurtarırken, kimi de hasta evraklarını düzenliyor… Kimi tiyatroya gönül verip sahnede oyununu sergilerken, kimi de sinemaya gönül veriyor… herkes gönlünün arzuladığı veya mecbur kaldığı işi yapıyor ama hepsinin ortak noktası aynı. Eve ekmek parası götürmek, ailesini geçindirmek, karınlarını doyurmak, kalan parayla da birazcık olsun keyif yapmak. İşte alışveriş merkezleri, sinemalar, tiyatrolar, kafeler, eğlence mekânları bütün bir ay çalışıp da eğlenmeyi hak eden insanlarla dolup taşıyordu. Eğlenmeyi hak eden dedim ama bazılarımız eğlencenin ve sınırsız harcamalara yatırdığımız paralarla maddi tüketimin haddini aşıyor, hem zamandan hem de cepten hatırı sayılır kayıplar veriyorduk. Hiçbir şeyin değeri yoktu gözümüzde. Çünkü her şey elimizin altındaydı. Kimi insanlar ay sonunu getirmek için çalışıp çabalarken, kimimiz de savurganlıkdan kaçınmıyor, cebimizde son kuruş kalana kadar har vurup harman savuruyorduk. Hayatımızın bir de temizlik boyutu var tabii ki. Kimi her gün banyo yaparken, kimi de haftada ayda bir yapıyor… Kimi tuvaletten çıkınca ellerini layıkıyla yıkarken, kimi de önce düz sonra tersten üzerinde siliyor… Kimi çorabını, çamaşırını, kıyafetini her gün değiştirirken, kimi de bedeninin şeklini alana kadar giymeye devam ediyor… Kimi çantasında kolonya ıslak mendil taşırken, kimi de günün tüm pisliği ile dolanmaktan yana oluyordu…
Sonra bir gün Mart ayı ile birlikte gelen koronavirüs her şeyi değiştirdi. Zengin ile fakir eşit oldu. Harvurup harman savurduğumuz paralar kavanozlardaki yerini alırken, kolonya ıslak mendil çantamızdan, sabun şampuan da banyomuzdan  eksik olmamaya başladı. Böylece savurganlık ve kirlilik tacını Tutumluluk ve temizliğe devretti. Sokaklardan içeri girmeyen bizler, birer ev kuşu olduk çıktık. Evimizin sıcaklığının farkına vardık. En çok da aile olduğumuzun… Raflarda tozlanan kitapların sayfalarını açtık yeniden. Dışarda boşa geçirdiğimiz zamanımızın açığını, okuyup araştırmaya vakit ayırarak bilgi ile kapatmaya başladık. Yaşadığımız acı kayıplar ise bize en acı şekilde sevmeyi öğretti. Sevdiklerine kol kanat germeyi… Her gün erkenden kalkıp öf pöf diye gittiğimiz işimize dört elle sarılmayı… Zamanı boş şeylerle, boşa harcamamayı… Yaşadığımız şu yalan dünyada gözümüze değersiz anlamsız gibi gözüken ne varsa hepsinin kıymetini bir bir  anladık. Bir çok şeyin yanında, verdiğimiz binlerce kayıpla her yeni güne sağlıkla uyanmanın önemini kafamıza vura vura öğretti bize, bu virüs.
Allah’tan dileğim tüm dünyayı saran bu virüsün daha fazla can almadan hayatımızdan çekip gitmesi ve bizim onun bize öğrettikleri ile hayatımıza devam etmemiz. Sağlıcakla kalın.

iPhone’umdan gönderildi

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL