Köşe Yazısı Okuma Sayısı: 142

NE EŞİTLİĞİNİ SAYIKLIYORSUN SEN ?

     Meral FİLİZ mfiliz@kesanpostasi E-mail: merlinmf@hotmail.com Facebook: Meral Ateş F Twitter : @HayvanLilith Über insan buyurdu yine geçenlerde. “Kadınla erkeği eşit konuma getiremezsiniz, fıtrata terstir.” dedi. Sonra da feminist..

NE EŞİTLİĞİNİ SAYIKLIYORSUN SEN ?

Meral Filiz

     Meral FİLİZ

mfiliz@kesanpostasi

E-mail: merlinmf@hotmail.com

Facebook: Meral Ateş F

Twitter : @HayvanLilith




Über insan buyurdu yine geçenlerde. “Kadınla erkeği eşit konuma getiremezsiniz, fıtrata terstir.” dedi. Sonra da feminist alerjisi nüksetti ve “Feministler zaten anneliği kabul etmezler, onlara anlatamazsınız.” dedi. Eski, gençlik yıllarından kalan bir videosuna denk geldim dün. Yine mikrofon elinde buyuruyordu bizim bay msogynist:
“Nedir feminist? Kocasından ayrılacak, istediği kişiyle istediği zaman çocuk yapacak?”
Ba ba ba ! Bu zihniyetin menziline göre zaten başı açık olan kadın da, kocasından boşanan da, kadın haklarını savunanlar, yani feministler de birer kaldırım çiçeği, birer fahişe…Tıpkı bizlerin gözünde kadınları böyle algılayan onun gibilerin birer tacir olduğunu düşündüğümüz gibi..

Feminizm konusunda fena yanılmasına rağmen, kadın erkek eşitliği konusunda nasıl olduysa bu kez doğruyu tutturdu. Eh, o kadar olsun artık..Bozuk saat bile günde iki kere doğruyu gösterirken..

Haklısın efendi..Biz kadınlar bu zihniyetteki, bu fıtrattaki erkeklerle nasıl eşit olabiliriz ki?

Biz kadınlar insanlık tarihinin en eski köleleri değil miyiz?
İtina ile politik gündemin dışında tutulan biz değil miyiz?
Biz değil miyiz gazetelerin orta sayfalarında, solan hayatları gibi renksiz puntolarla manşet edilenler?
Biz kadınlar değil miyiz, soyadları bile kendilerine ait olmayanlar?
İrademiz dışında çocuk yaşlarda evliliğe mahkum edilenler biz değil miyiz?
Babasının soyadından kocasının soyadının hükmü altına giren biz kadınlar değil miyiz?
Çalışıyor olsak bile eve geldiğimizde karılık, annelik ve hizmetçilik yapmamız beklenen, kocalarımızın hayatlarının düzenleyicisi, evinin toparlayıcısı, yemek yapanı, temizlik yapanı çocuk büyüteni ve kocasının cinsel ihtiyaçlarını sorgusuz sualsiz gidereni olmamız beklenen biz kadınlar değil miyiz?
Ev içinde verdiğimiz emek görülmeyen, ama hepsi görevimizmiş gibi görülen biz değil miyiz?
Doğum makinesi görülen bizler değil miyiz?
Bizim cinselliğimiz değil mi, önce ailenin, sonra toplumun, sonra da devletin kontrolü altında olan?
Ailenin namusu deyince akla tek gelen biz kadınlar değil miyiz?
Biz değil miyiz bacak arasına sıkıştırılan namus için cinayetlere kurban giden?
Evde, sokakta, otobüste tacize uğrayan bizler değil miyiz?
Tecavüze uğrayan, öldürülen biz kadınlar değil miyiz?
Bedenleri sermaye görülen ve sömürülen, kiralanan ya da satılan biz kadınlar değil miyiz?
Ülkenin en önemli kar ve vergi alanı olan fuhuş sektöründe çalıştırılan biz kadınlar değil miyiz?
Erkeklerin en kallavi küfürlerinin öznesi biz kadınlar değil miyiz? Erkekler birbirini aşağılamak için “kadın gibi” demiyorlar mı?
İstediğimizi giyince, süslenince, sokakta sesli gülünce, gece sokağa yalnız çıkınca, örneğin bir kadeh içki içince “hafif meşrep, ahlaksız ve iffetsiz” sayılan biz kadınlar değil miyiz?

Biz kadınları insan değil ‘cisim’ gören, ötekileştiren, ikinci sınıf sayan, her coğrafyada etnik, dinsel, cinsel, fiziksel, sınıfsal, bölgesel vb. farklılıklarımızı sebep gösterip ezen siz erkekler değil misiniz?

Türk kadınıysak devşirme,
Kürt kadınıysak terörist,
Arap kadınıysak köle görülen,
Ermeni kadınıysak sessiz olmaları beklenen,
Rum kadınıysak madam diye dalga geçilen, konuşmamızla alay edilen
Süryani kadınıysak azınlık bile sayılmayan,
Yahudi kadınıysak tarihi öfkenin altında ezilen,
Çingene kadınıysak “pis, toplum dışı, saygı haketmeyen”
Laz kadınıysak fıkralara konu olan ve burnumuzla alay edilen,
Yezidi kadınlarsak bu coğrafyadan kovulan, taşlanan, yakılan ve yalnız bırakılan,
Çerkez kadınıysak kimliksiz cariyeler görülen,
Romen kadınıysak fahişe olarak damgalanan,
Mülteci kadınlarsak her türlü koruyuculuktan mahrum bırakılan,
Eşcinsel kadınlarsak kadına aşkımız, lezbiyenliğimiz yok sayılan, cinsiyet rolleri yakıştırılan ve illa bir tarafın erkek gibi davranması beklenilen,
Transeksüel ve travesti kadınlarsak en çok şiddete uğrayan ama şiddete maruz kalsak da canavar ilan edilen, fuhuşa mahkum edilen, öldürülen biz kadınlar değil miyiz?

İnsanlık tarihi boyunca görünmez kılınan, görünür olanlarımız da tarih sayfalarına erkekler tarafından çarpıtılarak yazılan biz kadınlar değil miyiz?
Feminizmin adını andığımızda erkek düşmanı, uçuk kaçık, ahlaksız ve annelik karşıtı görülen biz kadınlar değil miyiz?
Soy takibimiz bile baba üzerinden yapılırken,
Pembe kimliklerimizle erkek olandan ayrı tutulurken,
Sene 2015 neredeyse ve biz kadınlar hala ataerkilliğin görünmez zincirlerinden kurtulamamışken nasıl siz erkeklerle eşit olacaktık ki?
Daha da önemlisi, gerçekten eşdeğer görülmekse konu, siz gibi faşist düşünceli evrimini henüz tamamlayamamış erkeklerle hangi kadın eşdeğer olmak ister ki?
Ben istemem, kalsın..

YORUMLAR (7)

  1. Derya Esra diyorki:

    Sizi en büyük yerel gazetelerin köşe yazılarında görmeyi çok isteriz. Toplumda en çok ezilenler kadınlar ve hayvanlar. Siz hep ezilenin yanındasınız. Keşke diğer yazarlar da sizden feyz alsalar..

  2. Yüksel diyorki:

    Agzına yüregine saglık sanki biz bayılıyoruz bu tür yaratıklarla eşit tutulmayı insanız biz yaratık degil isteselerde biz kadınlarla eşit olamazlar….

  3. filiz diyorki:

    tüm kadınların dili olarak söylemek isteyipte söyleyemediklerimizi bu mükemmel anlatımınızla kaleme döktüğün için tebrik ederim sizi Meral hn..

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL