TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 138.018
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 11.520
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 65
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 7.191
Köşe Yazısı Okuma Sayısı: 622

NE  KA  EKMEK, O KA KÖFTE..

  Selam.. “Değerli okurlarım, su konusunda sizlerle son bir haberi paylaşmak istiyorum. Haberi isteğim üzerine,Yeni Karpuzlu’da balıkçılık yapan öğrencim Veysel Irmak gönderdi.Sevgili hocam sağlık mutluluk dolu uzun ömür diliyorum. Bu..

NE  KA  EKMEK, O KA KÖFTE..

 

Selam.. “Değerli okurlarım, su konusunda sizlerle son bir haberi paylaşmak istiyorum. Haberi isteğim üzerine,Yeni Karpuzlu’da balıkçılık yapan öğrencim Veysel Irmak gönderdi.Sevgili hocam sağlık mutluluk dolu uzun ömür diliyorum. Bu gün kü ölçüm sonucu en derin 1..1,5 metre gala gölünün hemen doğusunda galaya yı besleyen pamuklu 1,,,1,5 metre bunların su seviyeleri Meriç nehrinin yükselip alçalması ile ilgili.”

Değerli okurlarım: Bu gün sizlerle bir hikâyemi paylaşmak istiyorum.. Umarım; beğenirsiniz..

HIDIR ; İpsala’nın Hıdır Köyünde yaşayan ,  yirmi dört yaşında ,orta boylu,adaleli yapılı ,  siyah saçlı ve saçlarına inat mavi gözlü ve de hani “ amele yanığı” derler ya, örtemediği yerleri temmuz güneşinden kavrulmuş, ama; güneşten korunan yerleri bembeyaz olan, yağız bir delikanlı.. Hıdır, lise terk..

Her iş günü gidip gelmek zorunda olduğu İPSALA LİSESİ’ne, ekonomik nedenler ile, bir gün gidemez olmuş. Bırakmış okumayı ve çiftçiliğe başlamış. Yaşı geldiğinde de askere alınmış ve Malazgirt’te askerlik görevini tamamlayarak, köyüne dönmüş…Dönmüş ve sevdalısı Sıdıka’yı kendisini bekler bulmuş..!

Söz’dü, Nişan’dı derken Hıdır geçtiğimiz kasım ayında Sıdıka ile evlenmiş..Karısıyla mutlu günler süren Hıdır Keşan’a geldikçe; karısına harman veresiyesi çeyiz düzdüğü mağaza sahibine uğruyor, hoş beş ediyor ve hatta ufak tefek ihtiyaçlarını, gene harman veresiyesi olarak, bu mağazadan karşılıyormuş.

Elli dekar buğdayını biçtikten sonra, evdeki iki ineğe bakmaktan başka işi kalmayan Hıdır Temmuz’un bu yakıcı ve boğucu sıcağından biraz olsun kurtulmak için kerpiçten yapılmış eski köy kahvesine gitmeyi uygun buldu. Ne kadar olsa bu bunaltıcı sıcaklara rağmen kerpiç yapılar ,diğer yapılara göre, serin oluyordu…

Kahvede oturan altı genci ve üç yaşlı köylüyü selamlayarak kahveye giren Hıdır ,canı kimseyle konuşmak istemediğinden, köşedeki cam kenarına yerleştirilmiş tahta masaya giderek,oturula oturula üzerindeki kirler neredeyse bir cila görevi görmeye başlayan , tahta sandalyelerden birine adeta tünedi….!

Kahvenin penceresinden saman balyası yüklü bir traktörü izlerken; saman bu hale gelene kadar ne sıkıntılar çekiliyor diye düşündü ve  bir an arkasına yaslanmak istedi ama; altındaki tahta sandalye kırılacakmış gibi gacırdayan bir ses çıkarınca, hemen toparlandı ve gene tüneme durumunu aldı ve sandalyeye ağırlığını vermemeye çalışarak oturmasını sürdürdü..Rahat değildi Hıdır…..

Sıkıntılı bir sesle kahveciye: “ Üseyin bana bir çay ver” dedi. Hüseyin , kahvede fazla müşteri olmaması nedeniyle, kaynaya kaynaya katran gibi olan bir bardak çayı Hıdır’ın önüne sürdü.! Köyde çay yüz yirmi beş kuruştu.

Hıdır harareti keser düşüncesiyle tek şekerli olarak içmek istediği çayın şekerini karıştırırken, bir anda içini kaplayan sıkıntının artması nedeniyle; derin derin nefes almaya başladı.Kahveye girerken gördüğü ve boğucu sıcaktan korunmak nedeniyle, kahve önündeki ağacın gölgesine sığınan ve de dilinin neredeyse tamamı dışarda olarak , kesik kesik hızla soluyan köpekten tek farkı ; dilinin dışarıda olmamasıydı…!

Önündeki çaya bakarak, daha derin bir nefes aldı..Adeta çay falına bakar, çayla konuşur gibiydi Hıdır..Çay  yüz yirmi beş kuruştu ve o ürettiği ve de Keşan’daki çeyiz mağazasına olan borcundan dolayı bir an evvel satmak zorunda  olduğu, tüccarın ise ; süneydi, kıldı,yapağıydı v.s. gibi bahanelerle neredeyse bedava almak istediği buğdayını yüz otuz beş bin liraya satmayı başarmıştı..!

Bir an için için güldü ve içerisindeki alaylı gülüş yüz kaslarının gevşemesine sebep olduğundan dudakları hafifçe aralandı. Elinde olmayarak da başını iki yana salladı. Gören Hıdır ‘ın kendi kendine konuştuğunu zannederdi.Gerçekte de Hıdır sessizce kendisiyle konuşuyordu…” Ulan Idır sıkma canını ,kasabadaki çaydan pahalı satamadın ama; köydeki çaydan pahalıya sattın buğdayını…!“Yüzündeki yumuşak ifade kaybolmuş, yerine sert bir ifade gelmişti. Dişlerini sıkmaya başladı….

Gerilmiş bir yay gibiydi…İçinden çay bardağını duvara vurmak geçti..ve avucunda sıkmakta olduğu bardak neredeyse kırılacaktı    “Yetmiyu…….Yetmiyu….” dedi kendi kendine.

Evet, buğday geliri evlilik için yaptığı harcamaları karşılamaktan ve seneye yapacağı çiftçilik masraflarını karşılamaktan çok uzaktı. Tanrı’yı ararcasına gözlerini tavana dikip, tekrar düşünceye daldı. Düşündükleri bu kez isteği dışında dudaklarından sesli döküldü ortaya….

Bu memlekette bir şeyler ters gidiyordu . Kafasını hızlı hızlı kaşıdıktan sonra , başını iki elinin arasına aldı ve bir müddet öylece kaldı….Gözlerini bir an kapayınca kendisini sonsuz bir karanlığın içinde hissetti…..

Karanlık, çaresizlik,umutsuzluk hep bunları çağrıştırıyordu beyni. Daha fazla dayanamayarak açtı gözlerini ve tekrar ışık ile tanıştı. “ Evet ışık, bir ışık, mutlak bir çözüm olmalı ve bizler bi yerlerde yanlış yaptık…” diye düşünürken, Hıdır’ın sıkıntılı halini sezen Hasan dayı yavaşça O’nun yanına sokulmuş ve elini omuzuna atarak; “ Ne düşünürsün be Idır…? Karadeniz’de gemilerin mi battı….! “ diyerek Hıdır’ın yanındaki tahta ve de bağlantılarının gevşemesi nedeniyle; otururken gıcırdayan, sandalyeye ilişti…

Hasan dayı ; köydeki en yaşlı birkaç ihtiyardan biriydi ve yaşı yetmiş beşti.Alçak boylu biriydi.Yıllarca omuzunda ,nedenini hiç düşünmeden, taşıdığı yüklerden dolayı bacakları pergelleşmişti.

Tıknaz vücudunun üzerine yerleşmiş küçük kafasındaki saçlar beyazlaşmış ama; hala dökülmemişti.Son yıllarda Cami’ye gitmeye başlaması nedeniyle olsa gerek,yüzünde bıraktığı hafif sakal O’na kaçınılmaz bir sempati duyulmasına sebep oluyordu….!

Üzerinde toplardamarların belli olmaya başladığı, kısa kalın parmaklı ve hala nasırlardan kurtulamamış eliyle Hıdır’ın arkasına vurarak    ” Abe kızan ne derdin var senin” dedi. Köy yerinde her kez bir birinin halini bildiğinden saklamaya gerek yoktu ve Hıdır;buğdayı ve de karşılayamadığı borçlarını anlattı Hasan Dayı’ya.

Derdini  anlatmış ve paylaşmış olmanın verdiği rehavetle hafif gevşemeye başlayan Hıdır’a “ Abe kızanın düşündüğüne bak.Abebi kapıyı kapayan Alla  öbür kapıyı açarmış…” diye söze başlayan ve bir zamanlar bir partinin delegeliğini de yapmış olan Hasan Dayı sözlerine şöyle devam etti:” Abe Idır; önümüzde ne var.? Seçim var….Seçim nedir?Para demektir. Şimdi mebuslar ortaya çıkacak ve kendilerini seçmemiz için bize para verecekler… Ayrıca;  Ükümet de kesenin azını açacak. E.. elbette bu işlerden senin ,  benim payıma da bi şeyler düşer beya….!

Kısa bir sessizlik oldu. Hıdır bir cevap vermeyince, Hasan Dayı devam etti: “ Abe oylamızı unlara bedava mı vercez? Elbet bunun bi karşılığı olcak. Yoksa bu köye iç  uramasınlar valla….Bi sürü aday olcak. Elbet birine senin durumunu açar,derdinebi çare bulmaya çalışırız be kızan…..! Üzülme üzülme  er şeyin bi kolayı vardır….!

Bu sözler yerini, Hıdır’ın kafasında tam tamlar çalarken,   gene  bir sessizliğe bıraktı…..

Hava sıcak çok sıcaktı ve Hıdır için kurşun gibi ağırlaşmaya başlamıştı…Bir an göğsünün daraldığını hissederek, derin nefes aldı.Kafasından  binlerce soru ve binlerce söz geçti birkaç saniye içinde….Aklından geçenleri Hasan Dayı’ya anlatmak istedi ama; O’nu kırabileceği kaygısıyla vazgeçti.

Yutkundu…Boğazındaki düğümü çözdü….Konuşmalıydı……Her şeye rağmen konuşmalıydı…..Derin bir göğüs geçirdikten sonra; alçak bir ses tonuyla konuşmaya başladı :

  • Bak Asan Dayı; bilirsin seni sever ve sayarım . Ama; süleceklerimi sakın yanlış anlama …
  • Bilmez miyim be Idır.( Hasan Dayı bunları söylerken burnun ucuna konan kara sineği kovmak için elini burnuna doğru kaldırmış ve daha sonra kaçan sineği yakalamak amacıyla başını havaya kaldırarak boşluğa bir tokat atmıştı.Başını kaldırdığında ; kamışların sıvanmasıyla yapılan kahvenin tavanından kopan bir parça kuru çamur gözüne kaçmıştı.) Buna sinirlenen Hasan Dayı :Abe şu kavenin aline bak. Abe ayvan baalasan durmaz burda. Ama; biz geliyuz işte.( Dışarıdaki ağaç gölgesinde yatan köpek, O’nun bu sözlerini anlamışçasına, hafif esneyerek tembel tembel havladı…) Nese, adi anlat bakalım Idır.
  • Bu ne kadar kötü,ne kadar çirkin bir şey bunu anlamayumusun.? Siz yıllarca büle yaptınız.İşte geldimiz yer. Ani geçtimiz yıllarda alimiz iyidi.?Bi yıl borçlamızıistedile ,epimiz apıştık kaldık. Bu mu iyi durum….! Oy satmak ne demek.? Bunun etini satuyudeyeaşaladımızkadınlaınyaptıından ne farkı var..? Atta onlar sadece kendilene zarar veruyu…Oysasattımız er oy bütün ülkenin kaderini etkiliyu ve atta tam temsil edilemedimiz için epimize zarar veriyu. Oy namus olmalı…Çok iyi düşünülüp,inanarak verilmeli.
  • Idır ne yani, şimdi bütün yaşadıklarımızın suçlusu biz miyiz..?
  • İçimden suç sizde değil demek geliyuama; suç sizde be Asan dayı. Olmadı…Yıllardır beceremediniz ve ep kandırıldınız.Ep küçük esaplar peşinde koştunuzdan, esası bi türlü göremediniz……Gerçi sizlerin bu duruma düşmesine sebep olanlar da en az sizin kadar suçlu. Çünküm; onlar kendi iktidarları uruna alkımızıcailbıraktıla……Bak Asan dayı; partiler oy pusulalandaki ayvan resimlerini kaldırsınlar; bu ülkenin yüzde altmışı oy kullanamaz.Neden dersen..?Alkımızınçou da okuma yazma bilmiyu. He yalan mı diyum..?
  • Valla duru dersin be kızan. Bizi çok cail bıraktı bunlar.
  • Sona ; oylamızı satmasak da biz istedimiziseçemiyozki….Baştakile ne dese , bize kimi derlese unları seçiyoz. Sona da bi türlü meclis veya ükümet bizim olamıyo, oralada temsil edilemiyoz. Yani; bu seçim kanunu mutlaka deişmeli. Ben istedimi seçmeliyim….Demokrasi ona derim ben….
  • Peki be Idır bu düzen demokrasi düzeni diil mi? Siz bilmezsiniz . İnönü bize çok çektirdi….
  • Bu demokrasi isik,yeterli diil. Azımıza bi parça bal çalıp,bırakmışla…Em demokrasi İnönü zamanında başladı ama; gelenle onu geliştiremedile..Ep yerimizde saydık..Em iyi ve demokrasi ile yönetilmişsek bu askerle neden darbe yaptı be Asan dayı..? Bu millet; tek silahı olan oy’una mutlak saip çıkmalı ve temsil edilme yollarını aramalı.
  • Bu ükümet de bizi epten de batırdı be kızan….!
  • Ne kızıp,söyleniyonuz.? Onları siz seçmedinizmi.? Ama; günlük çıkarlanız için oylanızı satıp, mebus seçtinizi zannettiniz….! İşte alimiz …. Ben onu bunu bilmem Asan dayı ; NE KA EKMEK, O KA KÖFTE…..Benim adım Idır ben bunu bilir, bunu sülerim…..Adi bana evvalla……
  • Idır, Idır dur beya nereye gidiyosun ? Yani şimdi ülke……. bizim oyla…..yani bizim oyla mı……? Idırdu be kızan…………

 

İLANIN DETAYI İÇİN FOTOĞRAFINI ÜZERİNE TIKLAYINIZ

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL