HESABIM
Üye Ol

Önyargılı Düşünceler

  NURUN DÜNYASI ndunyasi@kesanpostasi.com   Etrafımızda onca güzel şeyler var ki biz bunları şiddetle görmemezlikten gelmeyi huy haline getirmişiz. Her şey yolunda gitse bile biz onları tersine çevirip,negatif düşüncelere kendimizi adıyoruz. Kötü senaryolar yazıp kötü oyunlara alet olmaya meyilliyiz. -Acabaların içinde yüzme bilmeden boğulmaya mahkum ediyoruz bedenimizi. Bütün enerjimizi negatif düşünceler ile boğuyoruz. Peki kim...

Yazar: Nur KURT - Yazının Tarihi: 20 Ocak 2016 - Okunma Sayısı:681 defa okundu.

10247418_760929307308210_921896425522909737_n

  NURUN DÜNYASI
ndunyasi@kesanpostasi.com

 

Etrafımızda onca güzel şeyler var ki biz bunları şiddetle görmemezlikten gelmeyi huy haline getirmişiz.
Her şey yolunda gitse bile biz onları tersine çevirip,negatif düşüncelere kendimizi adıyoruz.
Kötü senaryolar yazıp kötü oyunlara alet olmaya meyilliyiz.

-Acabaların içinde yüzme bilmeden boğulmaya mahkum ediyoruz bedenimizi.
Bütün enerjimizi negatif düşünceler ile boğuyoruz.

Peki kim bizi bu hale getir di?

-Hayat arkadaşımız;bir yastığa baş koyduğumuz kırk yıllık eşimiz biraz eve geç kalsa başlıyoruz senaryoya.
Acaba nerede,kiminle ben aldatılıyor muyum,artık sevgimiz mi tükendi,diye kendimizi yiyip bitiriyoruz.

Ya arkadaşlarımız dostlarımız?

-Onlarla karşılaştığımız zaman,biraz durgun görsek,hemen merak edip soruyoruz.
Yok her şey yolunda dese bile bizler yine içimizden acaba benden mi rahatsız oldu?Beni görmekten hoşlanmadı mı.

-Bir arkadaşımızı arasak o an müsait olmayıp,ben seni birazdan ararım der ve aradan saatler geçer aramaz.

Senaryo hazır,bak ararım dedi aramadı.
Benimle konuşmak istemiyor,yıllardır tanıdığınız dostunuz bir anda kötü düşünce ile hiç tanımamış gibi yabancı oluyorsunuz .

Ya çocuklarımız?

-Cıvıl cıvıl bir çocuk olsa yok yok ileride ben bunun önünü alamam.
Teshiş hazır benim çocuğum hiperaktif mi?
Ya da tam tersi biraz arkadaşları ile mesafeli olsa çok içine kapanık bir çocuk ,bu durum hoşumuza gitmez hemen bir panik başlar.
Kıyaslamaya başlarız başkasının çocuğuyla daha da abartıp soluğu doktorda alırız.
Benim çocuğum sosyal değil yada çok hareketli acaba hiperaktif mi ?

Ve bu senaryolar günlük yaşantımızın içinde başrol oluyor.

-Eşimizi,dostumuzu çocuğumuzu arkadaşlarımızı,bir varsayımla hayatımızı mahfe diyoruz.
Sonuç olarak sancısı ağrılı bir hayatın içinde debelenip dururuz.

Peki bu önyargılarımız nereden geldi nasıl oldu da hayatımızın orta yerine yerleşti.Sorun hep kendimizde mi aramalıyız yoksa karşımızdakinde mi?

Bir bilinmezliğin içinde varsayımlarla yaşamak yerine her zaman açık ve net olmalıyız.Hele ki ikili ilişkiler de en çok yara aldığımız sancılı bir yarışta bende varım gibi yaşamak istemiyorsanız açık ve net olun.Herşeyden önce dinlemeyi ve anlamayı öğrenmeliyiz.İnsanoğlu için görmek duymak ne kadar önemli ise anlaya bilmek daha çok önemlidir.

İşimize geldikçe sorular sormak yerine ,karşınızdakine sorular sormaktan çekinmeyin.
Karşımızda ki kişiye söz hakkı verip kendini net bir şekilde anlatmasına müsade edin.
Açık olmak samimi olmak anlaşılır olmak ve doğruyu bulmak hepsi aynı yola çıkar.
Olanların aslında pekte bir önemi yoktur.Bizim onları nasıl algıladığımızın önemi var.Yaşam tarzımızı bu çizgidir belirleyen.
Bunun için önyargılı düşünceler ile değilde önce gerçekler ile yüzleşip onlarla yaşamasını öğrenmeliyiz.

Shakespear’in dediği gibi ‘’ Hiçbir şey iyi veya kötü değildir. Düşünce bir şeyi iyi veya kötü olarak değerlendirir ’’ başımıza gelen bir durumu biz anlamlandırırız. İyi veya kötü göreceli kavramlardır.

Doğan Cüceloğlu bir kitabında şöyle der: ‘’Dünyayı olduğu gibi değil; olduğumuz gibi algılarız. Dünyaya bakış açımız, onu algılayışımız çerçevesinde düşünürüz ve algılarız.

Bir Yorum Yazın

Arşiv

Reklam Alanı