ÖRGÜTLENMİŞ CAHİL TOPLUM.

       Hilmi DİNÇER  hdincer@kesanpostasi.com   Efendim, yukarıdaki başlıkla ilgili olarak yazmak için uzun süre bekledim. Bu yazımda vatandaşımızın nasıl küçük paralarla ve sadaka niteliğindeki yiyecek torbaları, kömür torbalarıyla kandırılarak, AKP etrafında örgütlendirildiğini anlatacaktım. Geçtiğimiz gün; tam yazmayı plânladığımda, Halk TV Program yapımcısı ve yazar Fatih Ertürk’ün bir yazısını okudum ve yazımın öncesinde  sizlerle...

Yazar: Hilmi Dinçer - Yazının Tarihi: 5 Aralık 2018 - Okunma Sayısı:231 defa okundu.

       Hilmi DİNÇER

 hdincer@kesanpostasi.com

 

Efendim, yukarıdaki başlıkla ilgili olarak yazmak için uzun süre bekledim. Bu yazımda vatandaşımızın nasıl küçük paralarla ve sadaka niteliğindeki yiyecek torbaları, kömür torbalarıyla kandırılarak, AKP etrafında örgütlendirildiğini anlatacaktım.

Geçtiğimiz gün; tam yazmayı plânladığımda, Halk TV Program yapımcısı ve yazar Fatih Ertürk’ün bir yazısını okudum ve yazımın öncesinde  sizlerle Fatih Ertürk’ün yazısını paylaşmak istedim..

Fatih Ertürk’ün Yazısı

24 Haziran 2018 seçimlerinden bir kaç ay önce. Bir siyasetçi dostumla Ankara’nın tarımla geçinen küçük çiftçinin önemli bir seçmen kitlesi olarak yer aldığı bir ilçenin köylük kısmındayız. Akşam saatleri bir avuç köylü kendisini ziyarete gelen bu sosyal demokrat idealist arkadaşımı dinlemeye geliyor. Siyasetçi dostum idealist, kendisini Köy Enistitüsü günlerinde sayıyor. Hal hatır sorulduktan sonra kır kahvesine çaylar geliyor ve taze siyasetçi arkadaşım başlıyor konuşmaya;

Bu iktidar size toprağınızı ekmekten çok ekmemek için destek veriyor. Son 16 yılda 185 milyar Dolar tarımsal ithalat yapıldı, 3 buçuk milyon hektar tarım alanı yok oldu. 2017’de 234 milyar Dolar toplam ithalatın 5 milyar doları tarımsal ithalat bundan bıkmadınız mı?”

Köylülerden çığlık gibi bir yanıt geldi; “Haklısın valla eridik, bittik, yok olduk…!”

Siyasetçi arkadaşım bilgili. Ziraatın ve tarımın her şeyinden haberdar.Devam ediyor;

2017’de tarımsal kesime 12,7 milyar lira destek verildi ama aynı dönemde buğday, mısır, soya, ayçiçeği, pamuk, sığır, koyun ve kırmızı etten oluşan 8 ürünün ithalatına 20,6 milyarlık ödeme yapıldı. Malınızı huzurla satıp paranızı cebinize koyabiliyor musunuz?”

Yirmiye yakın çiftçi ellerini sağa sola sallayıp, şapkalarını başından çıkarıp önüne koyduktan sonra hüzünlü bir biçimde her bir ağızla bağırdı;

Vallah yok… Kahrolduk çoluk çocuğun yüzüne bakamıyoz…!

Siyasetçi solcu arkadaşım köylüyü bağrından yakaladığını düşünüp bana doğru dönüp köylüleri işaret etti; “Bak görüyor musun demi…Artık bizi dinliyorlar ve anlıyorlar…!” diye fısıldadı. Ben sadece bu işin sonunu deneyimli bir gazeteci olarak merak ediyordum. Kafamı yukarı aşağı salladım. İzlemeye devam ettim

Ülkesini seven, yurtsever ve iyi niyetli arkadaşım tekrar köylülere dönüp devam etti;

Kanunen Milli gelirin yüzde 1’i oranında destekleme hak eden çiftçi bu hükümetten alacaklıdır. 2018 Milli gelir tahmini 3 trilyon 741 milyarsa, çiftçinin alması gereken destekleme 37.4 milyardır ama çiftçiye 13 milyar TL destekleme ödendi. Geri kalan 24 milyar TL nerede?

Yine köylüler hep bir ağızdan bağırdı;

Nerede…Biz görmedik…Kimse bize gelmedi…!

Arkadaşım milletvekili aday adayı. “Köylüyü bu sefer ikna ettik” dercesine yüklenmeye devam etti;

2019’da milli gelir tahmini 4.4 trilyon Lira, kanunen ödenmesi gereken çiftçi desteklemesi 44 milyar TL. Ama bütçe hesabına göre en çok 26 milyar TL destekleme ödenecek. 18 milyar TL nerede? Mazotun yarısı sizden, yarısı bizden kampanyası nerede? Bugün 1 litre mazot için 6.5 kg buğday satmak gerekiyor. Traktörle tarlanızı sürebiliyor musunuz?

Köylülerden bir kaçı ayağa kalktı ve elini böğrüne vurarak;

Toprağını ekme diyorlar, destek veriyorlar ama yetmiyor. Karın tokluğuna malımızın bekçisi olduk…!”

Taze siyasetçi arkadaşım için “Altın Vuruş” zamanıydı. Köylü aydınlanmış, hesap sorma noktasına gelmiş, mücadeleye başlamaya hazırdı. Devam etti;

Çiftçiye verilecek destekleme, soframıza ucuz ürün, az GDO, az nişasta bazlı şeker, düşük girdi maliyeti, az ithalat demektir. Çiftçiden kesilen her kuruş ise, tüm toplumun pahalıya ürün alması demektir. Üretici enflasyonu yüzde 46 iken enflasyon 25’lerde geziyorsa, bu büyük bir tehlikenin habercisidir. Hiçbir dönemde ÜFE ile TÜFE makası bu kadar açılmadı. Yani üretici zam yapamıyor, maliyeti arttıkça cepten yiyor, artık üretmekten kaçınıyor demektir. Üretebiliyor musunuz?

Köylülerden hep bir ağızdan tek bir ses yükseldi;

“Haaayyyyııırrrrr….!”

Arkadaşım son söz olarak sordu; “Peki şimdi ne yapacaksınız. Bize destek verecek misiniz…!

Bu söz üzerine birden bire o bağırıp çağıran köylüler gitti yerini birbiriyle fısıldaşan bir kalabalık aldı. İçlerinde en yaşlısı yavaşça milletvekili aday adayına doğru döndü;

Anladık…Emmmeee….!…Sen bize ne vereceen….!

Arkadaşım önce anlamadı. Sonra; “Destek vereceğiz, tarlada olacağız, yem ve gübre için yanınızda olacağız mazot fiyatlarını köylü için yarı yarıya ucuzlatacağız” diyerek bir şeyler anlattı.

Yaşlı ve hayli deneyimli köylü yavaşça kalabalığa döndü ve bizi orada mıh gibi çakıp bırakıp giderken;

Hadi gidek…Bunlar avanta falan vermiyor…Bedava bir şey de söylemediler…Boş lakırtıya karnımız tok…!”

O küçük kalabalık arkasına bile bakmadan yavaş yavaş oradan uzaklaşırken aslında o an bu ülkede bir şeyleri değiştirmenin ne kadar zor olduğunu orada bir kez daha anladım. Ne kurtarılmak istenen vardı ne de onurlu saygın bir yaşam sürüp alın teriyle geçinmek isteyen. Biz de; üç parti temsilcisi, bir milletvekili adayı, bir siyasetçi,  bir de gazeteci baş başa kaldık. Kös kös oturup kalacağımıza yavaşça arabalara doğru yürürken hala köylünün sesleri kulağımda yankılanır;

“Tamam da…Sen bize ne vereceennn…!” (*)

(*)-(Bu olay gerçekten yaşanmıştır. Sadece rakamlar son haline doğru biraz daha güncellenmiştir. O arkadaşımız hiçbir şekilde listeye konmamış, onun yerine gerçek mesleği yerine tefecilik ve buğday ticareti yapan, parası bol bir başka isim meclise taşınmıştır).

Bir Yorum Yazın

Arşiv

Reklam Alanı