ÖZTRAK, “GÜVEN OLMADAN KRİZ YÖNETEMEZSİNİZ”

ÖZTRAK, “GÜVEN OLMADAN KRİZ YÖNETEMEZSİNİZ”

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE PARTİ SÖZCÜSÜ FAİK ÖZTRAK’IN BASIN TOPLANTISI: –“GÜVEN OLMADAN KRİZ YÖNETEMEZSİNİZ” -“İÇİŞLERİ BAKANI TERÖR YANDAŞI ARIYORSA ‘PKK TERÖR ÖRGÜTÜ DEĞİLDİR’ DİYENLERİ BULSUN” CHP Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısının gündemine ilişkin düzenlediği basın toplantısında şöyle konuştu: Değerli basın mensupları, Kurban Bayramı...

Haberin Tarihi: 29 Ağustos 2018 - Okunma Sayısı:545 defa okundu.

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE PARTİ SÖZCÜSÜ FAİK ÖZTRAK’IN BASIN TOPLANTISI:
“GÜVEN OLMADAN KRİZ YÖNETEMEZSİNİZ”
-“İÇİŞLERİ BAKANI TERÖR YANDAŞI ARIYORSA ‘PKK TERÖR ÖRGÜTÜ DEĞİLDİR’ DİYENLERİ BULSUN”
CHP Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısının gündemine ilişkin düzenlediği basın toplantısında şöyle konuştu:

Değerli basın mensupları, Kurban Bayramı sonrasındaki ilk basın toplantımız. Bu vesileyle hepinizin geçmiş bayramını kutluyorum. Geçtiğimiz hafta basınımızın usta isimlerinden, partimizin de uzun dönem Genel Başkan İletişim Koordinatörlüğü görevini yürütmüş olan Sayın Baki Özilhan’ı kaybettik. Bu onun ölümünün ardından yaptığımız ilk basın toplantısı. Dolayısıyla kendisini burada şükranla anmak ve kendisine Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına da sabırlar dilemek istiyorum.
Yine değerli basın mensupları, bayram tatilinin son günlerinde iki şehidimiz var. Şehit haberleri gerçekten yüreğimizi dağlıyor. Hain terör örgütünü ve terörü bir kez daha lanetliyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet, şehitlerimizin yakınlarına ve milletimize sabırlar diliyorum.
Bu hafta Zafer Haftası… Dün Anadolu’nun kapısını bize açan Malazgirt Zaferinin 947’inci yıldönümüydü. Bu haftada Büyük Taarruz’un ve 30 Ağustos Zaferinin 96’ıncı yıldönümünü kutlayacağız. Bu zaferle Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Sevr’i yırtıp atan milletimiz emperyal güçleri yenmiş ve Anadolu’yu ve Trakya’yı yeniden bize yurt kılmış, büyük Türkiye Cumhuriyetini kurmuştur. Tarihimiz açısından çok büyük bir öneme sahip bu iki olayın yıldönümünü de bu vesileyle kutlamak istiyoruz.
BERBEROĞLU BİR BAYRAMI DAHA HAPİSTE TUTSAK OLARAK GEÇİRDİ

Değerli basın mensupları, milletvekilimiz Enis Berberoğlu bir bayramı daha hapiste tutsak olarak geçirdi, siyasi tutsak olarak geçirdi. Aslında anayasamızın 83. maddesi son derece açık. Tekrar seçilen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma meclisin yeniden dokunulmazlığını kaldırmasına bağlıdır diyor anayasamız. Dokunulmazlığı kalkmadığına göre kendisi hakkındaki tüm soruşturma, kovuşturmaların durması gerekiyor. Anayasa Mahkemesi 4 Aralık 2013 tarihinde Balbay kararında açıkça şunu belirtiyor, “Seçilmiş milletvekilinin yasama faaliyetlerine katılmasını engellemek sadece milletvekilinin seçilme hakkına değil seçmenin serbest iradesine de müdahaledir. Dokunulmazlık milletvekiline sağlanan bir ayrıcalık değil, temsil ettiği seçmenin görüş ve düşüncesini yansıtması için alınan koruyucu bir tedbirdir. Bir milletvekili hakkında tutukluluğunun devamına karar verilirken bu hem kişi hak ve hürriyetleri yönünden, hem de katılmadığı yasama faaliyetleri nedeniyle mahrum kalınan kamu yararı bakımından da değerlendirilmelidir” diyor Anayasa Mahkemesi. Seçilmiş milletvekillerinin yasama faaliyetlerini yerine getirmelerini engelleyecek ölçüsüz müdahaleler halk iradesiyle oluşan siyasi temsil yetkisini ortadan kaldıracak seçmen iradesinin parlamentoya yansımasını önleyecektir. Yani özetle seçilmiş bir milletvekilinin tutuklu kalması seçilme hakkına ve seçmen iradesine müdahaledir. Sayın Berberoğlu’nun hala cezaevinde tutulması aynı zamanda icranın ve yargının yasa yapıcı, meclisin kendi üyesinin dokunulmazlığıyla ilgili karar verme hakkına da müdahaledir, yasa yapıcı üzerinde baskı kurmaktır değerli basın mensupları.
MECLİS’İN SAHİP ÇIKMA ZAMANI
Meclis Başkanının ve AKP grubunun da bu duruma karşı çıkması, meclisi ve partilerini sarayın bir destek birimi olarak görmediklerini bu vesileyle göstermelerinin artık tam da zamanıdır. Yargıtay’ın uzunca bir süredir karar vermekte gecikmesi, bundan sonrada Yargıtay’ın vesayet altında karar verme olasılığının giderek yükseldiğini göstermektedir. Eşi Oya Berberoğlu bayramda yapmış olduğu ziyaretten sonra Enis Berberoğlu’nun ülkede adalete olan inancının sıfırlandığını ifade etmiştir. Bu süreçte sadece Sayın Berberoğlu’nun değil, vatandaşlarımızın da, ülkeye yatırım yapmak isteyenlerin çoğunun da adalete inancı sıfırlanmaktadır. Bu çerçevede bu davaya böylede bakmak lazımdır. Fatih Sultan Mehmet adaleti öldürdüğün gün devlette ölür diyor. Meclisimizin adaletin öldürülmesine engel olmak ve devlete sahip çıkma zamanı gelmiştir.
KRİZİN İLK FATURASI EMEKLİYE ÇIKTI
Değerli basın mensupları, pek çok emeklimiz bayram öncesinde maaşlarını almak için bankalara gittiklerinde kendilerinin maaşlarını erken alacak emekliler listesinde olmadığını gördüler. Önceki senelerde olduğu gibi aslında bayram tatilinin tamamını dikkate alarak sosyal güvenlik kurumu emekli maaşlarını vermek yerine daha kısıtlı bir uygulamaya gitmişti. Dolayısıyla krizin ilk faturası emeklilere çıktı, torunlarına bayram harçlığını veremeyen emekliler bayramda sevinme imkanını bulamadılar.
BU KADAR PARANIZ VARSA BAYRAMDA EMEKLİNİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRSEYDİNİZ
Diğer taraftan daha dün Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı ortağıyla birlikte Malazgirt Savaşının yıldönümünde Ahlat’a Cumhurbaşkanlığı köşkü yapma kararı aldılar. 1071 metrekare mi olsun, 5 dönüm mü olsun, 10 dönüm mü olsun yoksa bunları tartışıyorlar. Bende şunu soruyorum, beyler eğer bu kadar paranız varsa neden bayramdan önce emeklilerin yüzünü güldürmediniz? Eğer tasarruf edecekseniz önce binlerce metrekarelik saraylardan saray saltanatından vazgeçeceksiniz.
HAKKIN BARIŞÇI ŞEKİLDE ARANMASI ÖZGÜRLÜĞÜ ENGELLENDİ
Bir diğer önemli olayda Cumartesi annelerinin toplantılarının 700. haftasında yapılan müdahaledir. Bu insanlar yakınlarının, çocuklarının artık kemiklerini arıyorlar. Onu bile bulmaya razılar. Bunların yaptığı 700’üncü toplantı polisin saldırısına uğradı. Aslında bu bir müdahale değil, ne kayıp yakınları kaldı, ne yoldan geçenler, ne de basın mensupları. Hiçbir ayrım gözetilmeden insanlara saldırıldı, insanlar polis tarafından darp edildi, yerlerde sürüklendi, ters kelepçeyle gözaltına alındı, biber gazları ve plastik mermiler havalarda uçuştu. Bir basın mensubumuzda art arda atılan gazlı mermilerle yaralandı. Bu yapılan hakkın barışçı bir şekilde aranması özgürlüğünün açıkça engellenmesidir. Ama iktidar bunu terör örgütü yandaşlığı yapanların maskesini indirme harekatı olarak yorumluyor.
BAKAN TERÖR ÖRGÜTÜ YANDAŞI ARIYORSA BU SÖZLERİ SÖYLEYENLERE BAKSIN
Bakın arkadaşlar iktidar her türlü protestoyu terör örgütü yandaşlığı yapmak olarak görürse, çocuklarının akıbetini merak eden anneleri terör örgütü yandaşlığıyla suçlarsa bu işin sonu olmaz. Ben Sayın bakana bir tavsiyede bulunayım, terör örgütü yandaşımı arıyor bakalım şu sözleri kimler etmiş? Öcalan bölgenin durumunu daha sağlıklı yorumluyor, Öcalan Ortadoğu’da Türkiye’nin önünü açıyor, PKK terör örgütü değildir, Öcalan’a terörist demek denize göl demektir. Şimdi bu lafları kim etmiş? İçişleri Bakanına tavsiyem bu lafları edenleri bulsun o zaman karşısına kim terör örgütü yandaşlığı yapmış ortaya çıkacaktır. Bu yaşananlar ekonomide sıkıştıkça, ülkeyi yönetmekte her geçen gün zorlanan iktidarın annelerden dahi korkmaya başladığını ve giderek bundan sonra otoriterleşerek hukuksuzluğa, baskıya, şiddete, zulme başvurarak millete sindirmeye çalışacağının ipuçlarını veriyor.
VATANDAŞIN ALIM GÜCÜ ERİYOR
Değerli basın mensupları, ekonomideki gelişmelere de kısaca değinmek istiyorum. Vatandaşın mutfağında yangın rekorlar kıran enflasyonun ateşiyle her geçen gün büyüyor. Seçim öncesinde TL’deki değer kaybı akaryakıta yansımasın diye ÖTV ayarlama yöntemi uygulayan iktidar 2 milyar liralık vergiden vazgeçti. Ama bunun tabi bütçe dengelerini bozacağı anlaşıldığında sonunda fiyat artışları pompaya ve tüketiciye yansımaya başladı. Yılbaşında asgari ücretle 55 litrelik bir aracın bir deposunu 5 defa doldurabilen asgari ücretli şimdi ancak 4 depo doldurabiliyor. Mazotun litresi 6 lira 30 kuruşu geçti. Yük taşıyan kamyonlar, tarlasını eken, biçen çiftçi elindeki avucundaki her şeyi mazota yatırır hale geldi. Elinde, avucunda bir şey kalmıyor. Bu ülkede bir yerden bir yere taşınan her şeyin, gıdanın fiyatının da bu nedenle artması anlamına geliyor. Vatandaşın alım gücü günden güne eriyor. Vatandaşın lehine olacak hiçbir şeyin yapıldığını görmüyoruz.
FINDIK TABAN FİYATI NEDEN AÇIKLANMIYOR?
Değerli basın mensupları, fındık taban fiyatı neden hala açıklanmıyor? Geçen seneki kurla, geçen sene bu tarihlerde 3 lira 60 kuruşluk kurla 9,5 – 10 lira civarında olan fındık fiyatının bu yıl 18 lira olması gerekiyor taban fiyatının. Fındık taban fiyatlarının biran önce açıklanmasını bekliyoruz. Diğer taraftan ekonomideki yavaşlama devam ediyor. Daha önce kapasite kullanım oranlarını, sanayi üretimini mevsimlik düzeltilmiş rakamlar bazında, işsizliği mevsimlik düzeltilmiş rakamlar bazında konuşmuştuk. Otomobil satışları da Temmuz ayında geçen yıla göre yüzde 33 oranında düştü. Ocak – Temmuz döneminde otomobil ve kamyonet satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 16 onanında düşmüş. Aslında otomotiv sektörü biliyorsunuz büyümenin belirleyici sektörlerinden bir tanesi.
HER GEÇEN GÜN FATURA ARTIYOR
Bu gidişin daha fazla sürmemesi gerekiyor. Çünkü her geçen günde alınması gereken önlemlerin millete çıkacak olan faturası artıyor. Biz ekonomide öncelikli sorun iktidarın yanlış politikalarıdır dedikçe onlar şunu söylüyor, biz yanlış yapmadık. Sorumlu Trump yönetimidir diyorlar. Hatalarını ezan, din, bayrak, millet gibi kutsal değerlerimizin ekonomik savaş, kur saldırısı gibi bir takım kavramların arkasına saklayıp bu işlerden sıyrılmak istiyorlar. Bu borcu alırken ezan, din, bayrak, millet, Türkiye’yi borca batırırken bunları düşündünüz mü? Ondan sonra tabi ki borç alan emir almak durumunda kalıyor.
NERESİNİ TUTTUNUZ?
Daha dün milletimiz dolar 4,5 lirayı geçince ne yapacağız diye endişeleniyordu. Şimdi dolar 6 lira oldu ama ülkeyi yönetenler doları tuttuk diye seviniyor. Neresini tuttunuz? Sayın Bahçeli’nin ucube tek adam rejimine yeşil ışık yaktığı 2016 yılının Ekim ayından buyana Türk lirası dolar karşısında değerli basın mensupları tam yüzde 94 değer kaybetmiş. Bunun sadece 24 puanı son dönemdeki Brunson krizinden sonra gerçekleşmiş. Brunson krizi evet tetikleyicidir ama Brunson krizi bugün ülkenin içinde bulunduğu halin tek sorumlusu değildir. Trump’ın haksız, hukuksuz, kabul edilemez tek taraflı yaptırımları TL’deki serbest düşüşün üçte birini dahi açıklayamamaktadır. Dünyada parası en fazla değer kaybeden ülkeler arasında Türkiye en ön sıralarda yer almaktadır. Yine bu sözkonusu dönemde yani Sayın Bahçeli’nin ucube tek adam rejimine yeşil ışık yaktığından bugüne kadar geçen dönemde o ilk yeşil ışık yaktığında Türkiye’de iki yıllık kağıdın gösterge faizi ne kadarmış biliyor musunuz? Yüzde 9’un altındaymış değerli basın mensupları. Şimdi yüzde 24’ü geçmiş. Bunun da sadece 4 puanı Brunson krizi sırasında olmuş. Yani 9’dan 20’ye çıkarken burada kendi hatalarımız var. Türkiye’nin tek adam, ucube tek adam parti devleti rejimine doğru ısrarla gidişi var. Bu çerçevede gözünün başka bir şeyi görmemesi var. Hukukun ciddi şekilde yıpratılması var. Ekonomik reformların ertelenmesi var.
KİMSE KENDİNİ TEMİZE ÇIKARMAYA KALKMASIN
Onun için Trump yönetiminin haksız, hukuksuz yaptırımlarının arkasına sığınıp kimse kendini temize çıkaracağını sanmasın değerli basın mensupları. Bu gidişle sizin ekonomiyi sıcak parayla şişiren, ekonomiyi dolar kolik eden yanlış politikaların vebali büyüktür Sayın Erdoğan, Sayın Adalet ve Kalkınma Partisi yetkilileri.
BU ÖNLEMLER UZUN SÜRERSE BANKACILIK SİSTEMİ SIKINTIYA GİRER
Şu ana kadar Merkez Bankası ve Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurumu aracılığıyla aldığınız likiditeyi artıracak ya da düzenleyici ve denetleyici çerçeveyi genişleterek, esneterek sorunu erteleyen önlemler kalıcı değildir. Değerli basın mensupları, bu önlemler uzun sürerse o çok övündüğümüz bankacılık sistemi de ciddi şekilde sıkıntıya girecektir.
SAYDAM OLMAZSANIZ TEDBİRLERİN ETKİSİ OLMAZ
Diğer taraftan kredilerin yeniden yapılandırılması konusundaki yaklaşım çok açık söyleyeyim ciddi keyfilik unsurları taşımaktadır. Yeterince saydam değildir. Bütün bunları yani saydam olmazsanız, tedbirleriniz saydamlığı ihtiva etmezse aldığınız tedbirlerin hiçbir etkisi olmaz. Bunu damdan düşmüş biri olarak söylüyorum. Yani vakti zamanında benzer bir krizi yönetmek zorunda kalmış bir eski müsteşar yani önceki dönemin müsteşarı olarak söylüyorum.
GÜVEN SAĞLAMADAN KRİZ YÖNETEMEZSİNİZ
Bakın, özellikle bu tür krizlerde yük bütün acımasızlığıyla halkın sırtına binerken birilerinin bundan menfaat sağladığı izlenimini yaratırsanız güven olmaz. Güven olmadığı zamanda açıkçası bu krizi yönetebilmenizde mümkün olmaz. Önceliğimiz mutlaka güveni sağlamak olmalıdır. Bu husus özellikle şuanda içinde bulunduğumuz tek adam rejiminde daha da öne çıkmaktadır. Çünkü kararlar tek kişi tarafından alınmaktadır. Eğer o tek kişi bu kararları niçin aldığını, neden aldığını, bunun kurallarının ne olduğunu millete anlatmıyorsa, bunun hesabını vermekten kaçıyorsa o zaman bu tedbirlerin etkili olması da giderek güçleşir. Bu nedenle yapılan her şey kurala bağlanmalıdır ve bu kurala bağlanma sürecinde de TBMM’nin toplantıya çağırması güven sağlamakta, bu güvensizlik algısını kırmakta, parça başına iş yapıldığı algısını kırmakta önemli bir rol oynayacaktır.
EKONOMİDE YENİ BİR HİKAYE LAZIM
Bu nedenle bu yanlış gidişi durduracak, ekonomimizi yapısal olarak güçlendirecek, Trump ve benzerlerinin kendi siyasi ikballeri için bizi itip kalkmaya cüret etmelerini engelleyecek bir ekonomik programı hemen uygulamaya başlayın diyoruz. Başta Meclisi toplamak üzere iş işten geçmeden yeni bir hikaye yazmaya fırsat verecek önerilerimizi de söylüyoruz. Bu çerçevede Sayın Genel Başkanımızın gündeme getirmiş olduğu 13 maddelik tedbir paketi son derece önemlidir. Çünkü bu tedbir paketi sonuç itibariyle Türkiye’yle ilgili yeni bir hikayenin Türkiye’nin doğruya doğru gitmekte olduğuna dair bir hikayenin yazılmasına imkan verecektir. Oyunun kurallarının değişmeye başlayacağını gösteren bir tedbirler manzumesi kendilerine önerilmiştir. O nedenle iktidar bunların hiçbirini hayata geçirmemiştir. Sadece palyatif tedbirlerle yürümeye çalışmaktadır. Ben bu tedbirleri bir kez daha okumalarını tavsiye ediyorum.
Evet benim bugün sizlere söyleyeceğim, yapacağım açıklamalar bunlar. MYK’da öncelikle ekonomiyi konuştuk, Cumartesi annelerini konuştuk, Enis beyin durumunu konuştuk, emeklilerin durumunu konuştuk, fındık meselesini konuştuk. Bunlarla ilgili sizlere bilgi verdim.
Soru- Efendim MHP’nin bir af önerisi vardı bunu da bir yasa teklifi olarak sunacağı açıklandı. 8 ya da 11 madde olarak ifade ediliyor. Cumhuriyet Halk Partisinin bu af önerisine yaklaşımı nedir? Bu çerçevede siyasi tutuklular ya da tutuklu gazetecilerin durumunu da ele aldınız mı, MYK’da böyle bir gündeminiz var mıydı?
Faik ÖZTRAK- Hayır almadık. Çünkü henüz daha ortada somut bir şey yok. Özellikle bunun olabilmesi için biliyorsunuz iktidar partisinin de yani daha doğrusu çoğunluk partisinin de buna ilişkin görüşlerini açıklaması gerekiyor. Aflar son derece hassas konular. Hele hele şu dönemde af meselesi gerçekten son derece dikkatle izlenmesi lazım. Gerçekten acaba kader mahkumlarımı affolunacak, yoksa 17 – 25 Aralık’a kadar uzanan o dönemde suçlananlara belli bir rahatlık, belli bir garanti sağlayacak bir paket mi gündeme gelecek? Bütün bunları görmek istiyoruz. Kim kimi kullanıyor, ne oluyor, ne bitiyor. İktidarında bu paket karşısındaki tavrını gördükten sonra bunu konuşmanın daha doğru olacağına inanıyorum.
Soru- Efendim önümüzdeki süreçte yerel seçimlerde artık siyasetin sıcak gündem başlığı olacak. Bu konuya ilişkin bir değerlendirme yapıldı mı? Sizin yol haritanız nasıl izlenecek? Birde yeni bir sıcak gelişme, bu May’la Erdoğan görüşmesi Hazine Bakanlarının en kısa sürede bir araya gelmesi neyin mesajı İngiltere ile?
Cumartesi annelerine değindiniz ama İçişleri Bakanının açıklamaları var. 700’üncü gösteriyi yapmak istediler izin vermedik. Bu kişiler evin önünde gezerken mi kayboldu, örgütler infaz ediyor yani üyesi oldukları terör örgütleri bunları infaz ediyor, gözaltına alınmış değiller. Şehit annelerine alternatif anneler çıkarılmasına müsaade etmeyeceğiz açıklamaları var.
Faik ÖZTRAK- Şimdi tabi Sayın İçişleri Bakanının açıklamaları gerçekten ilginç. Yani İçişleri Bakanının görevi sonuç itibariyle öldürülen bu insanların cesetlerinin, kemiklerinin, kimler tarafından öldürüldüğünün ve cesetlerinin, kemiklerinin bulunması gerekiyor. Anneler bunu istiyorlar. Annelerin bu talebi var. Biraz önce söyledim yani şimdi bu anneleri tutup siz terör örgütü mensubu olmakla, terör örgütüyle işbirliği içinde olmakla suçlarsanız bu yapılacak en son şeydir. Çünkü devletin görevi bu memleketin neresinde kim ölüyorsa, öldürülüyorsa bunları bulmak, tespit etmektir. Bunları şunlar öldürüyor. Onlar öldürüyorsa senin çocuğunu bu öldürdü dolayısıyla ben bunu burada buldum cesedi de burada diyebilmemiz lazım devlet olarak. Doğrusu budur. Biraz önce söyledim yani insanları, herkesi terör örgütü mensubu olmakla, terör örgütüne yardımcı olmakla suçlamak son derece yanlış bir yaklaşımdır. Terör örgütüne yakın olmakla suçlayacaksanız işte onu dedim biraz önce sarayda, sarayın çevresinde şuanda. Saraydaki yakın çevrede bulunan insanların bir takım demeçleri var. İşte söylüyorum, diyor ki bunlardan bir tanesi, Öcalan Ortadoğu’da Türkiye’nin önünü açıyor vay. Ne demek bu? Ondan sonra siz herkese terör örgütüyle beraber diyeceksiniz ama kendi en yakınlarınızın söylediği lafları da görmezden geleceksiniz. Bu olacak bir iş değildir.
1398 tane Türkiye’de belediye var. 1398’in tamamını da yakın izlemeye almış vaziyetteyiz. Bir tek hedefimiz var en iyiyi bulmak, en iyiyle en çok Belediye Başkanını çıkartmak. Bunun için gerekli adımları, gerekli araştırmaları yapıyoruz.
Soru- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İngiltere Başbakanı Theresa May görüşmesinde “iki ülkenin maliye bakanlarının bir araya gelmesi” kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Faik ÖZTRAK- Şimdi açıkçası son dönemde Türkiye’nin bu Trump’ın izlemiş olduğu politikalar nedeniyle Avrupa’ya yakınlaşması dikkatle izlenmelidir. Çok açık söyleyeyim, Trump sadece Türkiye için bir sorun değildir tüm dünya için bir sorundur ve maalesef Trump’ın bu kavgacı, tek taraflı, dayatmacı üslubu dünya ticareti bakımından da ciddi tehlikelere neden olmaktadır. Bu çerçevede bu işbirliklerinin önemli olduğunu düşünüyorum.  
Soru- Şimdi yerel seçimlerle ilgili Kemal arkadaşımız sordu bende soracağım. Yerel seçimlerde CHP olarak bir ittifak sözkonusu mu? Özellikle bu konuda HDP’den bir çağrı Eş Genel Başkan Sezai Temelli’den bir çağrı geldi gelin beraber yapalım, birlikte yapalım şeklinde. Böyle bir durum sözkonusu olur mu?
Faik ÖZTRAK- Şimdi şu anda biz kiminle neyi nasıl kazanacağımıza bakıyoruz. Bu konular gündemimizde yok.
Soru- Kurultay tartışmaları şimdilik rafa kalkmış gibi gözüküyor ama 9 Eylül Hareketi diye bir gruptan bir açıklama var. Seçmene mücadeleye devam edin mesajları geldi ki, daha öncede Kılıçdaroğlu’na bir mektup gönderdiklerini de hatırlattılar, uzunda bir açıklamaları var. Bu grupla ilgili nasıl bir değerlendirmeniz olur ve çağrılarıyla ilgili?
Faik ÖZTRAK- Şimdi tekrar söylüyorum, ifade edeyim. Şuanda bizim gündemimizde bir devlette yaşanan yeniden yapılanmayı yakından takip etmek var ve yerel yönetim seçimleri var. Biz yerel yönetim seçimlerinin tek adam parti devleti rejiminin durdurulabileceği önemli bir nokta olduğunu düşünüyoruz. O nedenle de biz kendi partimizin içindeki bu kurultay tartışmaları şuanda MYK gündeminde yok.
Soru- İçtüzük tartışması da başladı artık bir taraftan uyum yasaları çerçevesinde içtüzükte de değişiklik bekleniyor ancak toptan, sil baştan da bir içtüzük yapılabileceği konuşuluyor. AK Partinin çalışmasını kısa sürede tamamlayıp sizlere de getireceği ifade ediliyor. Sizin bu noktadaki beklentiniz nedir efendim? Tabi kuvvetler ayrılığı vurgusunu…
Faik ÖZTRAK- Önceliğimiz tek adam parti devleti rejimi kapsamında devletin yeniden yapılanmasını yakından izlemek, bununla ilgili gerekli itirazları gerekli mercilere yapmak ve önümüzdeki yıl Mart ayında yerel yönetim seçimlerini kazanmaktır. Buna odaklandık, bu çerçevede yürüyoruz.
Birde tabi şu da var arkadaşlar onu da söyleyeyim. Sadece o değil ülke ciddi bir ekonomik krizle karşı karşıyadır. Bu ekonomik krizi de yakından takip etmek için biliyorsunuz bir kriz masası kurmuştuk. Bu kriz masasıyla ilgili olarak illere gerekli yazıları gönderdik. İllerde bu işleri koordine edecek il başkan yardımcılarını tespit etmelerini istedik. 30 Ağustos’tan sonra bunlar gelecek. Yine ayrıca yarın kriz masasını toplayacağız Parti Meclisi öncesinde ve Parti Meclisinde de ekonomik krizle ilgili olarak hem bir değerlendirme hem de neler yapılabilir bununla ilgili bir raporu sunacağız.

REKLAM

Bir Yorum Yazın

Arşiv

Reklam Alanı