Köşe Yazısı Okuma Sayısı: 16

Platonik bir sevda olabilirdi bu, evet!

    Osman COŞKUN ocoskun@kesanpostasi.com     Nasıl yazıyorsun diye soruyordu?! Bilmiyordum, o güne kadar cevap veremediğim tek müşkülüm de sanırım buydu! Evet, yazıyordum fakat nasıl yazdığımı bilmiyordum. Daha önce..

Platonik bir sevda olabilirdi bu, evet!

    Osman COŞKUN

ocoskun@kesanpostasi.com

 

 

Nasıl yazıyorsun diye soruyordu?!

Bilmiyordum, o güne kadar cevap veremediğim tek müşkülüm de sanırım buydu! Evet, yazıyordum fakat nasıl yazdığımı bilmiyordum. Daha önce böyle sorularla çok karşılaşmıştım, ama hiç cevabını bulamamıştım. Nasıl yazıyordum acaba?! Mesela şuanda bu yazıyı nasıl yazıyorum, nasıl bir cesaret örneğidir yazmak. Mesela yazmak hiçbir yerde zorunluluk değildi, ona rağmen yazmak, yazar olmaya heves etmek akıl işi değildi. Okumak daha önemliydi, okumuş adam diyorlardı ama, yazmış adam denmiyordu. Kimsenin umursadığı yoktu kısacası… İlk emir “ikra” diyordu, “oku” diyordu yani. Yaz demiyordu hiçbir kaynak, hep “oku”manın öneminden bahsediyordu herkes, lakin yazmanın önemine kimse işaret etmiyordu. Herkes okuyacaksa, kim yazacaktı?

Şöyle de bir şey var, tarih idi yazılanlar aslında. Herkes günü gününe günlük tutmayı adet haline getirse, bundan 50 – 100 sene sonrasında yazılmış samimi bir tarihimiz olur. Gerçek anlamda bu böyledir, düşünün! Birilerinin yazdığı ve bize itelediği tarihten bahsetmiyorum.

 Gerçek gününde not edilmiş tarihten… Evet sanırım onun için yazıyorum. Evet, kendi tarihçem hakkında oldukça done birikti elimde…

Şiir yazma konusuna gelirsek, hep aşklığa yakışmayanları şiire yakıştırdım hepsi bu, oysa sadece imgesel sebeplerdi hepsi, hepsi de o kadar… Yazmak önemliydi, aşksa şairin varoluş sebebiydi, kimse anlamadı bunu, kimsenin anlamasını da beklemedi hiçbir şair zaten.

Vatan haini ilan edildiler, sürgün edildiler, idam edildiler, işkencelerden geçirildiler… Hep de öldükten sonra büyüklükleri anlaşıldı, nereye oturtacaklarını şaşırdılar akabinde… Yazmak kutsallara baş kaldırmak gibiydi, kutsalları daha da kutsallaştırarak… Anlayamadılar…

Bana gelince, nasıl yazıyorum sorusuna hala bir cevap bulabilmiş değilim, gidemediğim için yazıyorum sanırım yahut yaşamadıklarımı yazmayı marifet sanıyorum ve hep anlatamadıklarımı yazıyorum ve yazmayı seviyorum…

     Seviyorum sevmesine de karşılığı var mı bu sevginin? Platonik zannedersem, zira yazının bana yazıldığını daha hiçbir yazı yazmadı!

REKLAM

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL