Samsun Sanat Tiyatrosu’nun 17 yıllık öyküsü -1

     Yaşar GÜNDEM ygundem@kesanpostasi.com     BEN ORADA OLMALIYIM Tiyatro ile ilkokul yıllarında tanıştım. Çarşamba’ya Saray Sineması’na bir turne tiyatro gelmişti. Ailecek sinema salonunda yerimizi aldık. Salon 600 kişilikti ve tamamen doluydu. Bütün Çarşamba eşrafını salonda hatırlıyorum. Herkesin beklediği an geldi, salonun ışıkları söndü. Zifiri karanlık, korktum. Sahne ışıkları aydınlanıp birileri sahneye çıkmaya başladı....

Yazar: Yaşar GÜNDEM - Yazının Tarihi: 12 Nisan 2018 - Okunma Sayısı:2140 defa okundu.

yasar gundem

     Yaşar GÜNDEM

ygundem@kesanpostasi.com

 

 

BEN ORADA OLMALIYIM

Tiyatro ile ilkokul yıllarında tanıştım. Çarşamba’ya Saray Sineması’na bir turne tiyatro gelmişti. Ailecek sinema salonunda yerimizi aldık. Salon 600 kişilikti ve tamamen doluydu. Bütün Çarşamba eşrafını salonda hatırlıyorum.

Herkesin beklediği an geldi, salonun ışıkları söndü. Zifiri karanlık, korktum. Sahne ışıkları aydınlanıp birileri sahneye çıkmaya başladı. Konuşmalar, hareketler, koşturmacalar ve müzik… Seyirci gülüyor, alkışlıyor; bense donmuş ve sahneye kitlenmiş hiç bir şey duymadan gözümü bile kırpmadan izliyordum . Ne gülüyor ne de alkışlıyordum. Bir tek şey geçiyordu zihnimden, ben sahnede olmalıyım!.. Ben orada olmak istiyorum. Niye böyle düşündüm, ne hissettim hiç bir şey hatırlamıyorum. Oyunun adını hatırlamıyorum. Tiyatronun adını hatırlamıyorum. Tek hatırladığım sahnenin bende yarattığı karşı konulmaz duygu.

İlk kez tiyatro ile karşılaştığımda 9-10 yaşlarındaydım. Ve ilkokul bitene kadar hiç müsamere tecrübem olmadı. Tek deneyimim Saray Sineması’nda izlediğim ve adını bile hatırlamadığım turne tiyatrosu. Ama hiç unutmadığım şeyse , ben o sahnede olmalıyım.

 

Tiyatrosuz geçen ilköğretim yılları sonrası ortaöğretim geldi çattı.

1975-1976 yılları. Televizyon denilen alet bizim ilçeye de geldi.

Bizim eve gelmesi çok zaman almadı. İlk izlediğim program çizgi film; Ayı Yogi.

Cenk Koray, Nokta- Virgül, Meddah ve Ramazan gösterileri ve Hacivat Karagöz… Arkası yarın gibi radyo programları ve orta oyunlu gösterileri pür dikkat izliyorumdum. İzlerken kendimi oynayanların yerine koyuyor ve empati kurmaya çalışıyordum. Televizyon gelince ilçemize, hayat daha renkli hale geldi. Her ne kadar televizyon siyah beyaz da olsa…

Günler böyle akıp giderken günün birinde yine bir tiyatro izlencesi içinde buldum kendimi. Bu sefer mekân, Halk Eğitim Merkezi.

Oynayanlar Çarşambalı gençler. Oyun Hababam Sınıfı.

Sahnede bir de tanıdık var. Kel Mahmut rolünü Rahmetli amca oğlu Ahmet Gündem oynuyor. Ve sobalı sahnede Güdük Necmi’nin kopya verirken yakalanma anı… Hala resim gözümün önünde. Olmak istediğim yerde Ahmet amcam var. Gülümsüyorum, demek bizden biri de oraya çıkabiliyor.

Ve benim olmak istediğim yerde bir akrabam var. Kendim sahneye çıkmış kadar seviniyorum.

Sahne artık çok uzak değil. Olmam lazım dediğim yerde olabileceğime inandım , hiç tiyatro bilmeden ikinci seyredişimde…

Bir sonraki yazımda , ilk korsan tiyatro eylemimi anlatacağım. Bizim evin pininde(kümes) ….

Başlamıştı artık geri dönüşü olmayan yol …

(Devam Edecek)

Bir Yorum Yazın

Arşiv

Reklam Alanı