TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 213.297
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 5.091
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 63
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 4.219
Köşe Yazısı Okuma Sayısı: 371

SANATA GÖNÜL VERİP, KEŞFEDİLMEYENLER…

  Sanata gönül verip, bu alanda çalışmalar yapan ama adını duymadığımız o kadar çok sanat hayranı insan var ki… İşte size bir isim, Meltem Güdemezoğlu. Tesadüfen hayatıma giren  tatlılığının yanı..

SANATA GÖNÜL VERİP, KEŞFEDİLMEYENLER…

 

Sanata gönül verip, bu alanda çalışmalar yapan ama adını duymadığımız o kadar çok sanat hayranı insan var ki… İşte size bir isim, Meltem Güdemezoğlu. Tesadüfen hayatıma giren  tatlılığının yanı sıra  sanata hayranlık duyan ve bu alanda başarıyla kalemini konuşturan çok değerli bir insan. Kendisiyle keyifli bir röportaj yaptık. Ben sordum, sağ olsun o da beni kırmayarak sorularımı cevapsız bırakmadı.

1) Doğum tarihiniz, doğduğunuz ve şu an yaşadığınız şehir?

10 Haziran’ da Gaziantep’te doğdum ve halen doğduğum şehirde yaşamaktayım.

2)Hangi okuldan mezunsunuz ve hangi işle meşgulsünüz?

Tahsilimi Mersin Yeni Çağ Üniversitesi Uluslar arası Ticaret bölümünü bitirerek tamamladım. Sağlık bakanlığında devlet memuru olarak çalışıyorum.

3) Uluslar arası Ticaret mezunusunuz Meltem Hanım, sağlık bakanlığında memurluk yapıyorken sizi sanata doğru iten içgüdüleriniz neler oldu? Sanatın yaşamınıza giriş öyküsünden söz eder misiniz?

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, sanat benim ruhumda var. Her fırsatta şiir ve müzik dinlerim. Benim lise dönemimde akıllı telefonlar yoktu, bir gece yarısı elime tuşlu telefonumu aldım ve yazmaya başladım. Böylece duygularımı döktüğüm ilk yer bilgisayar ya da kâğıtlar yerine tuşlu telefonun hafızası olmuştu. Tabii daha sonra yazdıklarımı bilgisayarın word sayfasında düzenledim. Zamanla, yani yirmili yaşlarımda  Facebook’ta paylaşmaya başladım. Paylaşımlarımın ilgi gördüğünü fark ettiğimde çok mutlu olmuştum. İşte o zaman anladım ki doğru yoldaydım. Aslında okul zamanı edebiyat hocalarım yazılılarda ifade şeklimi beğeniyorlardı ve çok güçlü kalemim olduğunu, bu yeteneğimi değerlendirmem gerektiğini bir çok kez yürekten söylemişlerdi bana. Paylaşımlarımı gören ailem ve yakın çevrem özellikle de babam, “Sen şiir kitabı çıkarmalısın çünkü yüreğindeki duyguları karşı tarafa çok güzel bir enerjiyle hissettiriyorsun,” dedi. Ailemin ve çevremin desteğiyle içimdeki sanat ruhunu keşfetmiş oldum. İçinde bulunduğumuz pandemi süreci beni sanata daha da yakınlaştırdı. Bu arada ilkokuldayken şiir yarışmasına katılmış ve derece almıştım.

4) Gerçi söylemlerinizden anladım ama yine de soracağım, kendinizi sanatın hangi dalına daha yakın hissediyorsunuz?

Şiir tabibiki de:J)

5) Peki, o halde size, “Şiir” desem…

Şiir, içinde bulunduğum hayattır… Aşktır, geçmişim geleceğimdir, ilhamdır, içinde yaşadığın duygularımdır… Kısacası şiir seni sen yapan, sanat dalının en nadide çiçeğidir.

6) Sizden aldığım izne dayanarak hassas bir konuya değinmek istiyorum. Serebral Parsi hastasısınız, rica etsem kısaca hastalığınızdan bahseder misiniz? Örneğin hayatınızı nasıl etkiliyor? Gördüğüm kadarıyla hayata sıkı sıkıya bağlısınız, hem de bir çok insana örnek olacak şekilde… Yine de sormak istiyorum, hastalığınız yapmak istedikleriniz için bir engel teşkil ediyor mu?

Tabii kısaca anlatayım size… Serebral Parsi, Erken doğumda ya da doğum sonrası fizyolojik sarılıktan, havaleden  etkilenen beynin hareket merkezinde hasarlar bırakan bir hastalıktır. Her Serebral Parsi aynı olmuyor. Görünüş olarak benziyorsunuz ama hasar gördüğümüz farklı olabiliyor. Yani beş parmağımız bir olmuyor. Mesela ben yürümekte ve konuşmakta biraz zorlanıyorum. Az da olsa denge problemim ve heyecanlandıkça artan istem dışı hareketlerim var. Kapalı mekânlarda, evde, iş yerinde, kafelerde vs. kendimi idare edebiliyor, caddelerde bağımsız yürüyebiliyorum. Geceleri kimseyi uyandırmadan yataktan kalkıp su içmek benim için bir nimet. Hiçbir zaman içinde bulunduğum duruma isyan etmedim. Tam aksine pozitif enerjimle kendimle hep barışık olup, kendimi hep sevdim. İnanır mısınız, yaptıklarım yapamadıklarımdan daha çok… Henüz yapamadıklarım için kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Yani, “Durmak yok, yola devam…”  Bütün bunların yanısıra tek engelim tek başıma dışarı çıkıp, özgürce dolaşamamak… Ama merak etmeyin bununla da ilgili çalışmalar yapıyorumJ Şöyle düşünün, araba kullanmasını bilmeyen bir arkadaşınız var. Siz gidip onu evinden alıyorsunuz ve birlikte kahve içmeye gidiyorsunuz. Benimki de onun gibi bir şey… Eşit miyiz, evet eşitiz. Mavi yolculukta fırtına ne kadar sert eserse essin sen karşısında o kadar güçlü olmalısın. Ben öyle yapıyorum, gülüp geçiyorum)))

7) Sanata dair attığınız adımların sonucunda kendinizi nerede görüyorsunuz?

Sanat her zaman ruhumda ve hayatımda var olacak. Önce ucundan kıyısından tutmaya başladım, sonra öğrenmeye ve kendimi geliştirmeye… Sanata dair kalıcı eserler bırakarak toplumun sanat değerini artırmak istiyorum. Bu yolculuğun sonunda nereye gelir, kimlere ulaşırım bilmiyorum ama ben  yılmadan her daim aktif olarak elimden geleni yapacağım. Şunu da belirtmelim ki, ülkemiz sanat değerleri bakımından oldukça zengin bir ülkedir. Bizlerde bu zenginliğin kıymetini bilip, ona sahip çıkmalıyız. Bizler gibi sanata gönül verenler olmasa belki de yok olup gidecek olan sanatı benimsemeliyiz. Siz roman  yazıyorsunuz, ben şiir…  Başka insanlar, farklı sanat dallarıyla uğraşıyor.  Yeteneklerimize göre sanatın ayrılan dallarında çalışmalarımıza önem verip, duygularımızı özgürce ifade ederek sanatı yaşatmalıyız. İnsan yeter ki istesin… Atatürk’ün çok sevdiğim bir sözü vardır, “ Bir ulus sanattan ve sanatçıdan yoksunsa tam bir hayata sahip olamaz,” O yüzden pes etmeyelim.

8) Son olarak, hayallerini gerçekleştirmek isteyip, adım atmaktan çekinen insanlara ne gibi mesajlar vermek istersiniz?

Kişi öncelikle kendisini bilip sevecek sonra da hayalini kurduğu şey her ne ise sabırla peşinden gidecdek. Gittiği yolda hayal kırıklığına uğrasa da, pes etmekten uzak olup kendini geliştirmeye devam edecek. Olmuyorsa yeniden deneyecek, taaki olana kadar. Bir insan ne istediğini bilmeli ve kendine inanıp güvenmeli. O zaman her şey daha kolay olur. Hayaller gerçeklerden, gerçeklerde hayallerden oluşur. Yaşadığımız hayatın gerçekleri hayallere mahsustur, hayallerini kurduğumuz gerçeklere tabidir. Elbette birçoğumuzun pek çok hayalleri gerçek olamamıştır belki ama yine de mücadeleyi elden bırakmamak gerekir. Biz hayatı değil, hayat bizi yaşamalı diye düşünüyorum.

Son olarak bana bu fırsatı sunduğunuz için size ve Keşan Postası gazetesine çok teşekkür ederim. Ayrıca beni gönülden destekleyen canım aileme, edebiyat hocalarım Selda, Nezir ve Vildan hocama… Benden desteğini esirgemeyen dayım Eray yengem Sema Tatar’a, Nermin teyzem, arkadaşım Esra ve can dostum Canan’a sonsuz teşekkürlerimi sunarım… Ve tabiki de dimdik arkamda duran babama…

Meltem Hanımla gerçekleştirdiğim röportajdan oldukça keyif aldım. Eecstaticc’in sanat kitabında şiirleri yer alan Meltem hanımı kutluyorum.Dileğim yolunun her daim açık olması yönünde…

Röportaj: Yeşim Değer

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL