Köşe Yazısı Okuma Sayısı: 940

SANATA, SANATÇIYA DAİR… KORCAN YİĞİT

“Sanat doğanın içindedir, sanatçı ise onu oradan çıkarabilendir.” Bu sözü tam anlamıyla yansıtan, müzik dünyasında, güzel sesi ve naif kişiliği ile insanların gönlünde taht kuran bir isimden bahsetmek istiyorum. 8..

“Sanat doğanın içindedir, sanatçı ise onu oradan çıkarabilendir.” Bu sözü tam anlamıyla yansıtan, müzik dünyasında, güzel sesi ve naif kişiliği ile insanların gönlünde taht kuran bir isimden bahsetmek istiyorum.
8 Mart 2015, ilkbahar ilk adımlarını atmaya hazırlanırken kadınlar günü de gelip çatmıştı. Bütün gün süren hazırlığın ardından, arkadaşlarımla birlikte eğlencenin yapılacağı Hilton İnn Garden’ın yolunu tuttuk. Otele vardığımızda büyük bir ihtişamla hazırlanmış olan balo salonundan içeri girerek sahnenin önünden ayırttığımız masamıza oturduk.

İlk defa dinleyeceğimiz sanatçının adını daha önce hiç duymamıştık, bu yüzden de bizde oldukça merak  uyandırmıştı. Kimdi, sesi güzel miydi, nasıl birisiydi? derken salonun kapıları açıldı ve kadife sesiyle kulakların pasını daha o anda silen, üzerine giydiği beyaz smokiniyle de kadınlara olan saygısını dile getiren o isim salonun ihtişamını gölgede bırakarak kapıdan içeri girdi. Korcan Yiğit…

Hepimiz pür dikkat kesilmiş, cankulağı  ile sanatçıyı dinlemeye başlamıştık. Aman Allah’ım o nasıl bir ses, o nasıl bir duruştu. Henüz haberim yoktu ama o gece sadece eğlenip hoş vakit geçirmekle kalmamış, en az sesi kadar yüreği de güzel bir dost kazanmıştım. Bundan beş yıl önce tanışma şerefine nail olup, dostluğunu kazandığım güzel insan Korcan Yiğit hakkında öğrendiklerimden sonra ona olan hayranlığım kat kat artmaya devam etmişti. Okula başladığında henüz beş yaşındaydı, üniversiteye adım attığında ise onyedi…

9 Eylül Üniversitesi müzik öğretmenliği bölümünün  yetenek sınavını dereceyle kazanmış, aynı zamanda kendisi için tamamen hekimlik ve akademisyenlik üzerine bir yaşam hayal edip, adımlarını o yönde attığı veteriner hekimlik bölümünü de başarıyla tutturmuştu. Böylece iki tercih arasında kalmıştı sevgili Korcan Yiğit. Fakat ailesinin arzusunu yerine getirmek, hem de hayvanlara olan düşkünlüğü ve sevgisi sebebiyle veterinerlik bölümünü tercih etmişti. İzmir doğumlu olan sevgili Korcan askerliğini de yine İzmir’de yapmış, bu süre içinde de ilerde açacağı klinik için para biriktirmeye başlamıştı. Askerliğini bitirir bitirmez klinik açma girişimlerine başladığı zaman karşısına çıkan birtakım pürüzler sebebiyle bu hayalini gerçekleştirememişti. Ama vazgeçmedi…

Başka bir klinkte işe başladı ve uzun bir süre çok sevdiği hayvanların sağlık durumlarıyla ilgilendi. Bir yandan da aklı hala müzik dünyasındaydı. Haklıydı da, o kadife sesini insanlara duyurmalıydı. Neticede insanın düşündükleri ile yaşadıkları arasında farklılıklar olabiliyor. Kendimiz için çizdiğimiz yaşam çizgisinin dışına çıkabiliyoruz hepimiz.
Korcan Yiğit de bir gün ailesiyle konuşmaya karar verdi ve babasına,” Babacığım, siz benim veteriner hekim olmamı çok arzu ediyorsunuz, ama ben müzik dünyasında da şansımı denemek istiyorum. Bana bir sene müsaade edin, başarılı olacağına inanıyorum. Eğer başaramazsam bir yıl sonra veteriner hekimliğine  geri döneceğim,” dedi.

Ailesinin makul karşıladığı bu konuşmanın sonucunda müzik dünyadına da adım atmıştı. Klinikle müziği bir arada yürütmeye çalışıyordu, ama şehir dışı işlerinin bir anda yoğunlaşması nedeniyle kliniğe vakit ayırmakta zorlanmaya başlamıştı. Bu sebepten dolayı hasta sayısı azalınca klinikten ayrılmaya karar verdi. Böylece tamamen müziğe yönelmişti ama hayvanları sevmekten de vazgeçmemişti. Turneler, yılbaşı programları, matineler, özel günlere dair düzenlenen geceler, radyo programları, röportajlar, çeşitli mekanlarda alınan sahneler derken bir de oyunculuk çalmıştı kapısını. Bir sürü dizi ve filmlerde rol almaya başladı. Bir anda sahnelerin ve beyaz perdenin aranılan  ismi olmuştu. Böylece hayat onu düşündüğünden bambaşka renkli bir yaşamın içine sokmuş, bir anda insanların sevgilisi olup çıkmıştı. Ama koca et sadece bu kadar değildi.

Güzel yürekli dostum beni şaşırtmaya devam ediyordu. Üçüncü ulusal histoloji ve embriyoloji kongresine dayalı araştırmada “Manyetik alanın bıldırcın embriyoları üzerindeki etkisi” konulu bir çalışma yapmış ve bu çalışması tübitak tarafından desteklenmişti…
Etrafımızda böylesine kıymetli insanların olduğunu bilmek gerçekten de çok güzel ve bu konuda kendimi oldukça şanslı hissediyor, sevgili dostumla gurur duyuyorum.

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL