Köşe Yazısı

SOBA BORUSU VE CHP

Efendim; arkeolojik kazılar yapmak üzere bir gurup bilim adamı , Anadolu’nun bir köyüne gider ve çalışmalarına başlar.. Bir gün hava soğur ve kaldıkları köy evinde ev sahibi “Hasan efendi” altına..

SOBA BORUSU VE CHP

Efendim; arkeolojik kazılar yapmak üzere bir gurup bilim adamı , Anadolu’nun bir köyüne gider ve çalışmalarına başlar.. Bir gün hava soğur ve kaldıkları köy evinde ev sahibi “Hasan efendi” altına koyduğu dört adet tuğla üzerine kurduğu sobayı yakar!..

Bilim adamları çok güzel ısınıyordur ve aralarında şöylesine tartışmalar başlar:

– Arkadaşlar, Hasan Efendi, sobayı tuğlaların üzerine kurmakla, odada güzel bir sürkülasyon sağlamış! Kendisini kutlamak gerek!.

– Olur mu? Hasan Efendi, sobayı böyle kurmakla yakıttan tasarruf sağlamış.. Bu yönden kutlaması gerekir!.

– Beyler, yanılıyorsunuz!. Hasan Efendi sobayı böyle kurmak ile ısının odanın her tarafına dağılmasını sağlamış!

Bu minvâl üzere tartışmalar sürerken bir ara; birinin aklına şöyle bir şey gelir:

– Beyler, bizler çeşitli görüşler sunuyoruz da; neden bunu Hasan Efendiye sormuyoruz? Bakalım O ne diyecek?

Hasan Efendiyi çağırırlar ve sorarlar:

-Hasan Efendi, sen bu sobayı neden tuğlaların üzerine koydun!?

Hasan Efendi, ıkınıp, sıkılarak, mahçup bir şekilde cevap vermiş:

-Valla beyim, boru yetmedi de ondan!

Birinci ve ikinci Tanzimat sonrası, Avrupa bilim ve kültürünü öğrenmek üzere bir çok Türk Avrupa’ya gönderildi.. Ne yazık ki; bu gidenler, aldıkları eğitim ve kültürü halkımızın değerleri ile bağdaştırmakta zorluk çekerek, adeta halk ile yabancılaştılar..(Bu konuda detay bilgi almak isteyenler için: Prof.Dr. Suat SİNANOĞLU’nun “Türk Hümanizmi” kitabını okumalarını öneririm..)

Öte yandan; Atatürk’ün “Çanakkale Savaşları” için söylediği “Biz Çanakkale’ye Bir Dar-ül Bedai gömdük!..(Çanakkale savaşlarında biz bir üniversite kaybettik!) sözünden de anlaşılacağı üzere; ülkemiz okullarından ve kendi kültürel değerlerimiz içerisinde yetiştirdiğimiz ve ülkemizin çağdaşlaşma yolunda kendilerinden çok şeyler beklediğimiz Üniversite Öğrencilerini Çanakkale Savaşlarında ne yazık ki, kaybetmiştik.. Birinci dünya savaşı sonrası 11 milyon nüfusun sadece 1 milyonu okur-yazardı!.. Geri kalanı; bırakın Osmanlıca okuyup-yazmayı, hiç okuma-yazma bilmiyordu!.

Bu durumda yeni kurulan ülkeyi kalkındırmak yine tanzimat’ın ürünü olan aydınlara kalıyordu ve Cumhuriyet sonrası bu aydınlar kaçınılmaz olarak zamanın tek partisi olan CHP’nin içerisinde yer alıp, “Halka Rağmen Halk İçin” sloganından hareket ile halkımızı aydınlatmaya çalıştı..

Geldiğimiz noktada; kendi arzusu dışında yapılan darbelere sessiz bir kuzu çığlığı içerisinde kalan toplumuzun sorunlarını CHP (AKP’nin geri dönüşüm projesine karşın) çok iyi tahlil etti:

Gençler; Özgürlük, iş ve yönetimde olmak isterken, halkımızın geniş çoğunluğu huzur ve çağdaş bir eğitim ile birlikte daha fazla üretim ve üretilenlerden daha fazla pay almak istiyordu..

CHP hazırladığı program ile halkımızın taleplerine cevap vermeye başladı.. Örneğin; TIR’ların kullandığı ucuz mazotu çiftçilere de kullandıracak, Aile Sigortası ile aileler el-avuç açmadan ve kim tarafından verildiğini bilmeden yaşamlarını sürdürebilecek..

Özetle: CHP artık, Hasan Efendi’nin sobanın altına tuğla koymasının nedeninin “Boru yetmediği için” olduğunu biliyor.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL