SOSYAL MEDYA ACİL DÜZENLENMELİ!!

             Yaşar İÇEN    yicen@kesanpostasi.com   Her geçen gün biraz daha kopuyoruz akıldan ve mantıktan farkında mısınız? Koptuktan sonra bir yerlere  bağlansa beyinler pek üzülmem.  Ama o da olmuyor. Akıllar avare dolanıp duruyor çevremizde. Artık nereye ve kime çarparsa. Uzun zamandır televizyon izlemediğimi fark ettim.Televizyona  ne hacet? Sosyal medyamız var...

Yazar: Yaşar İÇEN - Yazının Tarihi: 22 Ocak 2019 - Okunma Sayısı:544 defa okundu.
             Yaşar İÇEN
   yicen@kesanpostasi.com

 

Her geçen gün biraz daha kopuyoruz akıldan ve mantıktan farkında mısınız? Koptuktan sonra bir yerlere  bağlansa beyinler pek üzülmem.  Ama o da olmuyor. Akıllar avare dolanıp duruyor çevremizde. Artık nereye ve kime çarparsa. Uzun zamandır televizyon izlemediğimi fark ettim.Televizyona  ne hacet? Sosyal medyamız var ya. Tüm oyuncular, senaristler, komplocular oraya akın etmiş gibi. Hemde gönüllü olarak. Krallar – kraliçeler, kahramanlar, ağalar, paşalar… Gerçek hayattan kopan tüm mevki sahipleri orada MAŞALLAH.
Bir kaç ay önce sosyal medya sıyırmalarına yönelik bir yazı kaleme almıştım. Baktım ki sosyal medyada malzeme çok. Virüs gibi ürüyor her gün. Hay üremez ve türemez olaydı böyle delilikler. Paylaşımlara baktıkça bir karikatür var, hep o aklıma geliyor. Terbiyemden ötürü şimdi söylemeye dilim varmıyor fakat sosyal medyanın şu an ki seviyesini tam anlatıyor o karikatür. Evet, sosyal medyada gezinirken yeniden yazma zamanım gelmiş dedim.

15 Temmuz ‘dan sonra iyice kullanıldı sosyal medya. En başlarda tamam iyi hoştu. Toplumsal bilinci uyandırmak adına olmalıydı bu paylaşımlar. Fakat ilerleyen günlerde tadı kaçmaya başlamıştı paylaşımların. Her konuda olduğu gibi 15 Temmuz’ dan sonrada nerede duracağımızı bilemedik malesef. Suçlamalar, iftiralar, abartılı gösteriler, hakaretler.. Gerçekten vatana sahip çıkıp canını hiçe sayarak önde duranların hakkı ödenmez. Hepimiz kendi çapımızda yer aldık bu destek günlerinde. Belki sokaklarda ki nöbet bir süre sonra bitti ama bizlerin görevi bitmedi ve bitmeyecek. Huzur ve birlik adına, oynanan oyunları bozmak adına attığımız her adımı, sarf ettiğimiz her sözü bin defa düşünüyoruz. Kalemimizin gücünü bu yöne aktarıyoruz. Kitap yazmayı  çok istediğim halde hiç düşünmeden erteledim. Şimdi eve kapanıp kitap yazılır mı? Şimdi destek zamanıdır deyip kalemimi o yönde kullanıyorum..Tüm bu samimi duygularla ve canla başla uğraşan insanlarımızın yanı sıra  en ön saflarda yer alıp en abartılı gösteri yapanlarında ne olduklarını sonradan gördük  bu da ayrı bir mevzu tabi. Tuhaf olanda neydi biliyor musunuz? Hem önde hemde herkese suçlamalarla çamur atar vaziyetteydiler. Samimi olan ortamı karıştırır mı hiç? Ayrıştırmak için uğraşır mı? HAYIR ELBETTE. Şükürler olsun ki  bizleri kahreden O günler geçti.

 Bazen düşünüyorum da görüştüğümüz arkadaşlarımız ve aramızda gezen bazı insanlar aslında birer canavar mı?  Hangi ara bu insanların içine cani ruh halleri  ve riyakar haller kaçtı? Pek çoğumuzun hassas olduğu ve bakmaya dahi yüreklerimizin el vermediği durumları bu insanların günlük hayatın bir rutini gibi görmesi insanlık dışı bir durum.  Patlama sonrası parçalanmış vücutları, yakılan bedenleri, eziyet ve işkence gören insanları paylaşmak neyin nesidir allah aşkına !!. Bunu yaparak düşmanın ekmeğine yağ sürdüğünüzün farkında değilmisiniz? O zavallıların ailelerinin içini parçalıyorsunuz bunu da mı bilmiyorsunuz? Bu ara ihtiyacımız olan son şey bu. Birlik diyoruz, sağduyu diyoruz, kenetlenelim diyoruz. Allahtan sosyal medyanın kullanım sınırı var yoksa teknolojik cihazlarımızdan kan ve gözyaşı damlardı. Olsaydı herkes bir paylaşımda  birbirini infaz ederdi.

Dediğim gibi malzeme çok sanal alemde. Mesela her dakika oradayım buradayım diyen  “konum atma ” hastaları var. Evde ki eşine  ve ailesine kimseye çaktırmadan yerini bildirerek hesap mı veriyorlar acaba? Yoksa birilerine nispet mi yapıyorlar anlayamadım. Her şeyi çok bildiğini düşünen ben bu duruma bir yorum getiremiyorum. Ciddiyim anlamıyorum. Her nerede isem ve her ne yapıyorsam millete ne bundan.

Bir de akıllara zarar hastalık durumlarının paylaşılması  var sosyal medyada.Yoğun bakımda ki, acı içindeki insan nasıl kare kare paylaşım yapmayı düşünür ve ister ki? Akıllar sıyrılıyor diyorum ya, boşuna demiyorum. Hastanede olsam bırakın paylaşım yapmayı, hem acımı çekerim sessizce ağalar gibi hemde yanımda ki kişiye tehditler yağdırırım; burada olanları biri duyarsa senden bilirim ve senin için çok kötü olur  ona göre diyerek (görgü tanığı olmasın diye genelde tek giderim hastaneye).Tamam “acılar paylaşıldıkça azalır” ama böyle değil. Nacizane bendenizin de üç  beş kez ameliyat masasına yatmışlığım oldu. Allah bir daha yaşatmasın hiç birimize. Ameliyathaneye her gidişimde  kafama poşet geçirdim desem abartmış olmam. Aman kimse görmesin, sormasın, duymasın ve duyurmasın diye. Normal hayatta üzülüp geçmiş olsun diyeceğimiz durumlara gülüyoruz böylelikle. Hiç kusura bakmayın kendimi tutamayarak ve “ey güzel allahım ne günlere kaldık” diyerek gülüyorum. Geçmiş olsun demek aklıma bile gelmiyor.

Bir de sosyal medyada ki görevi nispet içeren özlü sözler üretmek olan bir grup var dikkat ettiniz mi? Kainatın devamı onların fetvalarına bağlıymış gibi.  Sanırsınız dünya alem işi gücü bırakıp  onları konuşuyor, takip ediyor ve kıskanıyor. Hepimizin eli kulağı onlardan gelecek haberlerde gibi mi düşünüyorlar acaba?. Kötü bir haberim var, öyle bir durum yok. Yaptığınız, yediğiniz, içtiğiniz, gittiğiniz yerler, konuştuklarınız  hiç umurumuzda değil. Sizin  bu durumunuz ciddi bir hastalık. Ucu şizofreniye kadar  uzanır söyleyeyim. Bu insanlar yapım  şirketi gibi. Senaryo, yönetim ve oyunculuk tek elde. Biz, dışarının ve evin işlerini  bitirip, çocuklara ödev yaptırıp ve onları yatırdıktan sonra bir kahve molasının hayaliyle yanıp tutuşurken, bu arkadaşlar  007 James Bond ile oturup kalkıyormuş meğer . ALKIŞLAR BİZDEN ONLARA.
Ve gelelim zurnanın zart dediği  kötü yere. Güldüğüm ve şaşırdığım durumlarla birlikte çok kızdığım durumlarda var. Sosyal medyayı en çok gençlerin ve çocukların kullandığını biliyoruz hepimiz. Alkol ve sigara ile bol donatılmış  masalarınızdan  bize ne arkadaşlar? Biraz daha dikkat lütfen. Yiyin için fakat paylaşım yapmayın. Bir faydanız olmuyor bari zarar vermeyin gelecek nesillerimize.

Ayrıca  sık sık haberlerde şahit olduğumuz acı bir durum var. Düğünlerde, kutlamalarda, sözüm ona sevinçli durumlarda sıkılan silahlar ve yaşanan ölümler. Sanal alemde yeni trend bu malesef. Bu konuda “duvar sana diyorum gelinim sen anla” inceliğini hiç yapmaya niyetim yok. Düğünlerde ateşledikleri  silahlarıyla sosyal medyada görünen ünlü ünsüz arkadaşlarım sözüm tam olarak size. Ayrıca bu duruma niyetlenenlere. Hatta bir tanesi kendini aşmıştı. Elinde ağır silahla Rambo edasındaydı. Yakında düğünlerde çığır açarsak şaşırmayın. Havan topu, lav silahı, roket atar…Hadsizlikte ve şiddette sınır tanımıyoruz çünkü. Bunca ölüm, acı, yokluk içinde bu mudur yani sosyal medya yansımanız? Bu mudur olaylara bakış açınız Pek çok eve elinizde ki silahlar yüzünden ateş düşüyor ve yürekler yanıp kavruluyor. Sizlerde o silahlarla keyif mi alıyorsunuz? Hangi ara bu kadar vurdum duymaz oldunuz? Vallahi bravo !

Bir Yorum Yazın

Arşiv

Reklam Alanı