Köşe Yazısı

Süt!..

Süt!..

SÜT!

Bülent SAYLAM

bsaylam@kesanpostasi.com 

 Süt, en temel besin kaynağı, dünyaya geldiğimizde aldığımız ilk besin maddesi, içinde barındırdıklarıyla çocuklarımızın yanı başından eksik etmediğimiz yüce içecek. Büyümeyi ve gelişmeyi sağlayan, vücudu sağlamlaştıran, kemik erimelerini önleyen, mikrobik enfeksiyonlara karşı etkili, mideye, beyne, kronik bronşite, tansiyona iyi gelen, say say bitmeyen faydaları olan; çocukluk, gençlik ve ihtiyarlık dönemlerinde her zaman yanı başımızdan eksik etmememiz gereken bir besin kaynağı olarak diye biliyorduk biz; ama bilim adamları sütle ilgili bizim bildiğimiz gibi şeyler demiyorlar. Ne diyorlar? Şunu diyorlar: “doğada hiçbir hayvan sütten kesildikten sonra süt alımına devam etmez”. “Çünkü hayvanlarda ve insanlarda yavru ve bebek sütten kesildiğinde sütün sindirimini sağlayan enzimler yok olur bu yüzden LÂKTAZ enziminin azalması süte ihtiyacının açık bir kanıtıdır.” “İnek sütü insan sindirimi açısından uygun olmayan, pastörizasyon işlemleri ile demir oranı oldukça düşen ve bebeklere verilecek en son besin maddesidir.”Kısaca; durum böyle. Yani sütün yararları zararlarından az.

                        Süt neymiş ne değilmiş derken; 2011-2012 Eğitim Öğretim Yılı’nın sonlarına doğru yaşananları bir hatırlayım isterseniz. Türkiye genelinde anasınıfından 5. Sınıfa kadar ilköğretim okullarında başlatılan “Ücretsiz okul sütü” projesi çerçevesinde 32 bin noktada 7 milyon 200 bin öğrenciye süt dağıtıldı. Dağıtıldığı gün 12 ilde 1193 öğrenci hastanelere kaldırıldı. Sütler mayıs ayında dağıtılmış yapılan açıklamalara göre de son kullanma tarihleri ağustos imiş(!). Hastanelere kaldırılan çocuklar için yetkililer ise aynı sütün yararlarının zararlarından az olduğunu bilmediğimizdeki gibi şaşırtan nedenler buldular. Örneğin Mili Eğitim Bakanımız: “Olay zehirlenme vakası değil. İlk tespitlerimize göre çocukların süte karşı hassasiyetinden kaynaklanan bir durum. İşin en doğrusunu Sağlık Bakanımız anlatabilir”, Diyarbakır Valisi: “Birkaç çocuğumuzun mide bulantısı şikâyetiyle ortaya çıkan bir olay. Psikolojik olarak da diğer çocuklar da etkilendi”, Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı: “ Daha önce süte alerjisi olduğu tespit edilememiş çocuklarımızın süt içmesinden kaynaklanan bir sıkıntı olabilir, diğer çocuklar da bundan psikolojik etkilenmiş olabilir” gibi kendinden oto kopili demeçleri televizyonlarda seyrettik. Bu da yetmiyormuş gibi 7 milyon 200 bin öğrencilik bir projenin içinden 1193 öğrencinin hastaneye gitmesinin projeye haksızlık olacağını ve böyle amacını aşan haberlerin olmaması yönünde de hissiyatlar uçuşturdular bizlere. Şunu da es geçmeden son açıklamayı da sizlere vereyim. Sevgili Tarım ve Hayvancılık Bakanımız yine kendi düşünce terminolojisinden oluşan kelimelerle şöyle bir cümle kurdu: “Daha yeni başladık, bismillah” dedi. Ve o gün bugündür süt dağıtımı yeni yapılan açıklamayla 2012-2013 Eğitim Öğretim Yılı’nın 2. Dönemine ertelendi. 2. Dönemde 5 gün yerine 3 gün bir de Özel Okullar da dâhil edilerek devam edilecekmiş. Geçen dönemdeki maliyetlere bakalım. Sütlerin fiyatları 48 kuruş ile 57 kuruş arası değişmiş ve proje maliyeti 74,8 milyon TL olarak oluşmuş geçen dönem. Bu dönem hakkında bir maliyet açıklanmış değil. Bırakın maliyet açıklanmasını daha geçen hafta öğrendik Milli Eğitim Bakanımızdan sütlerin 2. Dönem dağıtılmaya başlanacağını.

Tablo bu sevgili ağabeylerim, ablalarım ve kardeşlerim. Süt hakkında bilimsel bilgiler üzerinden süt projesini sorgularsak bu kadar eziyete değer mi sorusu akla geliyor? Diyelim devletin sosyal(!) devlet kuralından dağıtılıyor bu sütler, o zaman çıkacak tüm iyi veya kötü her şeyin yine devletin sorumluluğunda olduğunu da bilmek gerekir. Unutmayalım ki sütler dağıtıldıktan sonra bu çocuklar hastalandı. Sen sütü vermesen 1193 çocuk hastaneler yerine okullarına gideceklerdi. En azından o masum çocuklara “daha önce süt içmedikleri için hassasiyet göstermiş” gibi açıklamalarla çocukları suçlu bulma, günahlarını alma ve küçük düşürme. Sen devletsin her araştırmayı yapacak olanak var. O zaman bu çocukların testlerini yaptır, elinde Sağlık Bakanlığı var. “Sen çocuğum süt yerine kivi yiyeceksin” de. Bu kadar zor mu? 74,8 milyon TL para harcıyorsun, kime harcıyorsun ve nasıl harcıyorsun, bu sene Özel Okullara da süt verecekmişsin ihtiyaçları var ya, o kısımlar ayrı bir yazı konusudur ona hiç girmiyorum. O kadar parayı oraya harcayacağına meşhur 4+4+4’ün sınıf eksiklerini tamamla. Biz de anlayalım sen bu işi ciddi olarak yapıyorsun. Ama AKP geldiğinden beri bu gibi olaylarda ki yorumlarında hep kader, kısmet tarzı cümlelerle bizlerle dalga geçtiler. Madenciler öldü “bu mesleğin kaderinde var” dediler. Deprem oldu “Kader” dediler. Dere yatağına TOKİ yapıldı insanlar öldüler “Allahın gazabı” dediler. Ne kadar güzel işi yapan sen, buradan devletin olanaklarını sonuna kadar yandaşlarına aktaran sen; ama olumsuz bir şey oldu mu “Kader, Kısmet ve gazap

Bakın sevgili devlet büyüklerim, biz sizden süt bile istemiyoruz; biz insan gibi bir yaşam istiyoruz. En azından bunu yaparmış gibi davranmanızı istiyoruz. Ama nafile…

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL