‘Uçan Profesör’ baba ocağında

kesanpostasi
Okuma Sayısı:4113
Uzunköprü’den bir köfteci çırağı olarak çıkıp memleketine “Uçan Profesör” olarak dönen, uzun yıllar Türkiye’nin önemli üniversitelerinden Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler bölümünün başkanlığını yaparak Türkiye’de uluslararası ilişkiler disiplininin gelişmesine önemli katkıları bulunan Prof. Dr. Hüseyin Bağcı; 15-16 Ocak 2020 tarihleri arasında Edirne’de “Uçan Profesörün Anıları” adlı yeni kitabını tanıtacak ve hemşerileri ile hasret giderecek…
Ünü Edirne’den Ankara’ya, Ankara’dan Dünya’ya yayılan, hemşerimiz Prof. Dr. Hüseyin Bağcı bir dizi etkinlikte bulunmak üzere şehrimizi ziyaret edecek. Uzun yıllar Türkiye’nin önemli üniversitelerinden Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) Uluslararası İlişkiler bölümünün başkanlığını yaparak Türkiye’de uluslararası ilişkiler disiplininin gelişmesine önemli katkıları bulunan Prof. Dr. Hüseyin Bağcı; 15-16 Ocak 2020 tarihleri arasında “Uçan Profesörün Anıları” adlı yeni kitabını tanıtacak ve hemşerileri ile hasret giderecek.
Edirne’nin evladı Prof. Dr. Bağcı Türk Uluslararası İlişkiler disiplinine eserleriyle önemli katkılarda bulundu. Yetiştirdiği öğrenciler ile gerek hariciyenin gerek de uluslararası ilişkiler akademisinin gelişimine de büyük destek olan Prof. Dr. Hüseyin Bağcı yetiştiği topraklarla da irtibatını koparmayarak dünya çapında bir profesör olmanın kökleri ile ilişkiyi de kesmemekten geçtiğine dair ders niteliğinde bir davranışı da gözler önüne seriyor.
Prof. Dr. Hüseyin Bağcı Kimdir?
Prof. Dr. Hüseyin Bağcı 1959 yılında Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Uzunköprü’de tamamlayan Bağcı ilk ve orta eğitimi döneminde de dikkat çeken başarıları ile Zeki Talebeleri Destekleme Bursunu Konrad Adenauer Vakfından kazanmayı başardı. Böylece lise mezuniyeti ile 1979 yılında Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde başlayan akademik hayat macerası son kitabı olan Uçan Profesörün Anıları’nın yazılması ile ortaya çıkacak olan yeni bir yola girdi.
Hüseyin Bağcı, genç yaşında Karl Marks, Heinrich Heine, Friedrich Nietzsche ve Konrad Adenauer gibi hukuk, siyaset, felsefe gibi alanlarda çığır açmış düşünürlerin oturduğu sıralarda oturarak Bonn Üniversitesi’nde eğitim aldı. Edirneli genç Bağcı bu eğitim sürecini yine Bonn Üniversitesi’nde tamamlayarak, bilim doktoru unvanını kazandı.
Hüseyin Bağcı, liseye kadar tahsil gördüğü, Atatürk Mahallesi Hayrabolu Caddesi’ndeki Köfteci Niyazi ve Köfteci Aydın’da garsonluk yaptığı memleketine Dr. Hüseyin Bağcı olarak geri dönmenin gurunu yaşadı. Elbette ki bu denli başarılı bir genç bilim doktoru yerinde durmayacaktı, öyle de oldu. Yıllar sonra adının verileceği bir sokağın da olacağı ilçesinden bilim yollarına düştü.
Türk Dış Politikasında 1950’li Yıllar, Zeitgeist Global Politics and Turkey, Zamanın Ruhu / Küresel Politika ve Türkiye Yazıları gibi kitaplara imza atan Prof. Dr. Hüseyin Bağcı’nın 150’nin üzerinde bilimsel makalesi yayımlandı.
Prof. Dr. Bağcı’nın Uzunköprü’de başlayan hayat macerası elbette iyi bir akademisyenin yapması gerektiği gibi kitap ve makale yayımlanması ile sürse de ABD’nin önde gelen akademisyen ve siyaset yapıcılarından Dr. Henry Kissinger’da da olduğu gibi seyahatler, Dünyanın çeşitli ülkelerinden verilen dersler, kongreler, sempozyumlar ve toplantılarla da devam etmektedir. Prof. Dr. Bağcı’nın haklı bir şekilde “uçan profesör” olarak anılmasının temelinde yer alan ve dünyanın 106 ülkesini kapsayan faaliyetleri; Londra merkezli Uluslararası Stratejik Araştırma Enstitüsü ve Brüksel merkezli Avrupa Strateji Grubu üyeliği ile de uluslararası araştırma merkezlerinin daimî üyeliğine dönüştü. Prof. Dr. Hüseyin Bağcı yurt dışında olduğu kadar Türkiye’de de kendi alanının hatırı sayılır kurumlarına katkı sağladı. Bağcı halen Dış Politika Enstitüsü başkan yardımcılığı görevini de sürdürüyor.
Ödüllerle Dolu Bir Hayat
Prof. Dr. Hüseyin Bağcı’nın akademik hayatı sadece ortaya koyduğu eserlerden de ibaret değil elbette. Prof. Dr. Bağcı dünya çapında prestiji yüksek pek çok kurum ve kuruluşun da iltifatına mazhar olmuş değerli bir bilim insanı. Prof. Dr. Bağcı’nın 2000 yılında üniversitesi olan ODTÜ tarafından Üstün Akademik Başarı ödülü ile taltif edildi, 2005 yılında da yine ODTÜ, 2004-2005 eğitim-öğretim yılında Yılın Eğitimcisi Ödülüne layık görüldü. Prof. Dr. Bağcı’nın ödülleri elbette sadece vazife yaptığı üniversitesi ile sınırlı değil. Prof. Dr. Bağcı ayrıca 2004 yılında merkezi İsviçre’nin Basel şehrinde bulunan Avrupa Kültür Vakfı tarafından Avrupa Bilim Ödülü’ne layık görüldü.
Prof. Dr. Bağcı 2007 yılında mezunu olduğu üniversiteye yani Bonn Üniversitesi’ne hoca olarak dönme şerefine erişerek burada dersler verdi. Aynı yıl kuruluşu 1303 yılına dayanan Avrupa’nın en köklü üniversitelerinden İtalya Roma’daki La Sapienza Üniversitesi’nde de ders vererek Türk akademisini temsil etti. Prof. Dr. Bağcı Polonya’nın önemli üniversitelerinden Lublin Üniversitesi’nde de ders verdi. Prof. Dr. Bağcı 2010-2011 yıllarında yüksek tahsil hayatının geçtiği Almanya’da bu sefer kuruluşu 1809 yılına dayanan Berlin Humbolt Üniversitesi’nde ders vermek suretiyle Türk akademisini bir kez daha temsil etti.
Prof. Bağcı pek çok akademik dergi yayın kurulu üyeliği yaparken 1935 yılından beri düzenli olarak basılan ve uluslararası alanda etki sahibi tanınmış kişileri tanıtan Uluslararası Kim Kimdir? ansiklopedisinde yer edindi.
Prof. Dr. Bağcı’yı Dinleme Fırsatı Kaçırılmamalı
Edirne adına özellikle de burada okuyan uluslararası ilişkiler öğrencileri başta olmak üzere “Bir başarı hikayesi nasıl olur?” sorusunu kendisine soran, “Hayatta ne yapmalıyım?” kaygısına sahip olan herkes için Prof. Dr. Bağcı’nın katılacağı programlar dizisi önemli bir fırsat sunuyor. Zira uluslararası alanda özel davetlerle kendisine ulaşılabilen bu denli önemli bir akademisyenin renkli hayatı sadece uluslararası ilişkiler öğrencilerinin değil, “Hayatta ne yapmalıyım, kendimi nasıl yönlendirmeliyim?” sorusunu kendisine yönelten ve geleceğe dair çaba sarf etme girişimde olan herkesin ilgisini çekebilecek bir yöne sahip. Bu yüzden bu önemli programa tüm hemşerileri davet ederken Uzunköprü’den bir köfteci çırağı olarak çıkıp memleketine Uçan Profesör olarak dönen değerli hocamız ve hemşerimiz Prof. Dr. Hüseyin Bağcı’ya da şimdiden hoş geldiniz diyoruz.
BAĞCI “UÇAN PROFESÖR ” KİTABINI ANLATTI

“UÇAN PROFESÖR” (Flying Professor) takma adını ilk kez kimden duyduğumu anımsamıyorum, ancak yerli yabancı değişik çevrelerde sıklıkla kullanıldığını biliyorum. Demek ki,  genel olarak insanlar üzerinde bıraktığım izlenim bu.

Bir de,  her yıl en azından on tane ulusal ve uluslararası konferansa katıldığımı ve o güne dek 80’den fazla ülkeye gittiğimi duyduğunda, İspanya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Başkanı Prof. Manuel Coma 2006’da bana “KÜRESEL PROFESÖR” (Global Professor) demişti. Kendi katıldığı bütün toplantılarda Türkiye söz konusu olduğunda mutlaka “benim adımın geçtiğini” de belirtmiş ve oralarda gururla “ben kendisini yakından tanıyorum!” dediğini söylemişti.

Bana uygun görülen her iki kavramı da çok sevdim.

Elinizdeki kitabı yazmaktaki amacım,  biz akademisyenlerin okullarında vermek zorunda oldukları dersler dışındaki yaşantılarına ilişkin bazı noktaları vurgulamaktır, özellikle de benim gibi çok sık UÇAN ve her çeşit taşıtla yolculuk yapan hocaların.

Ben ve benim gibi daha birçok kişi, Türkiye’nin demokratikleşmesi, daha özgür ve yaşanılabilir bir refah devleti olması için akademik anlamda katkıda bulunmak amacıyla bir konferanstan diğerine koşuyor ve dünya kamuoyunun Türkiye algısını olumluya çevirebilmek için savaşım veriyoruz. Ben bugüne dek,  bazılarına birkaç kez olmak üzere,  80’den çok ülkeye gittim.

Bir Türk akademisyeninin, üniversite hocasının, düşünürün, kanaat önderinin ülke içinde ve dışında nelerle karşılaştığını ve karşılaşabileceğini anlatmanın kamuoyuna ve kendisine iş olarak bu alanı seçmiş kişilere ve özellikle gençlere yararı olur diye düşünüyorum.

Kitabın içeriğinden de anlaşılacağı üzere,  ben ve benim gibi akademisyenler ülkenin içinde ya da dışındaki toplantılara olabildiğince sık katılıyoruz. Oralara da genellikle uçakla gidiyoruz. Özellikle Asya ülkeleri gibi uzak yerlere uçuşlar inanılmaz yorucudur ve saat farkı yüzünden uyku sorunları yaşanır. Gittiğimiz yerlerde tartışmalı toplantılara katılıyor, konuşma yapıyor, soru soruyor ya da sorulara yanıt veriyoruz.  Bizi gezdirdikleri zaman konferans dışı arta kalan kısıtlı zamandır ve oralarda da tarihî ve kültürel bilgilendirme ve tanıtım yapılır. Yemeklerde ve kahve aralarında bile bilimsel konuşmalar sürer.

Tüm adı geçen yolculukların, toplantıların, kalınan otel vb. yerlerin ödemeleri beni çağıran kurumlarca yapılmıştır. Yoksa devletten aldığımız aylıkla bunca yere gitmek düşlerimizde bile olamazdı!  Çalıştığım Üniversite bizlere yılda bir kez için yolluk ödemesi yapar. Ben şimdiye dek (30 yıl içinde) sanırım yalnızca 3 kez bundan yararlandım. Bu tür toplantılardan bazıları konuşmacılara az da olsa ödeme yapabilirler. Bazı toplantılara da katılımcılar para öder. Ben, çoğunda ne aldım, ne de verdim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Next Post

Çorlu tren katliamında oğlunu kaybeden Mısra Sel hakkında 2 ayrı soruşturma

Çorlu’da 8 Temmuz 2018’de meydana gelen tren katliamında […]