TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 168.894
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 6.435
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 159
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 5.932
Köşe Yazısı Okuma Sayısı: 3.618

UMUDUN TÜKENDİĞİ HAYATLAR…

İKTİDAR HIRSI, VİCDANI VE AKLI DEVREDEN CIKARTIRSA O ÜLKE BÜYÜK ACILAR ÇEKER. KUVVETLER AYRILIĞI BİRİLERİNİN ELİNE GEÇERSE, ÖZGÜRLÜKLER KISITLANIR ÜLKE YIKILIR PERİŞAN OLUR.    Tükenen hayatlar ve bu hayatların içinde..

UMUDUN TÜKENDİĞİ HAYATLAR…
İKTİDAR HIRSI, VİCDANI VE AKLI DEVREDEN CIKARTIRSA O ÜLKE BÜYÜK ACILAR ÇEKER. KUVVETLER AYRILIĞI BİRİLERİNİN ELİNE GEÇERSE, ÖZGÜRLÜKLER KISITLANIR ÜLKE YIKILIR PERİŞAN OLUR. 
 
Tükenen hayatlar ve bu hayatların içinde yatan umutlar sevinçler heyecanların tümüyle yok olması tükenmesinin adı oldu 2020 yılı. Biz bunca yıl ne yaptık insanlık adına, Atatürk ve devrimlerini tükettik yok
Ettik onun resimlerini kaldırdık tozlu mahzenlere bıraktık. Onun altına imzasını koyduğu sözleri ”Ne Mutlu Türküm diyene” sözlerinden nefret ettik, Türk sözcüklerini sildik adeta, olmadı insanlara her bayram tarihi heyecanları yaşatan bayramları yasakladık. Milli bayram günleri Atatürk’ün büstüne çiçek bırakmayı yasakladık, çocukların Atatürk’e haykırdığı andımızı kaldırdık. Her yıl onu anmak adına kabri başına korkarak gittik. Toplumun yarısı açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşıyor. Ülke halkının yüzde 68-70’i borçlu ya da taksit ödüyor. Yoksulluk envanterine kayıtlı kişi sayısı yüzde 40 lar üzerinde. Bunlar resmi rakam ve oranlar. Hiçbir ülkeye nasip olmayan tarihimizin saygınlığını tükettik. Cumhuriyetten Akıl ve Bilimden nefret ettik, adının içinde aydınlık ve çağdaşlık olan laikliği değil ümmet anlayışından söz ettik. İnanç din saygınlığını siyasetin içine alınarak toplumun saf duygularını kullandık. Aptal cahil kör bir toplum olduk, ” Ben sizin çobanınızım” diyenlerin önünde sürü koyun misali sürüklendik durduk, ama hala nereye doğru sürüklendiğimizi bilmiyoruz işin acı tarafı da bu değil mi? Siyasal ihtirasları uğruna birilerinin elinde oradan oraya sürüklendik durduk, Çarkların arasında sıkışıp kaldık, Anayasa 25-26 maddeleri düşüncenin fikirlerin toplumla paylaşımını suç olmaktan çıkardığı halde yazmaya konuşmaya korkar hale geldik. Demokrasinin adını hiç kullanmadık. Cumhuriyetin değil adına ılımlı islam modeli denilen ne olduğu belli olmayan bir senaryonun figüranları dolduk. Kitapları yaktık Atatürk’ün akıl ve bilim mirasını dikkate almadık, cahil eğitimden uzak düşünemeyen bir toplum yaratık. Sonra gerçekleri görmesin diye saatlerce TV de mistik içi boş anlamsız sanattan kültür ve bilimsel değerlerden uzak programlara mahkum edildik. Survivor saçmalıkları ve her sabah saatlerce kadın moda yemek hiçbir anlamı olmayan magazin programları ile uyutulduk. Özel televizyon kanalları ve özellikle TRT. Eğitim sanat edebiyat bilimsel değerler adına seyredilir programlar dışına kaldı, saatlerce halkın gözünün içine baka baka verdiği dizilerle aydınlığın gerisini gösterdi. Son Osmanlı hayalinin senaryolarının yazıldığı filimlerse ardı ardına o dönemi topluma tüm çıplaklığıyla yansıtmaya devam ediyor.
Ama vatan uğruna Sarıkamış’ta soğuktan donarak ölen askerlerden. Dahası kutsal din duygularını kullanarak halkı tahrik eden mollaların acımadan başını gövdesinden ayırdıkları genç bir subay Kubilay’ın katledilişinden söz etmediler.
2023 SENARYOLARI VE SİYASET
Cumhuriyetin 100 yılı kutlanacak 2023 yılında. Peki birileri bas bas bağırıyor 2023 bizim yılımız olacak diye. Ne olacak 2023 yılında kim ne biliyor, ama bilinen sadece onların bildikleri yapmak istedikleri adına Yeni bir Türkiye diyorlar. Düne kadar Türk kimliğinden nefret edenler bunu kaldırmayı düşünenler acaba şimdi nasıl bir isimle bu yeni düzeni kuracaklar acaba?  Cumhuriyet laiklik çağdaş eğitim İnsan hak ve özgürlükleri özde bir demokrasi anlayışı aydınlık bağımsız bir adalet anlayışı. Özellikle Atatürk devrimleri ve karanlıkların olmadığı bir dünyanın adı olacak mı? Yeni bir Türkiye kuracaklarını söyleyenlerin bunları tümüyle gerçekleştireceklerini sanmıyorum, onların istedikleri tümüyle çağdaş değerlerin dışında bırakılan adı konulamayan bir sözde demokrasi. Yazan üreten düşünen konuşan Atatürk ”en büyük mirasım ”Akıl ve Bilimdir” demiş, bunun önemini haykıran yazarların gazetecilerin sabahın altısında toplatıldığı aylarca hapsedildiği, toplumla gerçekleri paylaşmaktan korkar hale getirildiğini unutmak mümkün mü? 2023 işte böyle bir yıl olacak sanırım. Yani demokrasi çağdaş düşünce anlayışı cumhuriyet Atatürk düşünce ve devrimleri akıl ve bilim tümüyle yok sayılacak yasaklanacak. Peki sonrasında ne olacak? Ilımlı İslam Din duygusunu afyonlamak, Osmanlının ayak sesleri o dönemi şekliyle yapısıyla yasalarıyla toplumsal dengelere yerleştirmek. Parlamentonun bütünüyle etkisizleştirilerek demokrasinin tüketilmesini sağlamak, özde dolaysız bir demokrasi yerine sözde bir demokrasiden söz etmek. İşte bizi 2021 ve sonrasında bekleyen gerçekler, ama bu gerçeklerden muhalefet kendisi de farkında değil. Toplumun açlığı yoksulluğu tükenmişliği kimsenin umurunda değil. Birilerinin siyasi ihtirasları uğruna nereye sürüklendiğimizi görmek ne acı.
” Küstahlık zayıf insanların güçlü olma taktiğidir, yani bağır çağır korku sal ve içinde yalan olsun nasılsa sana mahkum olanlar inanır çaresiz” Eric hafter öyle demiş yıllar incesinde. Türkiye’de siyasetin geldiği yere bakınca bu sözleri yansıtan bir tablo yok mu? Bugün kendilerine politikacı dediğimiz kişilere sorsak acaba neden siyaset yapmaya karar verdiniz diye? Bunun sağlıklı bir yanıtını vereceklerini sanmıyorum. Özellikle muhalefetin olmadığı bir yerde nasıl siyasetten ve değişimlerden söz edebiliriz? Bir ülkenin yarısından çoğunun açlıkla yoksullukla mücadele ettiğine bakınca, şimdi ülkeyi yönetenlerin hala yaşamsal bir çözüm üretmekten çok kavgayı tercih etmeleri anlaşılır gibi değil. Görünür olmak yalanların gerçeklerin önüne geçmesi siyasetin adı bu bana kalırsa. CHP ve diğer partilerin hala üretmekte zorlandıkları bir politik dengesizlik, bununda ötesinde birileri de hala yorulmadan kazanmanın sevinci heyecanı içinde seyrediyor anlamsız çekişmeleri. CHP bunu kendi içinde çok iyi beceriyor. Bugüne kadar kendine inanan umut bağlayan halktan çok uzakta. Montesovier ”Kuvvetler ayrılığı yaşama yürütme yargı erkleri tek bir kişi ya da kişilerin eline geçtiği taktirde. Özgürlükler kısıtlanır ülke yıkılır perişan olur. Sonrasında bunun adı otoriterlik yani dikta bir yönetimdir” diyor. Özellikle CHP kendi içinde kendi kendini gittikçe tüketiyor yaşananlara seyirci kalıyor muhalefet yapamıyor.
” İktidar hırsı, vicdanı ve aklı devreden çıkartırsa o ülke büyük acılar çeker” İşte bu noktada bu gerçeğin CHP hala farkında değil. Burada özellikle CHP ve diğer muhalefet partilerinin yaşananları acı gerçekleri görerek daha etkin bir mücadele içinde olmalılar, kısır çekişmeler ve tehlikeli polemikler içine çekilmemek adına akıl ve mantık öne çıkmalı. Zira bu kültürden beslenenler bu tarzı her zaman olduğu gibi daha çok kullanacaklardır.  Yazamadıklarımı çaresiz içimde tutacağım bir gün belki sırası gelir ve özgürce bağıra bağıra anlatır yazar paylaşırım. Her şeye rağmen iyimser olmaya çalışacağım gelecek adına insanlık adına.  Bir gün akıl ve bilim Sokrates’ten bu yana, yobazlık cehalet ve hurafeye karşı açtığı savaşı kazanacaktır. Bu vesileyle tüm insanlığa ve sevgili okurlarıma yeni bir yılda sevgi sağlık huzur insan hak ve özgürlüklerinin yaşanır bir yıl olmasını diliyorum.
 İLANIN DETAYINI GÖRMEK İÇİN FOTOĞRAFIN ÜZERİNE TIKLAYINIZ

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL