TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 125.716
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 9.193
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 71
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 8.938
Spor Okuma Sayısı: 932

Yüksel Çelik: Akademili Hoca

Türkiye’nin en genç ve en ucuz Teknik Direktörü… İsmail DEMİRAY-Hudut Gazetesi 3. Lig’de Keşanspor’a Teknik Direktör olduğunda daha 24 yaşındadır. Dönemin gazetelerinde “Türkiye’nin en genç ve en ucuz Teknik Direktörü”..

Yüksel Çelik: Akademili Hoca
Türkiye’nin en genç ve en ucuz Teknik Direktörü…

İsmail DEMİRAY-Hudut Gazetesi

3. Lig’de Keşanspor’a Teknik Direktör olduğunda daha 24 yaşındadır. Dönemin gazetelerinde “Türkiye’nin en genç ve en ucuz Teknik Direktörü” diye adından söz edilir. Oyuncuları arasında kendinden büyük profesyoneller vardır Yüksel Çelik hocanın.

1962 yılında Keşan’ın Kızkapan köyünde çiftçi bir aile olan Hüseyin – Nazile Çelik çiftinin 5 çocuğundan en küçükleri olarak doğar Yüksel Çelik. İlkokulu köyünde okur, ortaokul ve liseyi Keşan’da. Üniversite eğitimi için İstanbul’a Marmara Üniversitesi’ne giderek Beden Eğitimi Öğretmeni olarak mezun olur.

1985-86 yılında futbolcu olarak başladığı Keşan Anafartalar takımında 5 hafta sonunda takımın hocası olur. Anafartalar’daki başarısı onu bir yıl sonra o dönemde 3. Lig’de olan Keşanspor’a taşıyacaktır. 24 yaşındadır ve takımın futbolcularının yarısından çoğu ondan büyüktür. Edirnespor’da oynayan ve Atilla Bilgin tarafından Keşanspor’a getirilen birlikte çalıştığı oyuncular arasında Haluk Buyörük, Lütfü Özköse, Muzaffer Yıldırım, Ferhat Kalandar, Mustafa, Hüzeyir, Hayri Dirik kardeşler de vardır. Bir yıl önce takımın başında olan Atilla Bilgin kendisine hazır bir takım bırakmıştır, başarılı olur Yüksel hoca. Keşanspor tarihinin en başarılı sezonlarından birini yaşayacaktır o yıl.

KEŞANSPOR’DA LİSEDEN ÖĞRENCİLERİMİ OYNATTIM

1986-90 yılları arasında Keşanspor’un alt yapısında ve ihtiyaç duyuldukça da A takımını çalıştırır dönem dönem.

1990-96 yılları arasında Keşan’da lise öğretmenliği yapar, profesyonel futboldan bu 6 yıl boyunca uzak durur. 1996-97 sezonunda Keşanspor’a çağırılır. Giderken yanında liseden öğrencileri olan İzzet Ceylan, Nurbay Korkmaz, Aytaç Cinci ve Seçkin Tuna’yı da götürür. Çevreden ve köylerden gençleri de alır takıma, oynatır da daha 18 yaşına gelmemiş bu genç öğrencilerini. Gençleri sever, destekler, onları yetiştirmek için programlı bir şekilde çalışır, çalıştırır, başarılı da olur gençlerle Yüksel Çelik hoca.

Profesyonel kariyerinde 7,5 yılda 3 takım çalıştırır. Trakya’nın dışına çıkmaz. 4 yıl aralıklarla Keşanspor, iki yıl Kırklarelispor ve 1.5 yıl da Edirnespor.

KIRKLARELİSPOR’DA İKİ YIL

1997-98 sezonunda Kırklareli ile anlaşır. Genç ve mütevazi bir bütçe ile bir takım oluşturur. İlk yıl yapılanmadır, amaç gençleri kazanmak, takımı ayakta tutmaktır. Başarılı olur ilk yıl hedefler doğrultusunda. İkinci sezon Kırklareli sahası çimlendirme çalışmaları için ilk yarı bütün maçlar deplasmanda oynanır. Kulüp başkanı da şampiyonluk hedefi koyar takıma. Mümkün müdür? Hem bütün maçları deplasmanda oyna, hem de hepsini kazan. Devamını kendisinden dinliyoruz:

“Galibiyetlerin yanında puan kayıpları da başlayınca, başkan bırakmamı istedi, bıraktım. Benden sonra gelen hocayla takım ligin dibine oturunca tekrar beni çağırdılar. Takımı toparladım, hazırladım, şampiyon olamasak da ligi iyi bir yerde bitirdik. Bir yıl sonra da zaten benden sonra gelen hoca hazır takımla 2. Lig’e çıkmış oldu. O yılı takım çalıştırmadan geçirdim.

EDİRNESPOR’UN AMATÖRLERİNİ TAKIMA KATTIM

Kırklarelispor’da başarılı dönemim sonrasında Atilla Bilgin benimle iletişime geçti. Edirnespor adına görüşmek isteğini iletti. Edirne’de yönetimle oturup konuştuk. Atilla Bilgin, Nejat Öztaş, Yavuz Çiroz vardı görüşmede. Başkan genç, ayakları yere basan, ekonomik bir takım isteğini iletti. ‘Amaç şampiyonluk değil de ligde sağlam yer tutan, düşme potasından uzakta bir takım olsun yeter’ dedi. Edirnespor’u ayağa kaldıralım, öz kaynaklarımızla, gençlerimize imkanlar tanıyarak devam edelim isteğini de belirtti. Bu düşünceler bana da uyuyordu. Ben de gençlerle çalışmayı çok seviyordum. Gençleri hazırlamak, yetiştirmek, onların daha iyi futbolcu olduğunu görmek bana da her zaman büyük mutluluk vermiştir.

Kırklareli’nden genç ağırlıklı 6 oyuncu getirdim Edirne’ye. Üstelik de çok düşük maliyetlerle geldi bu genç oyuncular. Edirne’li amatör olan gençleri de kadroya kattım. Tuncay, İdris, Furkan, Emrah, Ulaş, Faruk, Erhan, Ferhat o dönemin oyuncuları olup, direk takımda oynattım ve onları Edirnespor’a kazandırdım. O yıl takımın yaş ortalaması 22 idi. Edirnespor’da ilk yıl ilk sezon takım oturdu, başarıda geldi. Gençlerle çıktığınız yolda kırılmaların olması normaldir. Gençler çok çalışır ama çok da kolay çözülürler. İlk sezon ikinci yarı  biraz düşüş yaşasak da sezonu iyi bir yerde bitirmiş olduk ve yönetim ile birlikte koyduğumuz hedefi tutturmuş olduk.

ŞAMPİYONLUK BEKLENTİSİ

İkinci sezon yine aynı hedeflerle yönetimle görüşerek yola çıktık. Gençlerden birkaç takviye yaptık takıma. İyi bir sezon öncesi hazırlık dönemi geçirdik kampta. Hazırlık maçlarını o dönemde 2. Lig’de olan Kırklarelispor ve 3. Lig’de olan Lüleburgazspor ile Çorluspor, hepsini de yendik. Takım hazır, saldırgan, koşuyor, gümbür gümbür gelen bir takım olmuştuk. Sezon başlayınca ilk iki maçımızı da kazanınca Edirne taraftarı, yerel basını, yerel televizyonu olmak üzere tamamen şampiyonluk havasına giriverdi. Üzerimizde inanılmaz bir baskı oluşmaya başladı. Oysa sezon başında takımımız görenler bizler için bunlar galibiyet bile alamadan sezonu bitirirler diyorlardı.

Ligin üçüncü maçında beklenmeyen bir yenilgi aldık Edirne’de. Spor kamuoyunda homurdanmalar başladı. Biz şampiyonluk sözü vermedik, yönetim ile anlaşmamız, ayakları yere basan iyi bir takım oluşturmaktı. Haftasına Ayazağa deplasmanına gittik. İlk yarı 1.-1 biten maçın ikinci yarısında 3-1 öndeyiz. Maçın son dakikalarında oyuncu değişikliklerine gittim. Hakem bir penaltı verdi oldu 3-2. Uzatmalarda da bir gol yedik maç 3-3 bitti.

TARAFTARIN GEREKSİZ TEPKİSİ

Haftasına Bakırköy geldi Edirne’ye. Bizden çok güçlü, bütçe olarak çok yüksek bir takım olmalarına karşın Erdinç Niş hocayı izlemek için göndermiştim Bakırköy’ü. Bir hafta boyunca Bakırköy için hazırlandık. Takımıma güveniyordum, çıktık maça. İnanılmaz pozisyonlar harcadık ilk yarı boyunca. Bir tane atsak belki fark gelecek. İlk yarı 0-0 bitti. İkini yarıda ilk golü penaltıdan yedik, sonrasında 3-0 kaybettik. Maç sonu tribünlerden inanılmaz hakaretler geldi bana ve futbolcularıma. Yönetim bize sahip çıktı, Nejat Öztaş, Yavuz Çiroz ‘Biz zaten iyi bir ekibiz  bunlar geçer, taraftarın tepkisi diner’ diye beni teselli etmeye kalktılar ama çok kırılmıştım seyirciye, bıraktım Edirnespor’u da teknik direktörlüğü de o maçtan sonra, futbolcuların da çok morali bozulmuştu. Bir süre sonra Melih Altınok ve bir grup futbolcu Keşan’a beni ikna etmeye geldiler. Ama kararımı vermiştim, dönmedim.”

O DÖNEMDE HUDUT GAZETESİNDE ÇIKAN İSTİFA MEKTUBU

“Takımda yeniden yapılanma başlattık. Geleceğin teminatı olan genç ve yetenekli gençleri bir araya getirdiğimizi düşünüyorum. Bunun için çok çalıştık. Kahvehanelerde, meyhanelerde  zaman harcayıp dedikodu yapmadım. Benim için önemli olan çok çalışıp, Edirnespor’un geleceğini yaratmaktı. Bunun için istediğim tek şey destekti. Çünkü ben de Edirneli’yim. Hiçbir lüks harcamam olmadığı gibi, takıma da harcatmadım, hep ekonomik davrandım. Bazı deplasmanlarda ekmek arası köfte, bazen bisküvi, bazen de aç döndük ama şikayetçi olmadık, mutluyduk. Teknik ekibim ve futbolcularım iki ay boyunca ceplerinde çay parası olmadan çalışmalara çıktılar. Hırsla azimle hazırlandılar. Zor bir tane değildi. Ama biz hepsini başardık. Kendini taraftar zanneden bir elin parmak sayısını geçmeyen ama insanları yönlendiren, daha önce yönetim istifa ettiren, antrenör kovduran, futbolcu kaçırtan, menfaatleri doğrultusunda hareket eden taraftar grubuna biz de yenik düştük. Ben ve futbolcularım hayatımızda duymadığımız küfür ve hakaretlere maruz kaldık. Ama biz bunları hak etmedik. Edirnespor’un parasını çalmadık, milyarlarca para verip transferler yapmadık. Lüks otellerde kalmadık, kimseye de şampiyonluk sözü de vermedik. Öyleyse bu ihtiras niye? Taraftarlar Derneği altında gizlenen ve yalnızca Edirnespor’a her türlü desteği vermek için kurulmuş ama bunu kendi çıkar ve amaç doğrultusunda kullanan bu kişiler engellenmediği sürece Edirnespor’un büyük zarar göreceği düşüncesindeyim. İstifamın Edirne Taraftarlar Derneği’nin yeniden yapılanmasını sağlayacağını ve Edirnespor’a faydalı hale getireceğini umuyorum”

Yüksel Çelik hoca kırgın ve üzgün bir şekilde giderken bile Edirnespor’un geleceğini düşünecek kadar mesleğini seven bir insandı. Ya Edirnespor ondan sonra yapılanabildi mi? Bir yıl sonra ligden Amatör’e düşecek ve 18 yıl boyunca bekleyecektir 3. Lig’e dönmeyi.

MESLEĞİME GERİ DÖNDÜM

Yüksel Çelik hoca söyleşiyi şu sözlerle noktaladı:

“Teknik direktörlüğü bıraktıktan sonra mesleğim olan Beden Eğitimi Öğretmenliğine döndüm. 1990 yılında evlendiğim Nurdan hanımla birlikte yaşamımı sürdürüyorum. 1991 doğumlu kızım Mine Çelik kimya mühendisi olarak çalışıyor. Çok sevdiğim mesleğimde yine genç sporcularla çalıştım. Birçok teklif gelmesine karşın asla kabul etmedim. Keşan’da yaşıyorum. Emekli olduğum 2017 yılına kadar yaptım öğretmenlik mesleğimi. Yazları Erikli’de yazlığımızda, kışları da Keşan’da evimde eşimle birlikte geçiriyoruz.”

YORUMLAR (1)

  1. Erman diyorki:

    Yüksel Hoca mesleğini seven ve benimde hocaligimi yapmış karakterli bir insan ama emekliyim deyip kenara cekilmemeli yeni gençler yetistirmeli

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL