TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 302.735
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 52.676
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 248
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 32.539
Köşe Yazısı Okuma Sayısı: 266

Zehra – Aşkın Peşinde Bir Ömür – 15. Bölüm

Ama sonra ne var ne yok, yine bu hoyrat ellerimle yıktım, mahvettim ve kaybettim Zehra’yı. Bir daha hiç kazanamayacak, bulamayacak kadar uzaklara götürdüm bıraktım, söylediklerimle. Engel olamadım dilime. Ve ben..

Zehra – Aşkın Peşinde Bir Ömür – 15. Bölüm

Ama sonra ne var ne yok, yine bu hoyrat ellerimle yıktım, mahvettim ve kaybettim Zehra’yı. Bir daha hiç kazanamayacak, bulamayacak kadar uzaklara götürdüm bıraktım, söylediklerimle. Engel olamadım dilime. Ve ben bir daha kendimi hiç tanıyamadım. Her geçen gün değiştim, kendime hakim olamıyordum. Saçma sapan şeyler yapmaya devam ettim. O günden bugüne değişmeyen tek şey, hala Zehra’nın sonradan içeri alınan balkonunun karşısına geçip bir sigara içimlik de olsa durup, seyretmek. Hayatım bu kısır döngü içerisinde savrulup durur o günden beri.

(5)

Her akşam başka mekanda sabahlayıp, mekan sahibinin “Hadi arkadaşım, kapatıyoruz” nidalarıyla oturduğum yerden zar zor doğrulduğum, mekandan çıkarken “bir tane de yolluk versene abi” vakitlerinde sendelerken, hayatın bu kadar acımasız olabileceğine ihtimal vermediğim zamanları düşünüyordum. Oysa, ben böyle bir adam değildim. Huysuz, uykusuz, arkasız, yarınsız düşlerin peşi sıra oradan oraya savruluyordum. Farkındayım oradan oraya savruluyordum cümlesini çok sık kullanıyorum, ama inanın başka bir tanıma sığdıramıyorum içinde bulunduğum durumu. İnsan elindekinin kıymetini kaybedince anlarmış klişesinin yaşayan tek örneği benim herhalde. Nereye koysam kendimi eğreti duruyorum. Elim hiç kimsenin eline yakışmıyor, ben kendimi kimsenin yanına yakıştıramıyorum. Baktığım kahverengi gözler bile, uzun süre bakınca yeşile çalıyor. Çıkamıyorum içinden. Bütün gözler mi yeşil olur? Bütün yeşiller bana Zehra’yı hatırlatmak zorunda mıdır?

Yine böyle demlenmeyi marifet saydığım akşamlardan bir akşam, mekanın birinde oturmuş arkadaşlarla rakı içerken, zira eski sevgili yad edilecekse rakı içmek eski bir gelenektir bizim buralarda. Rakı içiyorduk, masada derin siyaset dönüyordu, haddinden fazla sıkılmıştım. Bir ara sigara yakmaya yeltendim, mekan sahibi soluksuz yetişti, “Usta” dedi, “daha iki akşam önce sigaradan ceza yedik, gözünü seveyim dışarıda iç sigarayı” dedi. Ters bi bakış attım suratının orta yerine, lakin adamın kabahati değildi. 2 bin beş yüz lira az para değil. Benim yüzümden tekrar canının yanmasını istemem elbet. “Tamam abi” dedim. Kalktım oturduğum yerden. Bir tane sigara alıp paketten, ikinci katta bulunan mekanın merdivenlerinden inip kapının önünde yaktım sigarayı. Zeminde başka bir mekan vardı ve orada canlı müzik vardı. Kapısının önüne gidip, biraz kulak kabartayım müziğe dedim. Zira müziği yapan aynı zamanda mekan sahibiydi ve tanışırdık kendisiyle. Kapının önünde beni görünce önce başıyla selamladı. O öyle başıyla selamlayınca eşi yanıma geldi. “Hoş geldin, ne içersin” dedi. Üst katta olduğumu belirttim. “Olsun, bir şeyler ikram edelim” diye ısrar edince, “sade bir maden suyu” istedim. Öyle dinliyordum. “Kum gibi” çalmaya başladı birden. Bu şarkıyı bana armağan ettiğini belirtti mikrofondan. Adımı söylememişti “Sana gelsin kardeşim” demişti sadece. Başımla selamladım. Şarkı bitince aralarında benim de olduğumu, şiir okumak için beni sahneye davet ettiğini anons edince, apışıp kaldım. Hiç havamda değildim.

Dün akşamdan kalmıştım, daha ayılmadan tekrar içki masasındaydım. Sesime çok güvenmiyordum, ama adım anons edilmişti bir kez. Kıvırmak olmazdı. Adımın anons edilmesiyle birlikte, sahnenin önündeki masalardan kapıya doğru bir bakış yakaladım ki, o bakış benim olduğum yerde sendelememe sebep oldu. Çakıldım kaldım. On saniye kadar hareket edemedim. Bakışlarının nezaretinde çıktım sahneye. Evet, Zehra’ydı. Ne yapacağımı bilemememin verdiği sersemlikle, ağzımdan Attila İlhan’ın; “bir gün senden vazgeçmek zorunda kalırsam, aşkımın küçüklüğüne değil, çaresizliğimin büyüklüğüne inan” dizeleri döküldü. Her şey kontrolüm dışında gerçekleşiyordu. Tam karşımdaydı, ama bakmamaya çalışıyordum. Göz göze geldiğimiz anda, o yeşil gözlerin etkisi üzerimde büyüleyici bir sersemlik yaratıyordu. Çıkamıyordum o etkinin içinden. Aklıma gelmesi bile yetiyorken, karşımda olduklarında hiçbir şekilde rahat hareket edemiyordum. Durdum Attila İlhan’ın dizelerinden sonra, derin bir nefes çektim. Sigara yakabilir miyim diye sordum. “Sana serbest kardeşim” dedi. Bir sigara yaktım. Sigaradan da derin bir nefes aldım.

 

Ve, Ümit Yaşar Oğuzcan şiirini okumaya başladım;

 

Uykuların kaçar geceleri, bir türlü sabah olmayı bilmez.
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya,
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar ne yastık.
Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık.
Onun unutamadığın hayali,
Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine.
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

 

… “Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine” mısraını okurken sigaradan derin bir nefes daha aldım. Ve devam ettim şiiri okumaya;

 

Bir gün anlarsın hayal kurmayı;
Beklemeyi, ümit etmeyi.
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi.
Lanet edersin yaşadığına...
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın.
O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden.
Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın.

 

… diye bitirdim şiiri… alkış kıyamet mekanda… maden suyumdan son yudumu aldım… sigaradan son nefesi çekip biten maden suyu şişesinin içine attım. Kapattım gözlerimi… ikinci şiir

Can Yücel’dendi. “Buluşmak Üzere” şiirini başladım okumaya;

 

Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni

 

… başımı kaldırdım, mekanı kolaçan ettim, ama bir türlü Zehra’nın oturduğu masaya bakamıyordum. İki arkadaşı daha vardı masada. Göz göze gelmemek için elimden geleni yapıyordum, ta ki son dizeye, o vurucu mısraya sıra geldiğinde;

 

Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım

 

…”gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili” mısraını okurken, kaldırdım başımı diktim Zehra’nın gözlerinin içine gözlerimi… “bi de başını çeviriyorsun ki, yanında ben varım” diye bitirene kadar gözlerinin içine baktım, baktım, baktım. Kaç zamandır görmediğim ve hiçbir yeşile benzetemediğim o yeşil gözlerin yansımasında kendimi görmek, bunun adına mutluluk mu dersiniz, hüzün mü? Bilmiyorum! Ben bir isim koyamadım. Kaldım yine öyle.

 

Kendi şiirlerimden bir tane okuyup ayrılacağımı belirttim mikrofondan;

…kucak dolusu ağlasam da takma kafana,

bitirmek yiğitlikse,

bereket versin, bitirdik işte!

 

Dedim ve doğruldum oturduğum yerden, bana bu fırsatı verdikleri için müzisyen ve mekan sahiplerine, dinleyenlere de sabredip nezaket gösterdikleri için teşekkür edip, sahneden inerken “kum gibi”yi çalabilir misiniz benim için tekrar dedim ve sahneden ağır aksak adımlarla inerken Zehra ile göz göze gelmemeye çalışarak, ayrıldım mekandan. İçim içimi yiyordu ama, beş metre bile yoktu aramızda, elimi uzatsam tutacağım, ama yok ellerini tutmak bana yasak. Gözlerinin içine bile bakarken, başka bir yasağın içindeydim de, illegal işler peşindeymişim hissiyatı. İnanın bana kolay değil.

Ve mekandan uzaklaşırken, kum gibinin sözleri kulaklarımda yankılanıyordu;

 

“Martılar ağlardı çöplüklerde

Biz seninle gülüşürdük

Şehirlere bombalar yağardı her gece

Biz durmadan sevişirdik

Acımasız olma şimdi bu kadar

Dün gibi dün gibi çekip gitme

Bırak da sarılayım ayaklarına

Kum gibi kum gibi ezip geçme”

(Devam edecek)

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL